Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:
“Biz oradaki müminleri çıkardık. Fakat orada bir evden başka Müslümanlardan hiç kimseyi bulmadık.” (Zâriyât Sûresi, 35-36)
Bugün çok düşündürücü bir ayet üzerinde duralım. Bu ayette Rabbimiz, helak edilen Lut kavminden bahsetmektedir. O toplumu helak etmek için meleklerini gönderiyor. Toplum tamamıyla gayrimeşru işlere bulaşmıştı. Öyle ki ayette de geçtiği üzere sadece bir ev kendisini bu tehlikeden, günahtan ve ahlaksızlıktan korumuştu. Hatta günah bu eve de bulaşmıştı. Evin kadını da günahın ortaklarındandı. Allah Teâlâ onun da geride kalanlarla birlikte helak edileceğini söyledi.
Günahın her tarafı sardığı bir toplumda günahtan uzak duran bu ev olmak istemez misin? Allah’ın yanında kemiyet yani sayıların çokluğu değil, keyfiyet yani kalite önemlidir. Allah kuru kalabalık değil, az bile olsalar kaliteli müminlerin olmasını ister.
Koca bir çarşı var. Yüzlerce, binlerce esnaf ve tüccar var. Çoğu fahiş fiyatla mal satıyor, fırsatçılık yapıyor, müşterilere malı olduğu gibi anlatmıyor, “son fiyat budur” dediği fiyat gerçek fiyattan kat kat uzak, alıcılara ve satıcılara doğru söylemiyor, borcunu zamanında ödemiyor, mallara ve ürünlere hile katıyor… Sen bunların arasından sıyrılıp oradaki dürüst esnaf, dürüst tüccar olmak istemez misin? Helak edilecek, duası kabul olmayan kalabalıktan mı olmak istiyorsun, yoksa kurtarılacak ve duası kabul edilenlerden mi?
Dürüst olursan belki kazancın az olacak ama Allah’ın yanında kazandığın daha büyük ve daha çok olmayacak mı? Allah’ın onayından geçmiş bin lira mı kazanmak, yoksa Allah’ın onayından geçmemiş on bin lira mı kazanmak? Hangisi kazançtır? Allah’ın yanında helal yollarla kazanılmış bir lira, haram yollarla kazanılmış on liradan daha çoktur. İşte buna bereket denir. Bu bir lira zamanla çoğalır, büyür ve kazandırır. On lira ise yerinde sayar ve kaybolur.
Hani ayette “bir evden başka Müslümanlardan hiç kimseyi bulmadık” diyor ya, bugün belki şöyle diyebiliriz:
“O çarşıda, pazarda, AVM’de, sanayide bir dükkândan, bir işyerinden, bir fabrikadan başka dürüst kalan hiçbir yer yoktu.”
Sen hangisi olmak istersin? Helak edilecek olan herkesle mi olmak istersin, yoksa az ama doğru olanlardan mı? Herkes kendi hesabını verecek, sen de kendi hesabını vereceksin. Kalabalığın içinde kaybolmak kimseyi kurtarmayacaktır. Kalabalık dağıtılacak ve herkes birer birer hesap vermeye gelecektir.
Düşünsene Allah senden şöyle bahsediyor:
“Orada hile yapmayan, eksik tartmayan, kimseyi kandırmayan bir dükkândan başka yer bulamadık.”
İşte asıl başarı budur.
Günün Duası:
Rabbim, bizleri sayıca çok olan günahkârlardan değil, özü sözü bir, güven veren ve güven duyulan kullarından eyle!
Murat Padak
“Bir Esnafın 365 Günü” adlı çalışmadan bir örnek
