Penguenleri izledim.
Belgesellerde, videolarda…
Soğuk eksinin de ötesinde; –60 derecede hayatta kalmanın yolunu.
Penguenler “bireysel cesaret” masalı anlatmaz.
Penguenler halka anlatır.
Soğukta bir araya gelirler.
Ortadakiler ısınır, kenardakiler donar.
Sonra dönerler.
Kimse hep merkezde kalmaz, kimse hep kenarda ölmez.
Ama biri sürüden ayrılırsa…
Ne cesareti kalır,
Ne özgürlüğü,
Ne de hikâyesi.
Yarım saat içinde donar.
Ya da bir avcının gölgesinde kaybolur.
O yüzden diyorum ki:
“Sen kendi yolunu çiz, sürüden ayrıl” diyen her söz bilgelik değildir.
Bazen bu söz, farkında olmadan ölüme davetiyedir.
Evet…
Ya herkesin gittiği yoldan gidersin,
Ya da herkesin geleceği bir yolu birlikte inşa edersin.
Ama tek başına “farklı” olmak,
soğukta cesaret değil, hesapsızlıktır.
⸻
Şimdi bir de eve giren hırsızı düşünelim.
Bir kez girse;
kapıyı değiştiririz.
İki kez girse;
kamera takarız.
Üçüncüde alarm, sensör, kilit…
Çünkü hırsız malımızı alır.
Peki ya kalbe gelen hırsız?
İmanı çalmaya gelen,
şükrü aşındıran,
sabri kemiren,
yalnızlığı “özgürlük” diye fısıldayan hırsızlara karşı
hangi tedbiri alıyoruz?
Evimizin güvenliği için bu kadar hassasken,
kalbin güvenliğini neden ihmal ediyoruz?
Oysa biri dünyamızı çalar,
diğeri ahiretimizi.
Ve kalp hırsızı sessiz gelir.
Gürültü yapmaz.
“Bir defadan bir şey olmaz” der.
“Kimseye muhtaç değilsin” der.
“Sürüden ayrıl, kendin ol” der.
İşte tam orada penguen ölür.
İşte tam orada kalp donar.
Kalbin güvenlik tedbirleri süslü değildir:
• Kur’an’a ve Sünnet’e tutunmak,
• Okumayı terk etmemek,
• Salih insanlarla bir arada olmak,
• Allah’ı hatırdan düşürmemek…
Yani halka içinde kalmak.
Tasavvuf bize şunu öğretir:
İnsan tek başına kemale ermez.
İnsan, insanla korunur.
Penguenler bunu bilir.
Kalp de bilir.
Ama nefis…
Unutmak ister.
O yüzden bırak “neden penguen” desinler.
Bırak “neden herkes” diye sorsunlar.
Çünkü bazı yollar yalnız yürünmez.
Bazı soğuklar tek başına aşılmaz.
Ve bazı imanlar ancak birlikte muhafaza edilir.
___
İnşallah kelimesinin yanlış kullanımı
İnşallah kelimesinin Arapça yazılışı (إن شاءالله) [İnşaallah] şeklindedir. Türkçede genellikle İnşallah şeklinde yazılır.
Anlamı: "Allah dilerse"
Bu kelime son yıllarda duaların sonunda sıkça kullanılır oldu. Fakat çoğunlukla yanlış kullanılmaktadır. Yanlış kullanımla ilgili bazı örnekler:
Allah kabul etsin, inşallah!
Allah bizi cennetine koysun, inşallah!
Allah sağlık sıhhat versin, inşallah!
Allah yardım etsin, inşallah!
Bu cümlelerin tamamında inşallah kelimesi kullanılmaz.
İnşallah kelimesi insanların gelecekle ilgili fiillerinde kullanılır.
Yarın gelirim, inşallah
Seni ziyarete geleceğim, inşallah
Seni ararım, inşallah
Özetle: Dualarda inşallah kullanılmaz, insan işlerinde kullanılır.

