Tarih bazı isimleri sıradan harflerle yazmaz.
Bazı dönemleri de dipnotlara sıkıştırmaz.
Bugün yaşananlar gösteriyor ki; tarih, bu süreci yöneten isimleri altın harflerle yazacak. Devlet aklı denilen şey, tam olarak da böyle bir şey olmalı.
Tarih; Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı, Sayın Devlet Bahçeli’yi, Sayın Hakan Fidan’ı ve Sayın İbrahim Kalın’ı altın harflerle yazacaktır.
Sessiz…
Sabırlı…
İlmek ilmek dokunan…
Kimseyi ürkütmeden, etrafı uyandırmadan…
Tereyağından kıl çeker gibi…
Aslında her şey, Beşar Esad sahneden indirilmeden önce planlanmıştı. Terörsüz Türkiye vizyonu, dikkat çeken temaslar, verilen mesajlar, kurulan komisyonlar, yapılan Suriye ziyaretleri, ABD’de yürütülen ikna diplomasisi, komşu ülkelerle sürdürülen yoğun trafik, Suriye ordusunun eğitimi ve donatılması, istihbarat paylaşımı…
Hepsi bir zincirin halkalarıydı.
Ve bugün gelinen nokta, bu zincirin ne kadar sağlam kurulduğunu açıkça gösteriyor.
Ben bu köşede defalarca yazdım:
“Gerekirse her şeyi göze almalı, teröristan kurulmasına engel olmalıyız. Gerekirse Suriye ordusuyla birlikte operasyon yapmalıyız” dedim.
Buna bile gerek kalmadı.
Çünkü devlet, bizim bildiğimizin bin katı fazlasını biliyormuş.
Devlet aklı dediğin şey; duyguyla değil, bilgiyle hareket ediyormuş.
Bu ekibin bu dönemde iş başında olması ise bu millet için büyük bir şanstır.
Öyle bir sonuç ortaya çıktı ki;
yedi düvel alkışladı.
Dünya izledi.
Hatta her fırsatta itiraz eden, düşmanlık eden çevrelerden bile takdir edenler çıktı.
Bundan sonrası zor değildir.
Kullanılıp atılan, tasması gevşetilen PKK, YPG, SDG gibi yapılar önce kuduz köpek misali sağa sola saldıracak, ardından aç kaldıklarını anlayıp yeni kapılar arayacaklardır. Ama o kapılar artık kapalıdır.
Dünya bunu anladı.
Ama ne yazık ki içeride hâlâ anlayamayanlar var.
Devlet hayaliyle yatıp kalkacaklarına keşke o enerjilerini;
doğup büyüdükleri,
yaşadıkları,
sevildikleri,
ekmeğini yedikleri,
okudukları,
iş güç sahibi oldukları,
hiçbir ayrım görmeden eşit vatandaş sayıldıkları ülkeleri için harcasalar…
Dışarıdan verilen boş vaatlere kanıp, Türkiye’nin bu konudaki hassasiyetini görmezden gelmek affedilir bir gaflet değildir.
Şunu özellikle vurgulamak gerekir:
Vatanına ve bayrağına sımsıkı bağlı Kürt kardeşlerimiz sonuçtan memnundur.
Gençleri kandırarak, yaşlıları korkutarak toplanan oyların terör örgütlerine peşkeş çekilmesini bu millet unutmayacak, affetmeyecektir.
Sonuç çok nettir:
Kürt kazandı.
Türk kazandı.
Arap kazandı.
Çerkez kazandı.
Laz kazandı.
Kaybeden yalnızca teröristler oldu.
Bu büyük tabloyu, birkaç hainin bayrağımıza yönelik alçakça girişimleri gölgelemesin. O işin failleri anında yakalandı. Bayrağa uzanan her el, karşısında bu milletin kudretini bulur.
Çok şükür;
bayrağımıza el uzatanın elini kıracak iradeye,
devletimize kast edenin belini bükecek güce sahibiz.
Yeni dönem hayırlı olsun.
Darısı;
akan kanların durduğu,
mazlumların nefes aldığı,
bir an evvel devletine kavuşan Filistin’e…
Selam ve dua ile…

