Mehmet Ali ÖZTÜRK
Köşe Yazarı
Mehmet Ali ÖZTÜRK
 

Bir Zamanlar Mahalleydi Hayat

Çocuktum… Ama aklım başımdaydı. Her şeyi dün gibi hatırlıyorum. Sevinçler de hüzünler de ortaktı. Çocuklar… sadece bir ailenin değil, bütün mahallenindi. Anamın verdiği salçalı ekmeği bazen halam uzatırdı, bazen komşu Fatma abla… Verirken de sadece ekmek vermezlerdi; bir tebessüm, bir şefkat, bir sahiplenme bırakırlardı başımızda. Kedi de köpek de sahipsiz değildi o zaman… Kim açsa, kim görse doyururdu. Çünkü merhamet, kapı numarasına göre dağıtılmazdı. SOKAKLARIMIZ OKULDU Sokak bizimdi. Mahalle bizimdi. Kapı önünde oturan teyzeler, pencereden bakan dedeler… Sadece seyretmezlerdi; güvenliğin, muhabbetin, hatta haberin teminatıydılar. Yabancı biri mi geçti sokaktan? Herkes bilirdi. Şüpheli mi var? Fısıltıyla değil, sorumlulukla yayılırdı. Sokaklar okul bahçesiydi adeta… Çocuklar özgürce oynardı. Akşam olunca da gönülsüzce, yorgun ama mutlu dönerdik evlere. EVLERİN İÇİNDE HUZUR VARDI Evlerde bir başka iklim vardı. Elleri tesbihli, dudakları dualı nineler… Sedirlerde oturur, içeri giren çocukla şakalaşırdı. Hatim sesleri dolaşırdı odalarda. Babanın, annenin, abinin, ablanın varlığı hissedilirdi. Akşam olunca herkes evdeydi. Çünkü ev, sadece dört duvar değil; huzurun adresiydi. HAYAT SADE AMA DERİNDİ Hayat tek odada yaşanırdı belki… Ama gönüller genişti. Boşanma kelimesi yabancıydı bize. Yeni evliler yalnız bırakılmaz, büyüklerin tecrübesiyle yoğrulurdu. Erkekler belki romantik değildi… Ama gönül almayı bilirdi. Kadınlar güçlüydü… Ama o gücü sevgiyle taşırdı. Büyükler konuşurken küçükler dinlerdi. Ve o sözler, fark etmeden karaktere işlenirdi. BAYRAMLAR… BAŞKA GÜZELDİ Hele bayramlar… Bayramlıklarımızla yatardık. Heyecan günler öncesinden başlardı. Paylaşmak, kaynaşmak, sarılmak… Hepsi gerçekti, sahiciydi. Fotoğraf yoktu belki… Video yoktu… Ama hatıra vardı. Ve hâlâ içimizde. BUGÜN… Bugün de aklım başımda. Her şeyi görüyorum, takip ediyorum. Ama… Unutmak istediğim sokaklar var. Anlatmaya utandığım komşuluklar… Benden sonraki nesle aktarmaya hicap ettiğim hatıralar… Bir şeyler değişti. Belki teknoloji gelişti… Ama insan geriledi. ASIL MESELE Ben bu asrı sorguluyorum. Çünkü biliyorum ki; bir dostla gülüşmek, bir çayın başında muhabbet etmek, on dakika içten bir sohbet… Hepsi, bugünün en pahalı yalnızlıklarından daha kıymetli. Ve belki de en acı gerçek şu: Eskiden hayat daha zordu… Ama insanlar daha kolaydı. Şimdi hayat kolaylaştı… Ama insanlar zorlaştı. ⸻ Ve biz… Belki de en çok, birbirimizi kaybettik.
Ekleme Tarihi: 23 Mart 2026 -Pazartesi
Mehmet Ali ÖZTÜRK

Bir Zamanlar Mahalleydi Hayat

Çocuktum
Ama aklım başımdaydı.

Her şeyi dün gibi hatırlıyorum.
Sevinçler de hüzünler de ortaktı.
Çocuklar… sadece bir ailenin değil, bütün mahallenindi.

Anamın verdiği salçalı ekmeği bazen halam uzatırdı, bazen komşu Fatma abla…
Verirken de sadece ekmek vermezlerdi; bir tebessüm, bir şefkat, bir sahiplenme bırakırlardı başımızda.

Kedi de köpek de sahipsiz değildi o zaman…
Kim açsa, kim görse doyururdu.
Çünkü merhamet, kapı numarasına göre dağıtılmazdı.

SOKAKLARIMIZ OKULDU

Sokak bizimdi.
Mahalle bizimdi.

Kapı önünde oturan teyzeler, pencereden bakan dedeler…
Sadece seyretmezlerdi;
güvenliğin, muhabbetin, hatta haberin teminatıydılar.

Yabancı biri mi geçti sokaktan?
Herkes bilirdi.
Şüpheli mi var?
Fısıltıyla değil, sorumlulukla yayılırdı.

Sokaklar okul bahçesiydi adeta…
Çocuklar özgürce oynardı.
Akşam olunca da gönülsüzce, yorgun ama mutlu dönerdik evlere.

EVLERİN İÇİNDE HUZUR VARDI

Evlerde bir başka iklim vardı.

Elleri tesbihli, dudakları dualı nineler…
Sedirlerde oturur, içeri giren çocukla şakalaşırdı.

Hatim sesleri dolaşırdı odalarda.
Babanın, annenin, abinin, ablanın varlığı hissedilirdi.

Akşam olunca herkes evdeydi.
Çünkü ev, sadece dört duvar değil; huzurun adresiydi.

HAYAT SADE AMA DERİNDİ

Hayat tek odada yaşanırdı belki…
Ama gönüller genişti.

Boşanma kelimesi yabancıydı bize.
Yeni evliler yalnız bırakılmaz, büyüklerin tecrübesiyle yoğrulurdu.

Erkekler belki romantik değildi…
Ama gönül almayı bilirdi.
Kadınlar güçlüydü…
Ama o gücü sevgiyle taşırdı.

Büyükler konuşurken küçükler dinlerdi.
Ve o sözler, fark etmeden karaktere işlenirdi.

BAYRAMLAR… BAŞKA GÜZELDİ

Hele bayramlar…

Bayramlıklarımızla yatardık.
Heyecan günler öncesinden başlardı.

Paylaşmak, kaynaşmak, sarılmak…
Hepsi gerçekti, sahiciydi.

Fotoğraf yoktu belki…
Video yoktu…
Ama hatıra vardı.

Ve hâlâ içimizde.

BUGÜN

Bugün de aklım başımda.
Her şeyi görüyorum, takip ediyorum.

Ama…

Unutmak istediğim sokaklar var.
Anlatmaya utandığım komşuluklar…
Benden sonraki nesle aktarmaya hicap ettiğim hatıralar…

Bir şeyler değişti.

Belki teknoloji gelişti…
Ama insan geriledi.

ASIL MESELE

Ben bu asrı sorguluyorum.

Çünkü biliyorum ki;
bir dostla gülüşmek,
bir çayın başında muhabbet etmek,
on dakika içten bir sohbet…

Hepsi,
bugünün en pahalı yalnızlıklarından daha kıymetli.

Ve belki de en acı gerçek şu:

Eskiden hayat daha zordu…
Ama insanlar daha kolaydı.

Şimdi hayat kolaylaştı…
Ama insanlar zorlaştı.

Ve biz…
Belki de en çok,
birbirimizi kaybettik.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve marasgunebakis.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.