Hacı Ali GÜNEÇIKAN
Köşe Yazarı
Hacı Ali GÜNEÇIKAN
 

'Yapamazlar' dediler, Erdoğan’ın iradesi Kahramanmaraş’ı ayağa kaldırdı...

Bazı açılışlar bir şehrin kaderine atılan imzadır. Kahramanmaraş’ta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un katılımıyla gerçekleştirilen toplu açılış töreni, işte tam da böyle bir anlam taşıyor. Açılışı yapılan yalnızca Yeni Kent Meydanı değil. Yalnızca 118 iş yerinden oluşan Yeni Toptancılar Sitesi, Karbon Yutak Alanı, Kuzey İlçeleri Entegre Katı Atık Tesisi ya da Yıkıntı Atıkları Geri Kazanım Tesisi de değil. Orada açılan şey, Kahramanmaraş’ın geleceğe açılan kapısıydı. Orada yeniden ayağa kalkan şey; betonun, demirin, taşın çok ötesinde, bir şehrin umuduydu. İşte böylesine ağır bir felaketin ardından bir meydana yeniden çocuk sesleri, bir çarşıya esnaf duası, bir dükkâna alın teri, bir sokağa hayat döndürmek sıradan bir belediyecilik işi değil.. Bu, bir devleti devlet yapan sorumluluk anlayışı. Bu, liderlik.. Bu, milletin acısını kendi acısı bilen bir iradenin eseri. Bakan Murat Kurum’un konuşmasındaki en çarpıcı bölüm, deprem günlerinde devleti hedef alanlara verdiği cevap.. “Yapamazlar” dediler… “Yetişemezler” dediler… “Bu şehirleri ayağa kaldıramazlar” dediler… Hatta arama kurtarma çalışmaları devam ederken bile felaketin tozu dumanı arasında siyasi hesap yapmaya çalışanlar oldu. Acının dinmesini değil, devletin tökezlemesini bekleyenler çıktı. Milletin yarasını sarmak yerine, o yaradan siyasi kazanç üretmeye çalışanlar görüldü. Fakat devlet, bu sözlere uzun açıklamalarla değil; temeller atarak, konutlar yükselterek, anahtarlar teslim ederek cevap verdi. Her “Yapamazsınız” sözünün karşısına bir şantiye kurdu. Her “Yetişemezsiniz” iddiasının karşısına bir anahtar teslimi kondu. Her “Bu yükün altında kalırsınız” cümlesine yeni bir mahalleyle cevap verildi. Bugün Kahramanmaraş’ın merkezinde ve ilçelerinde yükselen 74 bin güvenli yuva, yalnızca konut değil. Her biri, devletin vatandaşına verdiği sözün tutulmuş hâli.. Her biri, “Seni yalnız bırakmayacağım” cümlesinin betonla, çelikle ve emekle yazılmış şeklidir. Murat Kurum’un, “Bu millet için devlet, ebed müddettir” sözü bu nedenle sıradan bir siyasi cümle değildir. Bu sözün arkasında, bu milletin bin yıllık devlet anlayışı var. Bizim milletimiz devleti yalnızca bir kurumlar bütünü olarak görmez. Devlet; zor günde uzanan eldir. Enkaz başında bekleyen umuttur. Yetimin başını okşayan merhamettir. Esnafın kepengini yeniden açtıran güçtür. Yıkılan evin yerine yenisini yapan iradedir. İşte deprem bölgesinde yapılanlar, devlet ile millet arasındaki bu kadim bağın en somut göstergesi. Elbette böylesine büyük bir yeniden inşa seferberliği kendiliğinden ortaya çıkmadı. On bir ili etkileyen, yüz binlerce binayı yıkan ve milyonlarca insanın hayatını değiştiren bir felaketin ardından yüz binlerce konutun eş zamanlı olarak yapılması; güçlü bir siyasi irade, sağlam bir devlet organizasyonu ve kararlı bir liderlik gerektirir. Bu büyük mücadelenin merkezinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği var. Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremin ilk gününden itibaren şehirlerin yeniden ayağa kaldırılmasını yalnızca bir imar faaliyeti olarak görmedi. Bunu bir devlet meselesi, bir millet borcu ve tarihi bir sorumluluk olarak değerlendirdi. “Vatandaşımızı yuvasız, esnafımızı dükkânsız bırakmayacağız” sözü bir temenni olarak kalmadı. Bakanlıklar, belediyeler, TOKİ, Emlak Konut, İller Bankası, kamu kurumları, mühendisler, mimarlar ve işçiler aynı hedef doğrultusunda seferber edildi. Deprem bölgesi, dünyanın en büyük şantiye alanlarından birine dönüştürüldü. Üç bin 481 şantiyede, 200 bin mimar, mühendis ve işçi gecesini gündüzüne kattı. Bu büyüklükte bir organizasyonun arkasında yalnızca teknik kapasite değil, çok güçlü bir siyasi kararlılık var. Recep Tayyip Erdoğan’ın en belirgin özelliği de tam burada ortaya çıkıyor: Zor zamanlarda geri çekilmemek… Eleştiriler karşısında mazeret üretmemek… İmkânsız denileni mümkün hâle getirmek… Ve en önemlisi, verdiği sözün arkasında durmak… Kahramanmaraş’ta yükselen her konutta, açılan her iş yerinde, yeniden canlanan her caddede bu liderliğin izi var. Bugün şehrin merkezinde çocukların güvenle yürüyebildiği, esnafın yeniden kepenk açtığı ve insanların gelecek planı kurabildiği bir ortam oluşuyorsa, bunun temelinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın deprem bölgesine yönelik sarsılmaz iradesi bulunmakta.. Murat Kurum’un Kahramanmaraş ile kurduğu ilişkiyi yalnızca bir bakanın görev sorumluluğuyla açıklamak eksik kalır. O, depremin ilk günlerinden itibaren şehri masa başındaki raporlardan değil, enkazların arasından tanıdı. Esnafın çaresizliğini çarşıda gördü. Evini kaybeden vatandaşın gözyaşına sahada şahit oldu. Şehrin taleplerini toplantı salonlarında değil; mahallelerde, şantiyelerde ve sokaklarda dinledi. Bu yüzden Murat Kurum’un “Kahramanlar yurdu olan bu şehirden tek bir an bile elimizi çekmiyoruz” sözü, törensel bir ifade gibi durmuyor. Çünkü bu sözün karşılığı sahada var. Konutlarda var. İş yerlerinde var. Meydanlarda var. Çevre yatırımlarında var. Murat Kurum’un en önemli özelliklerinden biri de teknik dili vatandaşın gönlüne dokunan bir dile dönüştürebilmesi. Bir mühendis titizliğiyle rakamları anlatırken, aynı zamanda bir kardeş samimiyetiyle vatandaşın derdine ortak olabiliyor. Kahramanmaraş’a verilen 4 bin 500 yeni sosyal konut müjdesi de bu anlayışın devamı. Daha önce açıklanan 8 bin 200 konuta ilave olarak kazandırılacak yaklaşık 4 bin 500 sosyal konut, yalnızca yeni bir proje değil. Evi olmayan, depremde yakınlarını kaybeden ve yeniden bir yuva kurmaya çalışan binlerce vatandaş için hayata tutunma umudu.. Bir insanın başını sokacağı bir evinin olması, çoğu zaman bütün istatistiklerden daha değerli. Çünkü; Ev; güven demek, Aile demek, Hatıra demek, Bir çocuğun geleceğe korkmadan bakabilmesi demektir. FIRAT GÖRGEL.. Törende dikkat çeken bir başka önemli gerçek ise Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’in ortaya koyduğu yönetim anlayışı. Başkan Görgel, göreve geldiği günden bu yana büyük laflardan çok iş üretmeyi, tartışmalardan çok çözüm geliştirmeyi tercih ediyor. Deprem sonrası belediyecilik, normal zamanların belediyeciliğine benzemez. Bir taraftan altyapıyı ayağa kaldırmak, bir taraftan yolları, meydanları ve sosyal alanları yeniden düzenlemek gerekir. Bir tarafta vatandaşın günlük talepleri, diğer tarafta yıllara yayılacak büyük dönüşüm projeleri.. Böylesine ağır bir yük altında en fazla ihtiyaç duyulan şey; doğru planlama, kurumlar arası uyum ve güçlü bir takip mekanizması. Fırat Görgel’in başarısı tam olarak burada ortaya çıkıyor. Bakanlıklarla kurduğu güçlü ilişkiyi şehrin menfaatine dönüştürüyor. Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar, TOKİ, Emlak Konut, İller Bankası, valilik, milletvekilleri ve ilçe belediyeleriyle ortak hareket ederek Kahramanmaraş’ın yeniden inşa sürecini hızlandırıyor. Çünkü şehirler, kurumların birbirleriyle yarışmasıyla değil, aynı hedefe birlikte yürümesiyle kalkınır. Yeni Kent Meydanı bunun en güzel örneklerinden biri. Bu meydan yalnızca taş döşenmiş bir alan değil.. 116 ticari birimi, 424 araçlık kapalı otoparkı ve 12 bin metrekarelik yeşil alanıyla şehir merkezinin sosyal ve ticari hayatını yeniden canlandıracak büyük bir yaşam merkezi. Bir şehrin meydanı, o şehrin kalbidir. Meydanlar yalnızca insanların geçip gittiği yerler değil, İnsanların karşılaştığı, konuştuğu, sevincini ve hüznünü paylaştığı, şehirle bağ kurduğu alanlardır. Depremde kalbi ağır yara alan Kahramanmaraş’ın yeni meydanıyla yeniden nefes almaya başlaması bu yüzden çok değerli. Fırat Görgel’in, “Çocuklarımızın gökyüzünü görebildiği sokaklar ve caddeler oluşturuyoruz” sözü de dikkatle okunmalı.. Bu ifade yalnızca estetik bir şehircilik anlayışını değil, insan merkezli bir belediyecilik vizyonunu ortaya koymakta. Çocukların gökyüzünü görebildiği bir şehir… Ailelerin huzur içinde dolaşabildiği meydanlar… Esnafın güvenle ticaret yapabildiği çarşılar… İşte şehircilik tam olarak bu! Yeni Toptancılar Sitesi’nde hizmete açılan 118 iş yerini yalnızca rakam olarak görmek büyük hata olur. Her dükkânın arkasında bir aile var, Bir geçim mücadelesi var, Yılların emeği, alın teri ve ticari hafızası var. Depremde iş yerini kaybeden bir esnaf, yalnızca dükkânını kaybetmez. Müşterisini, düzenini, sermayesini ve geleceğe olan güvenini de kaybeder. Bu nedenle yeni iş yerlerinin esnafa teslim edilmesi, ekonomik olduğu kadar sosyal bir iyileşmedir. Esnaf kazanırsa mahalle canlanır. Mahalle canlanırsa şehir ayağa kalkar. Şehir ayağa kalkarsa millet güçlenir. Törende açılan çevre yatırımları da en az konutlar ve ticari alanlar kadar önemli. Deprem sonrası şehir merkezinde oluşan 750 bin metreküp yıkıntı atığının geri kazanılması, çevreye duyarlı şehircilik açısından son derece kıymetli bir adım. Enkazı yalnızca kaldırmak mümkündü. Fakat Kahramanmaraş’ta enkaz, yeniden ekonomiye kazandırılıyor. Felaketin geride bıraktığı yük, geleceğin kaynağına dönüştürülüyor. Bu yaklaşım, klasik belediyecilik anlayışının çok ötesinde. Kuzey İlçeleri Entegre Katı Atık Tesisi ile Afşin, Elbistan, Göksun, Nurhak ve Ekinözü’ndeki düzensiz depolama sorununun çözüme kavuşturulması da çevre açısından tarihi bir adım. Türkiye’nin sertifikasyona konu olan ilk Karbon Yutak Alanı’nın Kahramanmaraş’ta kurulması ise şehir adına ayrı bir gurur kaynağı. Onikişubat’ta 3 bin fidan ve bitkinin toprakla buluşturulması, yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri düşünen bir anlayışın ürünü.. Murat Kurum’un Başkan Fırat Görgel’e takdim ettiği “Yeşil Ruhsat”ın, Bakan tarafından verilen ilk yeşil ruhsat olması da sıradan bir ayrıntı değil. Bu belge, Kahramanmaraş’ın yalnızca yeniden inşa edilen değil, çevreci ve sürdürülebilir bir şehir olarak yeniden tasarlanan bir kent olduğunu göstermekte. Başkan Görgel adına da önemli bir takdir vesikası. Çünkü şehir yöneticiliği sadece bugünün yollarını yapmak değil, Yarın çocukların soluyacağı havayı, içeceği suyu ve yaşayacağı çevreyi de korumak. Bu törende ortaya çıkan en güçlü tablo şu bence; Ankara’nın iradesiyle Kahramanmaraş’ın yerel dinamikleri aynı hedefte buluşmuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği… Murat Kurum’un sahadaki takipçiliği… Vali Mükerrem Ünlüer’in koordinasyonu… Prof. Dr. Vahit Kirişci ve Kahramanmaraş milletvekillerinin desteği… Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’in yerel yönetim iradesi… İlçe belediyeleri, kamu kurumları, TOKİ, Emlak Konut, İller Bankası ve sahada ter döken binlerce emekçi… Bütün bunlar yan yana geldiğinde ortaya eser çıkıyor. Şehirlerin kalkınması, tek bir kişinin başarısı değil. Ancak bütün bu gücü aynı hedef doğrultusunda bir araya getirebilmek de güçlü bir liderlik ister. Kahramanmaraş’ta gördüğümüz tam olarak bu.. Vatandaşa mazeret değil, eser sunan bir irade… Şehirleri yalnızca binalar oluşturmaz. Şehir; insanın kendisini ait hissettiği yer.. Hatıraların, komşulukların, çocuklukların ve umutların ortak evi.. Bu nedenle yıkılan bir şehri yeniden inşa etmek, yalnızca beton dökmek değil. Şehrin ruhunu yeniden ayağa kaldırmaktır. Esnafın güvenini… Çocuğun neşesini… Ailenin huzurunu… Gencin gelecek umudunu… Yaşlının hatırasını… İşte Kahramanmaraş’ta yürütülen mücadele bu nedenle çok büyük. Bugün yeni meydanda yürüyen bir vatandaş belki yalnızca düzenlenmiş yolları, dükkânları ve yeşil alanları görecek. Fakat dikkatle bakanlar başka bir şeyi daha görecek: Devletin sözüne sadakatini… Milletin sabrını… İşçinin alın terini… Bir bakanın takibini… Bir belediye başkanının gayretini… Ve bir liderin kararlılığını… Felaket günlerinde çok konuşanlar oldu. Kaçanlar, göçenler.. Ekranlardan hüküm verenler… Sosyal medyada felaket tellallığı yapanlar… Enkazın başında bile siyasi hesap peşine düşenler… Fakat zaman en adil hakem. Gün gelir, sözler unutulur; eserler kalır. Bugün Kahramanmaraş’ta yükselen konutlar, açılan çarşılar, teslim edilen iş yerleri ve hizmete alınan çevre yatırımları gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyuyor. Kim millet için çalıştı? Kim yalnızca konuştu? Kim yaraya merhem oldu? Kim yarayı siyasi malzeme yaptı? Artık bunların cevabı meydanda. Bakan Murat Kurum’un söylediği gibi, gerçek er ya da geç ortaya çıkar. Bugün gerçek, Kahramanmaraş’ın merkezinde bütün ihtişamıyla durmakta. Yeni Kent Meydanı’nın taşlarında… Başkan Hanifi Toptaş’ın kurdelasını kestiği; Toptancılar Sitesi’nin açılan kepenklerinde… Yeni yuvaların yanan lambalarında… Toprağa dikilen fidanlarda… Geri kazanılan enkazlarda… Ve yeniden hayata tutunan insanların yüzlerinde. Elbette Kahramanmaraş’ın bütün sorunları çözülmüş deği.. Yapılacak daha çok iş var. Tamamlanacak konutlar, ayağa kaldırılacak çarşılar, güçlendirilecek altyapı, düzenlenecek yollar ve iyileştirilecek yaşam alanları bulunmakta.. Fakat önemli olan istikamettir. Ve bugün Kahramanmaraş’ın istikameti doğrudur. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği, Murat Kurum’un şehirle kurduğu samimi bağ ve Fırat Görgel’in sahaya dayalı belediyecilik anlayışı sürdüğü müddetçe, bu şehir yalnızca eski günlerine dönmeyecek; eskisinden daha güçlü, daha dirençli ve daha yaşanabilir bir şehir olacak. Çünkü yeniden inşa yalnızca yıkılanı yerine koymak değil; Daha iyisini yapmak, Daha güvenlisini kurmak, Geleceği bugünden düşünmektir. Kahramanmaraş’ta açılan bu beş eser, işte bu büyük hedefin habercisi.. Bir meydan açılmıştır ama aslında bir şehrin kalbi yeniden atmaya başlamıştır. Bir çarşı açılmıştır ama aslında yüzlerce ailenin umudu yeniden yeşermiştir. Bir çevre tesisi açılmıştır ama aslında çocuklarımızın geleceği korunmuştur. Ve bir kez daha anlaşılmıştır ki: Devlet, zor zamanda milletinin yanında durabiliyorsa büyük. Lider, en ağır yükün altına tereddüt etmeden girebiliyorsa güçlü. Belediye başkanı, Ankara’nın imkânlarını şehrinin hizmetine dönüştürebiliyorsa başarılı.. İşte Murat Kurum ve Fırat Görgel’in aynı meydanda verdiği fotoğraf, bu uyumun ve kararlılığın fotoğrafı.. Bu fotoğrafın arkasındaki en büyük irade ise hiç kuşkusuz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan. Tarih çok konuşanları değil, taş üstüne taş koyanları yazar. Bugün Kahramanmaraş’ta taş üstüne taş konuluyor. Yuva üstüne yuva kuruluyor. Umut üstüne umut büyütülüyor. Ve Kahramanmaraş, devletinin güçlü eli, milletinin sarsılmaz iradesiyle yeniden ayağa kalkıyor. Hem de başı dik, alnı açık ve geleceğe güvenle bakarak… Hadi hayırlı olsun inşallah.. Not: Konu önemli, ayrıntılarıyla ele almak istedim. Vakit ayırıp sonuna kadar okuyan herkese teşekkür ediyor, keyifli okumalar diliyorum.
Ekleme Tarihi: 03 Ağustos 2026 -Pazartesi
Hacı Ali GÜNEÇIKAN

'Yapamazlar' dediler, Erdoğan’ın iradesi Kahramanmaraş’ı ayağa kaldırdı...

Bazı açılışlar bir şehrin kaderine atılan imzadır.

Kahramanmaraş’ta Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un katılımıyla gerçekleştirilen toplu açılış töreni, işte tam da böyle bir anlam taşıyor.

Açılışı yapılan yalnızca Yeni Kent Meydanı değil.

Yalnızca 118 iş yerinden oluşan Yeni Toptancılar Sitesi, Karbon Yutak Alanı, Kuzey İlçeleri Entegre Katı Atık Tesisi ya da Yıkıntı Atıkları Geri Kazanım Tesisi de değil.

Orada açılan şey, Kahramanmaraş’ın geleceğe açılan kapısıydı.

Orada yeniden ayağa kalkan şey; betonun, demirin, taşın çok ötesinde, bir şehrin umuduydu.

İşte böylesine ağır bir felaketin ardından bir meydana yeniden çocuk sesleri, bir çarşıya esnaf duası, bir dükkâna alın teri, bir sokağa hayat döndürmek sıradan bir belediyecilik işi değil..

Bu, bir devleti devlet yapan sorumluluk anlayışı.

Bu, liderlik..

Bu, milletin acısını kendi acısı bilen bir iradenin eseri.

Bakan Murat Kurum’un konuşmasındaki en çarpıcı bölüm, deprem günlerinde devleti hedef alanlara verdiği cevap..

Yapamazlar” dediler…

“Yetişemezler” dediler…

“Bu şehirleri ayağa kaldıramazlar” dediler…

Hatta arama kurtarma çalışmaları devam ederken bile felaketin tozu dumanı arasında siyasi hesap yapmaya çalışanlar oldu.

Acının dinmesini değil, devletin tökezlemesini bekleyenler çıktı.

Milletin yarasını sarmak yerine, o yaradan siyasi kazanç üretmeye çalışanlar görüldü.

Fakat devlet, bu sözlere uzun açıklamalarla değil; temeller atarak, konutlar yükselterek, anahtarlar teslim ederek cevap verdi.

Her “Yapamazsınız” sözünün karşısına bir şantiye kurdu.

Her “Yetişemezsiniz” iddiasının karşısına bir anahtar teslimi kondu.

Her “Bu yükün altında kalırsınız” cümlesine yeni bir mahalleyle cevap verildi.

Bugün Kahramanmaraş’ın merkezinde ve ilçelerinde yükselen 74 bin güvenli yuva, yalnızca konut değil.

Her biri, devletin vatandaşına verdiği sözün tutulmuş hâli..

Her biri, “Seni yalnız bırakmayacağım” cümlesinin betonla, çelikle ve emekle yazılmış şeklidir.

Murat Kurum’un, “Bu millet için devlet, ebed müddettir” sözü bu nedenle sıradan bir siyasi cümle değildir.

Bu sözün arkasında, bu milletin bin yıllık devlet anlayışı var.

Bizim milletimiz devleti yalnızca bir kurumlar bütünü olarak görmez.

Devlet; zor günde uzanan eldir.

Enkaz başında bekleyen umuttur.

Yetimin başını okşayan merhamettir.

Esnafın kepengini yeniden açtıran güçtür.

Yıkılan evin yerine yenisini yapan iradedir.

İşte deprem bölgesinde yapılanlar, devlet ile millet arasındaki bu kadim bağın en somut göstergesi.

Elbette böylesine büyük bir yeniden inşa seferberliği kendiliğinden ortaya çıkmadı.

On bir ili etkileyen, yüz binlerce binayı yıkan ve milyonlarca insanın hayatını değiştiren bir felaketin ardından yüz binlerce konutun eş zamanlı olarak yapılması; güçlü bir siyasi irade, sağlam bir devlet organizasyonu ve kararlı bir liderlik gerektirir.

Bu büyük mücadelenin merkezinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği var.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremin ilk gününden itibaren şehirlerin yeniden ayağa kaldırılmasını yalnızca bir imar faaliyeti olarak görmedi.

Bunu bir devlet meselesi, bir millet borcu ve tarihi bir sorumluluk olarak değerlendirdi.

Vatandaşımızı yuvasız, esnafımızı dükkânsız bırakmayacağız” sözü bir temenni olarak kalmadı.

Bakanlıklar, belediyeler, TOKİ, Emlak Konut, İller Bankası, kamu kurumları, mühendisler, mimarlar ve işçiler aynı hedef doğrultusunda seferber edildi.

Deprem bölgesi, dünyanın en büyük şantiye alanlarından birine dönüştürüldü.

Üç bin 481 şantiyede, 200 bin mimar, mühendis ve işçi gecesini gündüzüne kattı.

Bu büyüklükte bir organizasyonun arkasında yalnızca teknik kapasite değil, çok güçlü bir siyasi kararlılık var.

Recep Tayyip Erdoğan’ın en belirgin özelliği de tam burada ortaya çıkıyor:

Zor zamanlarda geri çekilmemek…

Eleştiriler karşısında mazeret üretmemek…

İmkânsız denileni mümkün hâle getirmek…

Ve en önemlisi, verdiği sözün arkasında durmak…

Kahramanmaraş’ta yükselen her konutta, açılan her iş yerinde, yeniden canlanan her caddede bu liderliğin izi var.

Bugün şehrin merkezinde çocukların güvenle yürüyebildiği, esnafın yeniden kepenk açtığı ve insanların gelecek planı kurabildiği bir ortam oluşuyorsa, bunun temelinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın deprem bölgesine yönelik sarsılmaz iradesi bulunmakta..

Murat Kurum’un Kahramanmaraş ile kurduğu ilişkiyi yalnızca bir bakanın görev sorumluluğuyla açıklamak eksik kalır.

O, depremin ilk günlerinden itibaren şehri masa başındaki raporlardan değil, enkazların arasından tanıdı.

Esnafın çaresizliğini çarşıda gördü.

Evini kaybeden vatandaşın gözyaşına sahada şahit oldu.

Şehrin taleplerini toplantı salonlarında değil; mahallelerde, şantiyelerde ve sokaklarda dinledi.

Bu yüzden Murat Kurum’un “Kahramanlar yurdu olan bu şehirden tek bir an bile elimizi çekmiyoruz” sözü, törensel bir ifade gibi durmuyor.

Çünkü bu sözün karşılığı sahada var.

Konutlarda var.

İş yerlerinde var.

Meydanlarda var.

Çevre yatırımlarında var.

Murat Kurum’un en önemli özelliklerinden biri de teknik dili vatandaşın gönlüne dokunan bir dile dönüştürebilmesi.

Bir mühendis titizliğiyle rakamları anlatırken, aynı zamanda bir kardeş samimiyetiyle vatandaşın derdine ortak olabiliyor.

Kahramanmaraş’a verilen 4 bin 500 yeni sosyal konut müjdesi de bu anlayışın devamı.

Daha önce açıklanan 8 bin 200 konuta ilave olarak kazandırılacak yaklaşık 4 bin 500 sosyal konut, yalnızca yeni bir proje değil.

Evi olmayan, depremde yakınlarını kaybeden ve yeniden bir yuva kurmaya çalışan binlerce vatandaş için hayata tutunma umudu..

Bir insanın başını sokacağı bir evinin olması, çoğu zaman bütün istatistiklerden daha değerli.

Çünkü;

Ev; güven demek,

Aile demek,

Hatıra demek,

Bir çocuğun geleceğe korkmadan bakabilmesi demektir.

FIRAT GÖRGEL..

Törende dikkat çeken bir başka önemli gerçek ise Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’in ortaya koyduğu yönetim anlayışı.

Başkan Görgel, göreve geldiği günden bu yana büyük laflardan çok iş üretmeyi, tartışmalardan çok çözüm geliştirmeyi tercih ediyor.

Deprem sonrası belediyecilik, normal zamanların belediyeciliğine benzemez.

Bir taraftan altyapıyı ayağa kaldırmak, bir taraftan yolları, meydanları ve sosyal alanları yeniden düzenlemek gerekir.

Bir tarafta vatandaşın günlük talepleri, diğer tarafta yıllara yayılacak büyük dönüşüm projeleri..

Böylesine ağır bir yük altında en fazla ihtiyaç duyulan şey; doğru planlama, kurumlar arası uyum ve güçlü bir takip mekanizması.

Fırat Görgel’in başarısı tam olarak burada ortaya çıkıyor.

Bakanlıklarla kurduğu güçlü ilişkiyi şehrin menfaatine dönüştürüyor.

Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar, TOKİ, Emlak Konut, İller Bankası, valilik, milletvekilleri ve ilçe belediyeleriyle ortak hareket ederek Kahramanmaraş’ın yeniden inşa sürecini hızlandırıyor.

Çünkü şehirler, kurumların birbirleriyle yarışmasıyla değil, aynı hedefe birlikte yürümesiyle kalkınır.

Yeni Kent Meydanı bunun en güzel örneklerinden biri.

Bu meydan yalnızca taş döşenmiş bir alan değil..

116 ticari birimi, 424 araçlık kapalı otoparkı ve 12 bin metrekarelik yeşil alanıyla şehir merkezinin sosyal ve ticari hayatını yeniden canlandıracak büyük bir yaşam merkezi.

Bir şehrin meydanı, o şehrin kalbidir.

Meydanlar yalnızca insanların geçip gittiği yerler değil,

İnsanların karşılaştığı, konuştuğu, sevincini ve hüznünü paylaştığı, şehirle bağ kurduğu alanlardır.

Depremde kalbi ağır yara alan Kahramanmaraş’ın yeni meydanıyla yeniden nefes almaya başlaması bu yüzden çok değerli.

Fırat Görgel’in, “Çocuklarımızın gökyüzünü görebildiği sokaklar ve caddeler oluşturuyoruz” sözü de dikkatle okunmalı..

Bu ifade yalnızca estetik bir şehircilik anlayışını değil, insan merkezli bir belediyecilik vizyonunu ortaya koymakta.

Çocukların gökyüzünü görebildiği bir şehir…

Ailelerin huzur içinde dolaşabildiği meydanlar…

Esnafın güvenle ticaret yapabildiği çarşılar…

İşte şehircilik tam olarak bu!


Yeni Toptancılar Sitesi’nde hizmete açılan 118 iş yerini yalnızca rakam olarak görmek büyük hata olur.

Her dükkânın arkasında bir aile var,

Bir geçim mücadelesi var,

Yılların emeği, alın teri ve ticari hafızası var.

Depremde iş yerini kaybeden bir esnaf, yalnızca dükkânını kaybetmez.

Müşterisini, düzenini, sermayesini ve geleceğe olan güvenini de kaybeder.

Bu nedenle yeni iş yerlerinin esnafa teslim edilmesi, ekonomik olduğu kadar sosyal bir iyileşmedir.

Esnaf kazanırsa mahalle canlanır.

Mahalle canlanırsa şehir ayağa kalkar.

Şehir ayağa kalkarsa millet güçlenir.

Törende açılan çevre yatırımları da en az konutlar ve ticari alanlar kadar önemli.

Deprem sonrası şehir merkezinde oluşan 750 bin metreküp yıkıntı atığının geri kazanılması, çevreye duyarlı şehircilik açısından son derece kıymetli bir adım.

Enkazı yalnızca kaldırmak mümkündü.

Fakat Kahramanmaraş’ta enkaz, yeniden ekonomiye kazandırılıyor.

Felaketin geride bıraktığı yük, geleceğin kaynağına dönüştürülüyor.

Bu yaklaşım, klasik belediyecilik anlayışının çok ötesinde.

Kuzey İlçeleri Entegre Katı Atık Tesisi ile Afşin, Elbistan, Göksun, Nurhak ve Ekinözü’ndeki düzensiz depolama sorununun çözüme kavuşturulması da çevre açısından tarihi bir adım.

Türkiye’nin sertifikasyona konu olan ilk Karbon Yutak Alanı’nın Kahramanmaraş’ta kurulması ise şehir adına ayrı bir gurur kaynağı.

Onikişubat’ta 3 bin fidan ve bitkinin toprakla buluşturulması, yalnızca bugünü değil, gelecek nesilleri düşünen bir anlayışın ürünü..

Murat Kurum’un Başkan Fırat Görgel’e takdim ettiği “Yeşil Ruhsat”ın, Bakan tarafından verilen ilk yeşil ruhsat olması da sıradan bir ayrıntı değil.

Bu belge, Kahramanmaraş’ın yalnızca yeniden inşa edilen değil, çevreci ve sürdürülebilir bir şehir olarak yeniden tasarlanan bir kent olduğunu göstermekte.

Başkan Görgel adına da önemli bir takdir vesikası.

Çünkü şehir yöneticiliği sadece bugünün yollarını yapmak değil,

Yarın çocukların soluyacağı havayı, içeceği suyu ve yaşayacağı çevreyi de korumak.


Bu törende ortaya çıkan en güçlü tablo şu bence;

Ankara’nın iradesiyle Kahramanmaraş’ın yerel dinamikleri aynı hedefte buluşmuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliği…

Murat Kurum’un sahadaki takipçiliği…

Vali Mükerrem Ünlüer’in koordinasyonu…

Prof. Dr. Vahit Kirişci ve Kahramanmaraş milletvekillerinin desteği…

Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’in yerel yönetim iradesi…

İlçe belediyeleri, kamu kurumları, TOKİ, Emlak Konut, İller Bankası ve sahada ter döken binlerce emekçi…

Bütün bunlar yan yana geldiğinde ortaya eser çıkıyor.

Şehirlerin kalkınması, tek bir kişinin başarısı değil.

Ancak bütün bu gücü aynı hedef doğrultusunda bir araya getirebilmek de güçlü bir liderlik ister.

Kahramanmaraş’ta gördüğümüz tam olarak bu..

Vatandaşa mazeret değil, eser sunan bir irade…

Şehirleri yalnızca binalar oluşturmaz.

Şehir; insanın kendisini ait hissettiği yer..

Hatıraların, komşulukların, çocuklukların ve umutların ortak evi..

Bu nedenle yıkılan bir şehri yeniden inşa etmek, yalnızca beton dökmek değil.

Şehrin ruhunu yeniden ayağa kaldırmaktır.

Esnafın güvenini…

Çocuğun neşesini…

Ailenin huzurunu…

Gencin gelecek umudunu…

Yaşlının hatırasını…

İşte Kahramanmaraş’ta yürütülen mücadele bu nedenle çok büyük.

Bugün yeni meydanda yürüyen bir vatandaş belki yalnızca düzenlenmiş yolları, dükkânları ve yeşil alanları görecek.

Fakat dikkatle bakanlar başka bir şeyi daha görecek:

Devletin sözüne sadakatini…

Milletin sabrını…

İşçinin alın terini…

Bir bakanın takibini…

Bir belediye başkanının gayretini…

Ve bir liderin kararlılığını…


Felaket günlerinde çok konuşanlar oldu.

Kaçanlar, göçenler..

Ekranlardan hüküm verenler…

Sosyal medyada felaket tellallığı yapanlar…

Enkazın başında bile siyasi hesap peşine düşenler…

Fakat zaman en adil hakem.

Gün gelir, sözler unutulur; eserler kalır.

Bugün Kahramanmaraş’ta yükselen konutlar, açılan çarşılar, teslim edilen iş yerleri ve hizmete alınan çevre yatırımları gerçeği bütün açıklığıyla ortaya koyuyor.

Kim millet için çalıştı?

Kim yalnızca konuştu?

Kim yaraya merhem oldu?

Kim yarayı siyasi malzeme yaptı?

Artık bunların cevabı meydanda.

Bakan Murat Kurum’un söylediği gibi, gerçek er ya da geç ortaya çıkar.

Bugün gerçek, Kahramanmaraş’ın merkezinde bütün ihtişamıyla durmakta.

Yeni Kent Meydanı’nın taşlarında…

Başkan Hanifi Toptaş’ın kurdelasını kestiği; Toptancılar Sitesi’nin açılan kepenklerinde…

Yeni yuvaların yanan lambalarında…

Toprağa dikilen fidanlarda…

Geri kazanılan enkazlarda…

Ve yeniden hayata tutunan insanların yüzlerinde.

Elbette Kahramanmaraş’ın bütün sorunları çözülmüş deği..

Yapılacak daha çok iş var.

Tamamlanacak konutlar, ayağa kaldırılacak çarşılar, güçlendirilecek altyapı, düzenlenecek yollar ve iyileştirilecek yaşam alanları bulunmakta..

Fakat önemli olan istikamettir.

Ve bugün Kahramanmaraş’ın istikameti doğrudur.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliği, Murat Kurum’un şehirle kurduğu samimi bağ ve Fırat Görgel’in sahaya dayalı belediyecilik anlayışı sürdüğü müddetçe, bu şehir yalnızca eski günlerine dönmeyecek; eskisinden daha güçlü, daha dirençli ve daha yaşanabilir bir şehir olacak.

Çünkü yeniden inşa yalnızca yıkılanı yerine koymak değil;

Daha iyisini yapmak,

Daha güvenlisini kurmak,

Geleceği bugünden düşünmektir.

Kahramanmaraş’ta açılan bu beş eser, işte bu büyük hedefin habercisi..

Bir meydan açılmıştır ama aslında bir şehrin kalbi yeniden atmaya başlamıştır.

Bir çarşı açılmıştır ama aslında yüzlerce ailenin umudu yeniden yeşermiştir.

Bir çevre tesisi açılmıştır ama aslında çocuklarımızın geleceği korunmuştur.

Ve bir kez daha anlaşılmıştır ki:

Devlet, zor zamanda milletinin yanında durabiliyorsa büyük.

Lider, en ağır yükün altına tereddüt etmeden girebiliyorsa güçlü.

Belediye başkanı, Ankara’nın imkânlarını şehrinin hizmetine dönüştürebiliyorsa başarılı..

İşte Murat Kurum ve Fırat Görgel’in aynı meydanda verdiği fotoğraf, bu uyumun ve kararlılığın fotoğrafı..

Bu fotoğrafın arkasındaki en büyük irade ise hiç kuşkusuz Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan.

Tarih çok konuşanları değil, taş üstüne taş koyanları yazar.

Bugün Kahramanmaraş’ta taş üstüne taş konuluyor.

Yuva üstüne yuva kuruluyor.

Umut üstüne umut büyütülüyor.

Ve Kahramanmaraş, devletinin güçlü eli, milletinin sarsılmaz iradesiyle yeniden ayağa kalkıyor.

Hem de başı dik, alnı açık ve geleceğe güvenle bakarak…

Hadi hayırlı olsun inşallah..

Not: Konu önemli, ayrıntılarıyla ele almak istedim. Vakit ayırıp sonuna kadar okuyan herkese teşekkür ediyor, keyifli okumalar diliyorum.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve marasgunebakis.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.