Bazı açılışlar vardır, kurdele kesilir ve biter.
Bazı açılışlar vardır, aradan yıllar geçse de insanların hafızasında bir fotoğraf gibi kalır.
Kale Gençlik Merkezi’nin açılışı işte o ikinci türden bir gündü.
Yağmur vardı…
Hem de öyle sembolik birkaç damla değil.
Bereket gibi yağan, toprağa dokunan, insanı ıslatsa da gönlü serinleten bir yağmur…
Belki programın akışını değiştirdi.
Belki konuşmaları kısalttı.
Belki protokolü biraz zorladı.
Ama bence o yağmur, bu açılışın hafızalara kazınan en güzel imzası oldu.
Çünkü bazı eserlerin üzerine yağmur yağar; o eser sadece beton olmaktan çıkar, bereketle mühürlenir.
Onikişubat Belediye Başkanı Hanifi Toptaş’ın öncülüğünde Kale Mahallesi’ne kazandırılan Gençlik Merkezi ve meydan çalışması da böyle bir anlam taşıyor.
Bu proje sadece bir bina değil.
Sadece birkaç sınıf, birkaç masa, birkaç sandalye değil.
Bu proje, merkeze uzak gibi görünen ama gönül haritasında şehrin tam ortasında duran Kale’ye verilen değerin somut hâli..
Kale, Önsen, Hartlap ve çevre mahallelerde yaşayan gençler için açılmış yeni bir kapı.
Bir genç belki burada üniversiteye hazırlanacak.
Bir öğrenci belki burada ilk defa düzenli ders çalışma imkânı bulacak.
Bir çocuk belki burada kitapla daha güçlü bağ kuracak.
Bir aile belki “Benim evladım da başarabilir” diye umutlanacak.
İşte bir yatırımın asıl kıymeti de burada başlar.
Taşında, duvarında, çatısında değil; dokunduğu hayatta başlar.
Hanifi Toptaş’ın konuşmasında dikkat çeken en önemli cümlelerden biri “Eğitimde fırsat eşitliğine inanıyoruz” ifadesiydi.
Bu cümle sıradan bir belediye cümlesi değil..
Bu, bir yönetim anlayışının özeti.
Çünkü eğitimde fırsat eşitliği demek, çocuğun hayallerinin adresine, mahallesine, ailesinin gelirine ya da yaşadığı bölgenin imkânlarına mahkûm edilmemesi demek..
Kale’deki bir gencin hayali ile şehir merkezindeki bir gencin hayali arasında mesafe olmamalı.
İşte bu merkez, o mesafeyi kapatmak için yapılmış kıymetli bir adım.
Başkan Toptaş’ın ücretsiz üniversite hazırlık kurslarıyla ilgili verdiği rakamlar da bu bakımdan önemli..
1100 öğrencinin kurslardan faydalanması, yüzde 70 devamlılık oranı, 460 öğrencinin üniversiteye yerleşmesi…
Bunlar sadece istatistik değil.
Her biri bir evin sevinci, bir annenin duası, bir babanın gururu, bir gencin geleceğidir.
Hele ki bu gençlerden bazılarının tıp fakültesi, İstanbul Teknik Üniversitesi ve ülkemizin seçkin üniversitelerine yerleşmesi, bu işin sadece “kurs açtık” demekten ibaret olmadığını gösteriyor.
Demek ki doğru niyet, doğru kadro ve doğru takip bir araya gelince netice alınıyor.
Kale Gençlik Merkezi’nin en güzel taraflarından biri de sadece eğitim binası olarak düşünülmemiş olması..
Meydanıyla, peyzajıyla, mimarisiyle, sosyal alanlarıyla bir bütün olarak tasarlanmış.
Büyükşehir Belediyesi’nin taziye eviyle bütünleşince bölgede adeta yeni bir yaşam aksı oluşmuş.
Bir tarafta gençlerin geleceğe hazırlandığı merkez…
Bir tarafta insanların acı gününde bir araya geldiği taziye evi…
Ortada ise mahalle kültürünü, komşuluğu, sohbeti ve birlikteliği güçlendiren meydan…
Aslında bu tablo, yerel yönetimin yalnızca yol, kaldırım, asfalt yapmadığını; aynı zamanda sosyal hayatı da inşa ettiğini gösteriyor.
Dikkat edenler fark etmiştir; bahçesindeki ağaçlar bile rastgele seçilmiş gibi durmuyor.
Bu bile projeye gösterilen özeni anlatıyor.
Çünkü bir eseri güzel yapan sadece duvarları değildir.
Çevresiyle uyumu, insana verdiği huzur, mahalleye kattığı kimlik ve zamana karşı taşıyacağı anlamdır.
Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’in konuşmasında da bu bütünlük vardı.
Deprem sonrası bir yandan altyapı ve üstyapı çalışmaları sürerken, diğer yandan sosyal tesislerle şehrin niteliğinin artırıldığını ifade etti.
Bu çok doğru bir bakış.
Çünkü deprem şehirleri sadece binalarıyla değil, ruhuyla da yeniden ayağa kalkmak zorunda..
Bir şehir yeniden inşa edilirken yollar yapılır, konutlar yükselir, altyapı yenilenir.
Ama gençlerin oturacağı, okuyacağı, sosyalleşeceği, kendini geliştireceği alanlar yapılmazsa o şehir eksik kalır.
İşte Kale Gençlik Merkezi bu eksiği gideren anlamlı bir adım.
Vahit Kirişci’nin “Gençliğe yapılan yatırım geleceğe yapılan yatırımdır” sözü de açılışın ruhunu özetleyen cümlelerden biriydi.
Gerçekten de gençliğe yapılan yatırımın geri dönüşü hemen görülmez.
Bugün açılan bir sınıfın meyvesi belki beş yıl sonra alınır.
Bugün verilen bir kitap, belki on yıl sonra bir doktorun, bir mühendisin, bir öğretmenin, bir yöneticinin hayatında iz bırakır.
Bugün Kale’de açılan bu merkez, yarının büyük hikâyelerine sessizce ev sahipliği yapabilir.
Ömer Oruç Bilal Debgici’nin söylediği gibi, şehir merkezindeki imkânların kırsal mahallelere taşınması yıllar önce verilen bir sözün hayata geçmesidir.
Mehmet Şahin’in “Merkezde ne varsa Kale’de de o var” cümlesi ise bu hizmetin vatandaş gözündeki karşılığını anlatıyor.
İrfan Karatutlu’nun “Kale’ye yakışan bir eser oldu” ifadesi de yerinde bir tespittir.
Evet, Kale’ye yakışan bir eser oldu.
Ama daha önemlisi, Kale’nin gençlerine yakışan bir eser oldu.
Burada Başkan Hanifi Toptaş’a ayrı bir parantez açmak gerekir.
Çünkü bazı belediye başkanları hizmeti sadece merkezden ibaret görür.
Bazıları ise şehrin en uç noktasındaki bir gencin ihtiyacını da kendi meselesi sayar.
Hanifi Başkan’ın bu projedeki yaklaşımı, ikinci anlayışın güzel bir örneği..
Kale’yi sadece bir mahalle olarak değil, çevresiyle birlikte bir bölgenin merkezi olarak okumuş.
İhtiyacı görmüş.
Talebi duymuş.
Projeyi yapmış.
Üstelik bunu yalnızca bina yapmakla bırakmamış; meydanıyla, mimarisiyle, peyzajıyla ve eğitim içeriğiyle anlamlı bir bütün hâline getirmiş.
Zaten belediyecilik de biraz budur.
Sadece taş döşemek değil, taşın üzerine umut koymak.
Sadece bina yapmak değil, binanın içine gelecek yerleştirmek..
Sadece açılış yapmak değil, açılan kapıdan kimlerin geçeceğini düşünmektir.
O gün yağmur yağdı.
Belki bazıları için programı zorlaştırdı.
Ama bana göre o yağmur, Kale Gençlik Merkezi’nin açılışına ayrı bir güzellik kattı.
Çünkü yağmur rahmettir.
Rahmetle açılan kapının bereketi de başka olur.
Bugün Kale’de açılan bu merkezden nice gençler yetişsin.
Nice evlatlar burada hayallerine hazırlansın.
Nice aileler burada umut bulsun.
Ve yıllar sonra bir genç çıkıp da “Ben o merkezde çalıştım, o kütüphanede hazırlandım, o sınıfta hayal kurdum” derse…
İşte o zaman bu açılışın gerçek kurdelesi kesilmiş olacak.
Hanifi Toptaş’ın attığı bu adım, sadece bugünün değil, yarının da hizmeti..
Kale Gençlik Merkezi ve meydanı, yağmurun altında açılan bir kapı olarak hafızalarda kalacak.
O kapıdan giren her genç, inşallah geleceğe biraz daha güçlü, biraz daha umutlu, biraz daha donanımlı yürüyecek..
Çünkü bir şehrin en güzel yatırımı, gencinin gözündeki ışığı büyüten yatırımdır.
Yağmur başlamadan hemen önce gözüm bir ayrıntıya takıldı. Belediyenin görevli bir müdürü, ekibiyle birlikte tören alanındaki sandalyeleri tek tek siliyordu. Öyle uzaktan talimat verenlerden değil; bizzat eline bez alıp çalışanlardandı. Belki birkaç dakika sonra yağan yağmur o sandalyeleri yeniden ıslattı. Belki o emeği kimse fark etmedi. Ama bir işe verilen değeri anlamak için bazen büyük konuşmalara değil, işte o küçük ayrıntılara bakmak gerekir. Yağmur o sandalyeleri yeniden ıslatmış olabilir ama o gayreti ve açılışa sahiplenmeyi yazarın gözünden kaçıramadı.
Köşe yazarının son sözü olmaz demiştim! Ama Vahit bakanımın; “At ölür kalır semeri, insan ölür kalır eseri” sözü “Hanifi Toptaş Başkanı yürekten tebrik ediyorum.” cümlesi son notum olsun..
Bende yürekten tebrik ediyorum..

