“Bir yöneticinin gerçek gücü, makam odasının büyüklüğüyle değil; gönüllerde bıraktığı izlerle ölçülür.”
Belediye başkanlığı kolay bir görev değil.
Hele ki deprem yaşamış, ekonomik zorluklarla mücadele eden, altyapıdan üstyapıya kadar onlarca ihtiyacı bulunan bir ilçeyi yönetiyorsanız…
Bir tarafta vatandaşın beklentisi…
Bir tarafta belediyenin bütçesi…
Bir tarafta geçmişten devralınan borçlar…
Bir tarafta da “Ne yaptınız?” diye haklı olarak soran insanlar…
İşte tam da böyle bir dönemde Türkoğlu Belediye Başkanı Mehmet Karaca ile uzun soluklu bir sohbet gerçekleştirdik.
Masada çay vardı…
Kahvaltı vardı…
Ama en önemlisi samimiyet vardı.
Öyle hazırlanmış cümleler değil…
Ezberlenmiş siyasi söylemler hiç değil…
Ne sorduksa cevapladı.
Bazı sorular rahattı…
Bazıları zor…
Bazıları ise kamuoyunda günlerdir konuşulan konulardı.
Hiçbirinden kaçmadı.
İşte benim dikkatimi çeken ilk nokta da buydu.
Çünkü şeffaflık; sadece hesap vermek değil..
Sorulardan kaçmamak.
Toplantıda onlarca proje anlatıldı.
Rakamlar konuşuldu.
Milyonlar havada uçuştu.
Ama beni en çok etkileyen rakamlar yatırım bütçeleri olmadı. Binecek aracı hiç olmadı!
106 milyon liralık SGK borcunun sıfırlanması…
40 milyon liralık esnaf borcunun kapatılması…
İşte bunlar, bir belediyenin geleceğini değiştiren kararlar..
Çünkü borçlu belediye yatırım planlar.
Borçsuz belediye yatırım yapar.
Aradaki fark işte tam burası.
Karaca’nın anlattıkları arasında asfalt vardı…
Parke vardı…
Araç filosu vardı…
Etüt merkezi vardı…
Bisiklet yolu vardı…
Şehir terası vardı…
Soğuk hava deposu vardı…
Fide üretim tesisi vardı…
Ama dikkat ettim…
Her projeyi anlatırken “Ben yaptım.” demedi. Ekibim dedi..
“Hep birlikte yapıyoruz.” dedi.
Belki çoğu kişi bunun üzerinde durmaz.
Ben dururum.
Çünkü yöneticiyi ele veren cümleler tam da burada.
Mehmet Karaca’yı yıllardır tanıyanlar bilir.
Muhtarlık yaptı.
Ziraat Odası Başkanlığı yaptı.
Sokaktan geldi.
Mahallenin içinden geldi.
Çiftçinin derdini de bilir.
Esnafın sıkıntısını da…
Sanayicinin beklentisini de…
Köy yolunun çamurunu da…
Belki de bu yüzden masa başında değil, sahada yönetmeyi tercih ediyor.
Mahalle toplantıları yapmasının…
Fabrikalarda işçilerle aynı sofraya oturmasının…
Yaşlıların evine gitmesinin…
Sebebi de bu.
Toplantının sonunda kamuoyunda konuşulan personel meselesini sorduk.
Kaçabilirdi.
“Bu konuya girmeyeyim.” diyebilirdi.
Demedi.
Tek tek anlattı.
Kardeşiyle ilgili süreci de…
Mühendis ihtiyacını da…
Hatta yeni bir mimar arayışında olduklarını bile söyledi.
İşte şeffaflık bu..
İnsan her cevabı beğenmeyebilir.
Ama cevap verilmesini önemser.
Seni tatmin oldun mu dersen? ‘Evet’ derim..
Bugün Türkiye’de belediyecilik sadece yol yapmak değil..
İnsan yönetmek,
Bütçe yönetmek,
Kriz yönetmek,
Ve en önemlisi…
Güven yönetmektir.
Bana göre Mehmet Karaca’nın en büyük yatırımı asfalt tesisi değil.
Şehir Terası da değil,
Araç filosu hiç değil.
En büyük yatırımı…
Vatandaşın belediyeye yeniden güven duyması.
Elbette eksikler var..
Her ilçede var..
Türkoğlu’nun da çözüm bekleyen sorunları var..
Hiç kimse dört dörtlük değil..
Hiçbir belediye kusursuz değil.
Önemli olan eksikleri inkâr etmek değil, çözmeye niyet etmek..
Ben o masada bunu gördüm.
Siyasette en zor şey…
İyi insan kalabilmek..
Makam insanı değiştirir derler.
Kimi sertleştirir…
Kimi ulaşılmaz yapar…
Kimi de kibirle tanıştırır.
Mehmet Karaca’da ise hâlâ o eski sıcaklığı görmek mümkün.
Güler yüzünü kaybetmemiş.
İnsanlarla konuşurken göz teması kuruyor.
Dinliyor.
Not alıyor.
Soruyu bitirmeden cevap vermiyor.
Belki bunlar küçük ayrıntılar gibi görünür.
Ama belediyecilikte büyük farkı oluşturan da işte bu detay, bu ayrıntılar..
Ben bu yazıyı ne bir övgü metni olsun diye kaleme aldım…
Ne de bir siyasi değerlendirme yapmak için…
Sadece gördüğümü yazıyorum.
Gazetecinin en büyük sermayesi de budur.
Gördüğünü yazmak…
Duymadığını uydurmamak…
Hak edene hakkını teslim etmek…
Türkoğlu bugün yeni bir dönemin eşiğinde.
Borçlarını büyük ölçüde geride bırakmış…
Projelerini hazırlamış…
Vizyonunu ortaya koymuş bir belediye görüntüsü veriyor.
Bundan sonra asıl mesele, açıklanan projelerin aynı kararlılıkla tamamlanması ve vatandaşın günlük yaşamına dokunan hizmetlerin kesintisiz sürmesi..
Çünkü tarih, vaatleri değil; tamamlanan eserleri yazar.
Mehmet Karaca’nın önünde hâlâ uzun bir yol var.
Ancak şu bir gerçek ki; güler yüzünü, samimiyetini, ulaşılabilirliğini ve hesap verebilir yönetim anlayışını koruduğu sürece, geride bırakacağı en büyük eser sadece yollar ve binalar değil, insanların güveni olacak..
Ve inanın… Bir belediyenin kasasında para bulunabilir. Ama bir başkanın en büyük serveti, vatandaşın gönlünde biriktirdiği güven..
Bazı hizmetler tek bir habere sığmaz… Bazı yöneticiler ise tek bir köşe yazısıyla anlatılamaz. Mehmet Karaca’nın 28 aylık hizmet yolculuğunun diğer başlıklarını, projelerini ve perde arkasını bir sonraki yazımızda ele almaya devam edeceğiz.
Bekleyin…

