Hacı Ali GÜNEÇIKAN
Köşe Yazarı
Hacı Ali GÜNEÇIKAN
 

Narlı, Buluntu, Kuybu: İki Rozet, Bir Sorumluluk Ve Şehir Kazandı

Seçim sabahı saat 09.00’da Kahramanmaraş Ticaret Borsası’ndaydım. Oy verme işleminin sona erdiği saat 17.00’ye kadar orada kaldım. Gelen dostları, verilen desteği, konuşmaları ve Mustafa Narlı’nın heyecanını yakından takip ettim. O gün gazeteci ve yazar kimliğimle haberimi takip ederken Mustafa abime desteğimi de bütün samimiyetimle vermiş oldum. Şehri için emek veren bir insanın yanında bulunmayı, gösterdiği gayreti takdir etmeyi kıymetli buluyorum. Bir insanın neye talip olduğunu anlamak için bazen seçimden sonra söylediklerine değil, seçim sabahı kurduğu ilk cümleye bakmak gerekir. Mustafa Narlı ağabey ve yönetimiyle sohbetimizde şöyle dedi: “Bugün yeniden başlıyorum. Sahadayım.” Seçime tek aday olarak giren bir başkanın ağzından çıkan bu söz, benim için günün en dikkat çekici cümlelerinden biriydi. Çünkü karşısında başka bir aday bulunmayan insan, rahatlıkla geçmiş hizmetlerini anlatıp tebrikleri bekleyebilirdi. Sayın Narlı ise kendisine yeni bir başlangıç çizgisi çekiyordu. Sandıktan çıkacak sonuca güvenmek başka, o sonucun yükünü yeniden omuzlamaya hazır olmak başka. Ben o cümlede ikincisini duydum. Günün sonunda sandıklar açıldı, sonuçlar açıklandı. Narlı yeniden seçildi. Tebrikler arasında duygulandı, zaman zaman konuşmakta güçlük çekti. Kendisine duygularını sorduğumuzda verdiği cevap kısaydı: “Şehir kazandı.” Sabah “Sahadayım” diyen insan, akşam kazananın adını Kahramanmaraş koyuyordu. Bu iki cümleyi yan yana getirdiğinizde yeni dönemin sorumluluğu da ortaya çıkıyor: Sahada olacaksınız ve yaptığınız işin sonunda şehir kazanacak. O gün ortaya çıkan birlik tablosunu kıymetli buluyorum. “Şehir kazandı” sözünün karşılığı da bundan sonraki çalışmalarda büyüyecek. Borsa üyesinin işi kolaylaştığında, üreticinin derdi ilgili kapıya ulaştığında, tüccarın meselesi takip edildiğinde, bu birlik yeni bir yatırımın ve istihdamın önünü açtığında… İşte o zaman seçim akşamının sevinci, şehrin hayatına karışacak. Yakasında iki simge vardı. Narlı’nın yakasında Türk bayrağı ile Ticaret Borsası rozeti var. Ben bu iki simgeyi, konuşmasındaki Türkiye ve Kahramanmaraş vurgusuyla birlikte okuyorum. Bayrak, ait olduğumuz ülkeyi; borsa rozeti, o ülkeye hizmet etmek üzere üstlenilmiş somut bir görevi hatırlatıyor. Türkiye’ye duyulan bağlılığın Kahramanmaraş’taki karşılığı; üretime sahip çıkmak, ticareti güçlendirmek, insanların emeğine ve ekmeğine katkıda bulunmak.. Narlı’nın sözlerinde Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti ve Kahramanmaraş peş peşe geliyor. Senem Ayşe’yi, Mıllış Nuri’yi anması da bu bağlılığı şehrin hafızasına taşıyor. O büyük isimleri anmak hepimiz için bir sorumluluk doğurur. Onların emanetine sahip çıkmanın bugünkü yolu, kendi işimizi hakkıyla yapmaktan geçer. İş insanı üretimiyle, siyasetçi aldığı kararlarla, kurum başkanı takip ettiği meselelerle, gazeteci doğru sözüyle bu emanete hizmet eder. Bayrağın gölgesinde görev almak, o görevin hesabını da vicdanında taşımaktır. Seçim sonrasında Ahmet Kuybu, Mustafa Buluntu ve Mustafa Narlı’nın yan yana verdiği mesajlar üzerinde ayrıca durmak gerekiyor. Kuybu, Narlı’yı Kahramanmaraş’ta “birleştirici bir güç” olarak tarif etti. Buluntu ise şehrin her alanda birlikteliğe ihtiyacı olduğunu söyledi. Narlı’nın cevabı aynı istikametteydi: “Bu şehre hep birlikte, el ele hizmet edeceğiz.” Bu sözlerin değeri, temsil ettikleri kesimlerin genişliğinde saklı. Esnafın, tüccarın, sanayicinin ve üreticinin meseleleri birbirine dokunuyor. Birinin yaşadığı sıkıntı, bir süre sonra diğerinin kapısına dayanıyor. Dolayısıyla kurumların birbirini dinlemesi, şehir ekonomisi bakımından da bir ihtiyaç. Seçim günü desteğini gösteren Hanefi Öksüz’ü, Abdulkadir Kurtul’u, Eshabil Tanrıverdi’yi ve diğer iş insanlarını da bu tablonun içinde anmak gerekir. Elbistan ve Afşin’den gelen İbrahim Alagöz ve Ali Küsmüş’ün varlığı ise dayanışmanın merkezle sınırlı kalmaması bakımından anlamlıydı. Dostluk, birlikte çalışmayı kolaylaştırır. O dostluğun şehir adına değeri, ortak bir meseleyi çözmek için ne kadar kapı açtığıyla anlaşılır. Ben Narlı, Buluntu ve Kuybu’nun yan yana duruşunda böyle bir imkân görüyorum. Bu imkânın korunmasını, birlik ve beraberlikle hizmetlerin büyütülmesini istiyorum. Narlı’nın siyasete ilişkin cevabı, Kahramanmaraş’ta sorumluluk üstlenen herkesin üzerinde düşünmesi gereken bir söz: “Kırgınlıklar olabilir ama küslükler olamaz.” İnsan kırılır. Emeğinin görülmediğini düşünür, sözünün yanlış anlaşıldığına üzülür. Bazen en yakınındakiyle bile anlaşamaz. Narlı’nın baba ile oğul üzerinden verdiği örnek, bu insani hâli anlatıyor. Fakat temsil görevi üstlenildiğinde kişisel kırgınlığın sınırı var. Bir kurumun işi, iki kişinin arasındaki soğukluk yüzünden bekleyemez. Bir şehrin talebi, birinin diğerine selam vermemesine takılamaz. Depremden sonra hâlâ yapılacak çok işimiz varken bunun bedelini Kahramanmaraş’a ödetmeye kimsenin hakkı yok. Siyasetin, iş dünyasının, meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun aynı masada konuşabilmesi gerekiyor. Her konuda aynı düşünmeleri gerekmez. Yeter ki görüş ayrılıklarını hizmetin önüne duvar olarak örmesinler. Narlı’nın uzattığı eli bu bakımdan değerli buluyorum. O elin karşılık bulması da şehrin yararına.. Narlı’nın bazı yorumlara kızdığı açık. Sözlerini yumuşatmadı; kendisine ve ailesine yönelen yorumlara sert karşılık verdi. Burada bizim de açık konuşmamız gerek  Elinde bilgi bulunan, yanlış gören, kamu adına soru soran herkes sözünü söylemeli. Kurum yönetmek, sorulardan muaf olmak anlamına gelmez. Ancak bir insanın emeğini, ailesini ve itibarını delilsiz imalarla tartışmaya açmak da eleştiri diye sunulamaz. İddianız varsa açıkça ortaya koyun. Belgeniz varsa konuşun. Yanlış varsa hesabını sorun. Fakat söylentiyi bilgi yerine koyup insanların zihnine şüphe ekerek şehre hizmet ettiğinizi düşünmeyin. Kul hakkı var. Bir cümle yazmanın kolaylığı, o cümlenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Narlı’nın öfkesinin yanında şu çağrısını da aynı dikkatle duymalıyız: “Bizim hatalarımız da olabilir. Ama bizi uyarın.” Ben bir gazeteci olarak bu sözü önemsiyorum. Çünkü hizmeti desteklemekle yanlışı göstermek aynı sorumluluğun parçaları. Doğru yapılanı teslim edeceğiz, eksik gördüğümüzü söyleyeceğiz. Şehre bağlılığımız bunu gerektiriyor. Daha önce verdiği mücadeleleri şehir adına anlatan Narlı’nın, seçim sabahı yeniden başlama iradesi göstermesinde bir devamlılık var. Geçmişin yorgunluğunu dile getiriyor ama geleceğin işinden kaçmayacağını da söylüyor. “Ustalık dönemi” sorusuna “Çıraklık bitti şimdi Kalfalık dönemi; ustalığı da var bunun” cevabını vermesi ise hoş bir incelik. Tecrübe kazanmış olsa da önünde öğrenilecek ve yapılacak işler bulunduğunu kabul ediyor. Bu tutumun yeni döneme yansımasını diliyorum. Borsa üyelerinin beklentilerini dinleyen, şehrin üretim gücünü büyütmek için çalışan, temsil ettiği her yerde Kahramanmaraş’ın meselelerini takip eden bir çalışma anlayışı… Seçim sonunda Ökkeş Karayağlı’ya verilen emek plaketi de bu anlayışın küçük ama anlamlı bir hatırlatıcısı oldu. Kurumlar, bugün görev alanlarla birlikte geçmişte emek verenlerin katkısı üzerinde yükselir. Emeği hatırlamak, yeni emeğe de değer vermektir. Sabahından akşamına yanında bulunduğum Mustafa abime yeni döneminde yürekten başarılar diliyorum. Ahmet Kuybu’ya, Mustafa Buluntu’ya, Hanefi Öksüz’e ve bu dayanışmaya katkı veren herkese de aynı temennimi iletiyorum. Çünkü Kahramanmaraş’ın birbirini tüketen tartışmalarla kaybedecek vakti yok. Üretilecek işlerimiz, takip edilecek taleplerimiz, ayağa kaldırılacak işlerimiz, hayatlarımız var. Narlı’nın seçim sabahındaki sözü şimdi hepimizin önünde duruyor: “Bugün yeniden başlıyorum. Sahadayım.” Allah niyeti halis olanın gayretini bereketlendirsin. Birlik sözü verenlere o sözü hizmete dönüştürme gücü; hepimize de hakkı teslim edecek adalet, yanlışı söyleyecek cesaret versin. O akşam “Şehir kazandı” denildi. Şimdi o sözün hakkını verme zamanı.
Ekleme Tarihi: 05 Ekim 2026 -Pazartesi
Hacı Ali GÜNEÇIKAN

Narlı, Buluntu, Kuybu: İki Rozet, Bir Sorumluluk Ve Şehir Kazandı

Seçim sabahı saat 09.00’da Kahramanmaraş Ticaret Borsası’ndaydım. Oy verme işleminin sona erdiği saat 17.00’ye kadar orada kaldım. Gelen dostları, verilen desteği, konuşmaları ve Mustafa Narlı’nın heyecanını yakından takip ettim.

O gün gazeteci ve yazar kimliğimle haberimi takip ederken Mustafa abime desteğimi de bütün samimiyetimle vermiş oldum. Şehri için emek veren bir insanın yanında bulunmayı, gösterdiği gayreti takdir etmeyi kıymetli buluyorum.

Bir insanın neye talip olduğunu anlamak için bazen seçimden sonra söylediklerine değil, seçim sabahı kurduğu ilk cümleye bakmak gerekir.

Mustafa Narlı ağabey ve yönetimiyle sohbetimizde şöyle dedi:

“Bugün yeniden başlıyorum. Sahadayım.”

Seçime tek aday olarak giren bir başkanın ağzından çıkan bu söz, benim için günün en dikkat çekici cümlelerinden biriydi. Çünkü karşısında başka bir aday bulunmayan insan, rahatlıkla geçmiş hizmetlerini anlatıp tebrikleri bekleyebilirdi. Sayın Narlı ise kendisine yeni bir başlangıç çizgisi çekiyordu.

Sandıktan çıkacak sonuca güvenmek başka, o sonucun yükünü yeniden omuzlamaya hazır olmak başka.

Ben o cümlede ikincisini duydum.

Günün sonunda sandıklar açıldı, sonuçlar açıklandı. Narlı yeniden seçildi. Tebrikler arasında duygulandı, zaman zaman konuşmakta güçlük çekti. Kendisine duygularını sorduğumuzda verdiği cevap kısaydı:

“Şehir kazandı.”

Sabah “Sahadayım” diyen insan, akşam kazananın adını Kahramanmaraş koyuyordu.

Bu iki cümleyi yan yana getirdiğinizde yeni dönemin sorumluluğu da ortaya çıkıyor: Sahada olacaksınız ve yaptığınız işin sonunda şehir kazanacak.

O gün ortaya çıkan birlik tablosunu kıymetli buluyorum. “Şehir kazandı” sözünün karşılığı da bundan sonraki çalışmalarda büyüyecek. Borsa üyesinin işi kolaylaştığında, üreticinin derdi ilgili kapıya ulaştığında, tüccarın meselesi takip edildiğinde, bu birlik yeni bir yatırımın ve istihdamın önünü açtığında…

İşte o zaman seçim akşamının sevinci, şehrin hayatına karışacak.

Yakasında iki simge vardı.

Narlı’nın yakasında Türk bayrağı ile Ticaret Borsası rozeti var.

Ben bu iki simgeyi, konuşmasındaki Türkiye ve Kahramanmaraş vurgusuyla birlikte okuyorum. Bayrak, ait olduğumuz ülkeyi; borsa rozeti, o ülkeye hizmet etmek üzere üstlenilmiş somut bir görevi hatırlatıyor.

Türkiye’ye duyulan bağlılığın Kahramanmaraş’taki karşılığı; üretime sahip çıkmak, ticareti güçlendirmek, insanların emeğine ve ekmeğine katkıda bulunmak..

Narlı’nın sözlerinde Türkiye, Türkiye Cumhuriyeti ve Kahramanmaraş peş peşe geliyor. Senem Ayşe’yi, Mıllış Nuri’yi anması da bu bağlılığı şehrin hafızasına taşıyor.

O büyük isimleri anmak hepimiz için bir sorumluluk doğurur. Onların emanetine sahip çıkmanın bugünkü yolu, kendi işimizi hakkıyla yapmaktan geçer. İş insanı üretimiyle, siyasetçi aldığı kararlarla, kurum başkanı takip ettiği meselelerle, gazeteci doğru sözüyle bu emanete hizmet eder.

Bayrağın gölgesinde görev almak, o görevin hesabını da vicdanında taşımaktır.

Seçim sonrasında Ahmet Kuybu, Mustafa Buluntu ve Mustafa Narlı’nın yan yana verdiği mesajlar üzerinde ayrıca durmak gerekiyor.

Kuybu, Narlı’yı Kahramanmaraş’ta “birleştirici bir güç” olarak tarif etti. Buluntu ise şehrin her alanda birlikteliğe ihtiyacı olduğunu söyledi. Narlı’nın cevabı aynı istikametteydi:

“Bu şehre hep birlikte, el ele hizmet edeceğiz.”

Bu sözlerin değeri, temsil ettikleri kesimlerin genişliğinde saklı. Esnafın, tüccarın, sanayicinin ve üreticinin meseleleri birbirine dokunuyor. Birinin yaşadığı sıkıntı, bir süre sonra diğerinin kapısına dayanıyor. Dolayısıyla kurumların birbirini dinlemesi, şehir ekonomisi bakımından da bir ihtiyaç.

Seçim günü desteğini gösteren Hanefi Öksüz’ü, Abdulkadir Kurtul’u, Eshabil Tanrıverdi’yi ve diğer iş insanlarını da bu tablonun içinde anmak gerekir. Elbistan ve Afşin’den gelen İbrahim Alagöz ve Ali Küsmüş’ün varlığı ise dayanışmanın merkezle sınırlı kalmaması bakımından anlamlıydı.

Dostluk, birlikte çalışmayı kolaylaştırır. O dostluğun şehir adına değeri, ortak bir meseleyi çözmek için ne kadar kapı açtığıyla anlaşılır.

Ben Narlı, Buluntu ve Kuybu’nun yan yana duruşunda böyle bir imkân görüyorum. Bu imkânın korunmasını, birlik ve beraberlikle hizmetlerin büyütülmesini istiyorum.

Narlı’nın siyasete ilişkin cevabı, Kahramanmaraş’ta sorumluluk üstlenen herkesin üzerinde düşünmesi gereken bir söz:

“Kırgınlıklar olabilir ama küslükler olamaz.”

İnsan kırılır. Emeğinin görülmediğini düşünür, sözünün yanlış anlaşıldığına üzülür. Bazen en yakınındakiyle bile anlaşamaz. Narlı’nın baba ile oğul üzerinden verdiği örnek, bu insani hâli anlatıyor.

Fakat temsil görevi üstlenildiğinde kişisel kırgınlığın sınırı var. Bir kurumun işi, iki kişinin arasındaki soğukluk yüzünden bekleyemez. Bir şehrin talebi, birinin diğerine selam vermemesine takılamaz.

Depremden sonra hâlâ yapılacak çok işimiz varken bunun bedelini Kahramanmaraş’a ödetmeye kimsenin hakkı yok.

Siyasetin, iş dünyasının, meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun aynı masada konuşabilmesi gerekiyor. Her konuda aynı düşünmeleri gerekmez. Yeter ki görüş ayrılıklarını hizmetin önüne duvar olarak örmesinler.

Narlı’nın uzattığı eli bu bakımdan değerli buluyorum. O elin karşılık bulması da şehrin yararına..

Narlı’nın bazı yorumlara kızdığı açık. Sözlerini yumuşatmadı; kendisine ve ailesine yönelen yorumlara sert karşılık verdi.

Burada bizim de açık konuşmamız gerek 

Elinde bilgi bulunan, yanlış gören, kamu adına soru soran herkes sözünü söylemeli. Kurum yönetmek, sorulardan muaf olmak anlamına gelmez. Ancak bir insanın emeğini, ailesini ve itibarını delilsiz imalarla tartışmaya açmak da eleştiri diye sunulamaz.

İddianız varsa açıkça ortaya koyun. Belgeniz varsa konuşun. Yanlış varsa hesabını sorun. Fakat söylentiyi bilgi yerine koyup insanların zihnine şüphe ekerek şehre hizmet ettiğinizi düşünmeyin. Kul hakkı var.

Bir cümle yazmanın kolaylığı, o cümlenin sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Narlı’nın öfkesinin yanında şu çağrısını da aynı dikkatle duymalıyız:

“Bizim hatalarımız da olabilir. Ama bizi uyarın.”

Ben bir gazeteci olarak bu sözü önemsiyorum. Çünkü hizmeti desteklemekle yanlışı göstermek aynı sorumluluğun parçaları. Doğru yapılanı teslim edeceğiz, eksik gördüğümüzü söyleyeceğiz. Şehre bağlılığımız bunu gerektiriyor.

Daha önce verdiği mücadeleleri şehir adına anlatan Narlı’nın, seçim sabahı yeniden başlama iradesi göstermesinde bir devamlılık var. Geçmişin yorgunluğunu dile getiriyor ama geleceğin işinden kaçmayacağını da söylüyor.

“Ustalık dönemi” sorusuna “Çıraklık bitti şimdi Kalfalık dönemi; ustalığı da var bunun” cevabını vermesi ise hoş bir incelik. Tecrübe kazanmış olsa da önünde öğrenilecek ve yapılacak işler bulunduğunu kabul ediyor.

Bu tutumun yeni döneme yansımasını diliyorum. Borsa üyelerinin beklentilerini dinleyen, şehrin üretim gücünü büyütmek için çalışan, temsil ettiği her yerde Kahramanmaraş’ın meselelerini takip eden bir çalışma anlayışı…

Seçim sonunda Ökkeş Karayağlı’ya verilen emek plaketi de bu anlayışın küçük ama anlamlı bir hatırlatıcısı oldu. Kurumlar, bugün görev alanlarla birlikte geçmişte emek verenlerin katkısı üzerinde yükselir. Emeği hatırlamak, yeni emeğe de değer vermektir.

Sabahından akşamına yanında bulunduğum Mustafa abime yeni döneminde yürekten başarılar diliyorum. Ahmet Kuybu’ya, Mustafa Buluntu’ya, Hanefi Öksüz’e ve bu dayanışmaya katkı veren herkese de aynı temennimi iletiyorum.

Çünkü Kahramanmaraş’ın birbirini tüketen tartışmalarla kaybedecek vakti yok. Üretilecek işlerimiz, takip edilecek taleplerimiz, ayağa kaldırılacak işlerimiz, hayatlarımız var.

Narlı’nın seçim sabahındaki sözü şimdi hepimizin önünde duruyor:

“Bugün yeniden başlıyorum. Sahadayım.”

Allah niyeti halis olanın gayretini bereketlendirsin. Birlik sözü verenlere o sözü hizmete dönüştürme gücü; hepimize de hakkı teslim edecek adalet, yanlışı söyleyecek cesaret versin.

O akşam “Şehir kazandı” denildi.

Şimdi o sözün hakkını verme zamanı.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve marasgunebakis.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.