Bazı aylar vardır…
Takvimde yer kaplamaz sadece.
Ruhu değiştirir.
İnsanı değiştirir.
Şehri değiştirir.
Ramazan işte tam da budur.
Ve bu yıl Kahramanmaraş’ta Ramazan, sadece yaşanmadı…
Adeta inşa edildi.
Bir şehir düşünün…
Depremin en ağır yükünü omuzlarında taşımış,
Kaybetmiş…
Ama kaybolmamış…
İşte o şehirde kurulan sofralar, artık sadece yemek değil;
bir dirilişin ilanı..
Büyükşehir Belediyesi’nin kurduğu gönül sofraları…
Binlerce insanın aynı anda “biz” olabildiği o anlar…
Ve o sofralarda sadece vatandaş yoktu…
Bir belediye başkanı da vardı.
Fırat Görgel…
Sadece bir protokol ismi olarak değil,
sofraya oturan, lokmayı paylaşan, sırtına koliyi yükleyip koşan, göz teması kuran bir isim olarak…
Çünkü bazı yöneticiler vardır;
hizmet eder.
Bazıları ise…
hizmeti hissettirir.
Görgel’in Ramazan boyunca ortaya koyduğu tablo, tempo tam olarak buydu.
180 bin kişiye ulaşan iftar…
Bu bir rakam değil.
Bu;
aynı ekmeği bölüşen insanların,
aynı kaderi paylaşan kalplerin hikâyesi..
Ve bu hikâyenin merkezinde,
şehri sadece yöneten değil, şehri yaşayan bir başkan varlığı.
Ama asıl mesele şu:
Bu Ramazan, sadece şehir merkezinde yaşanmadı.
İlçelere taşındı…
Sokaklara yayıldı…
Ve hatta sınırları aştı.
İdlib’de kurulan sofralar…
İşte orada mesele artık yardım değil,
vicdanın coğrafyası..
Bir şehir düşünün ki;
kendi yarasını sararken,
başkasının yarasına merhem olmayı unutmasın…
İşte buna biz,
medeniyet deriz.
Ve bu medeniyet anlayışını sahaya yansıtan irade,
hiç şüphesiz bu şehrin yönetim vizyonudur.
Ramazan Sokağı…
Belki de bu şehrin son yıllardaki en güçlü metaforlarından biri.
Kalabalıklar,
çocukların neşesi,
gölge oyunları,
meddahlar…
Yani unuttuğumuz ne varsa,
hepsi yeniden hatırlandı.
Çünkü bir şehir sadece betonla kurulmaz.
Bir şehir;
hafızayla, gelenekle, sesle, nefesle kurulur.
Ve Kahramanmaraş,
o hafızayı yeniden ayağa kaldırdı.
Ama bu hikâyenin bir de derin tarafı var…
Sessiz kahramanlar.
Evinde yalnız yaşayan bir yaşlıya uzanan sıcak yemek…
Bir çocuğun ilk oruç heyecanına eşlik eden bir dokunuş…
Bir annenin mutfağına giren uygun fiyatlı ekmek…
Bunlar küçük işler değil..
Bunlar,
bir şehrin vicdan haritası.
100 milyon lirayı aşan sosyal destek…
Belki ekonomi dilinde bir kalemdir.
Ama insan dilinde…
bir nefes, bir umut, bir dua demektir.
Ve tam burada…
İkinci bir Ramazan hikâyesi giriyor devreye.
Belki daha sessiz…
Ama çok daha derin.
Depremde hayatını kaybeden güreşçiler için kurulan o iftar sofrası…
Türkiye Geleneksel Güreş Federasyonu devrede..Türkiye geneli sadece kentimizde iftar veriyor..Türkiye Geleneksel Güreşler Federasyonu Başkanı Sayın İbrahim Türkiş’i alkışlıyorum..
İşte orada yemek yoktu sadece.
Vefa vardı.
Ve o vefanın en güçlü temsilcilerinden biride,
Şahin Hopur.
Sadece bir federasyon başkan vekili değil…
Acıyı unutmayan, hatırayı diri tutan bir duruşun adı…
Onun o kürsüde söylediği cümleler,
bir konuşma değil;
bir yüreğin dışa vurumuydu.
“Unutmadık” dedi…
Aslında hepimize şunu hatırlattı:
Unutmayanlar, bu milletin gerçek hafızasıdır.
Güreş camiası aynı sofrada…
Şampiyonlar,
hakemler,
aileler…
Ama en önemlisi:
Yokluğu hissedilenler…
Dokuz güreşçi…
Artık aramızda değiller.
Ama o sofrada vardılar.
Dualarda…
Sessizlikte…
Gözlerde…
Ve o geceyi anlamlı kılan şey;
sadece organizasyon değil,
bir vefa bilincinin yeniden ayağa kalkmasıydı.
Bu yüzden o iftarın arkasında duran irade,
alkışı fazlasıyla hak ediyor.
Çünkü bazı insanlar görev yapar…
Bazıları ise iz bırakır.
Şahin Hopur, işte o ikinci gruptadır.
Şimdi soralım kendimize:
Bir şehri ayağa kaldıran nedir?
Yollar mı?
Binalar mı?
Projeler mi?
Hayır.
Bir şehri ayağa kaldıran şey;
birliktir.
Aynı sofrada oturabilmek…
Aynı acıyı paylaşabilmek…
Aynı duada buluşabilmek…
Kahramanmaraş bu Ramazan’da bize şunu gösterdi:
Yıkılmak bir son değildir.
Eğer bir şehir;
sofrasını kurabiliyorsa,
gönlünü açabiliyorsa,
ve vefasını diri tutabiliyorsa…
O şehir sadece yaşamaz.
Yeniden doğar.
Ve bugün bu şehrin hikâyesine baktığımızda;
Bir tarafta gönül sofralarıyla şehri kucaklayan bir irade…
Diğer tarafta vefa sofralarıyla hafızayı diri tutan bir duruş…
Yani bir yanda Fırat Görgel,
diğer yanda Şahin Hopur…
Biri şehrin bugününe dokunuyor,
diğeri hafızasını ayakta tutuyor.
İkisi birlikte ise…
bu şehrin ruhunu diri tutuyor.
Ve belki de bu yüzden…
Bu Ramazan’ın en güzel cümlesi şu:
Kahramanmaraş’ta Ramazan sadece yaşanmadı…
Kahramanmaraş, Ramazan oldu.
Cumamız mübarek olsun..
Vesselam.
