Çünkü şirk koşan biri, Allah’a birini en az bir hususta ortak koşuyor. Allah gibi görüyor, Allah gibi duyuyor, Allah gibi kızıyor, Allah gibi seviyor... şirkin en yaygın hali budur.
Peki, Allah'a ortak kılınan kimdir? Yani kim Allah gibi görebilir, Allah gibi duyabilir, Allah gibi sevebilir?
Allah, müşriğe kızmada haklı değil midir?
Zira insanın, Allah’a ortak koştuğu kişi çoğu zaman başka bir insan oluyor. Acıkan, susayan, yorulan, hasta olan, doğan, ölen, eksikleri olan bir insan Allah’a denk tutulur mu?
Bazı müşrikler taşı, toprağı, ağacı, yıldızı, güneşi ve gezegeni Allah’a ortak koşuyor.
Allah buna kızmakta haklı değil mi?
Bazıları haşa hayvanları ona ortak koşuyor.
Yani Allah Kur'ân'da kâfirlerden daha çok müşriklere kızıyor. Çünkü müşrik Allah’ı biliyor ama ona birini ortak koşuyor. Hiçbir büyük gücü olmayan birini Allah’a ortak koşuyor. Kafir ise ya ikna olmamış biridir ya da inkâr eden biridir.
Allah şirki asla affetmeyeceğini söylüyor. Bunu ısrarla söylüyor. Şirkin yanlış bir şey olduğunu yüzlerce ayette söylüyor. Tevhidden bahseden her ayet, şirke bir reddiyedir. Şirkin kötülüğünü anlatan her ayet de tevhidi anlatıyor. Kur'ân'ın neredeyse üçte biri bunu anlatıyor.
Şirk deyince sadece bir putun, heykelin ya da büstün karşısında secdeye kapanan birini düşünmeyin. Allah’a ait isim ve sıfatları bir insana vermek de şirktir. Benim hocam her şeyi bilir, duyar, hisseder, görür ve her şeyden haberdardır demek Kur'ân'ın bahsettiği bir şirk türüdür. Bazı müşrikler vardır beş vakit namazlıdır.
