Mehmet Ali ÖZTÜRK
Köşe Yazarı
Mehmet Ali ÖZTÜRK
 

Eleştiriden Kaçmak mı, Kendimizden Kaçmak mı?

Adamın biri cuma namazına gitmek istememiş. Sebebini sorunca da şöyle demiş: “O camiye gitmeyelim. Hoca vaaz verirken sürekli bana bakıyor, beni eleştiriyor.” İşin ilginç tarafı şu… Hoca, o adamı hayatında hiç tanımıyor. Kim olduğunu bile bilmiyor. Sadece Kur’an’ın emrettiğini anlatıyor, günahın kötülüğünü, kul hakkını, haramı, kibri, yalanı, israfı, gıybeti hatırlatıyor. Demek ki adam, anlatılanların bir kısmını kendi hayatında görünce vaazı kendine yazılmış bir mektup gibi okuyor. Aslında mesele hocanın bakması değil… Vicdanın insana bakmasıdır. ⸻ Biz insanlar eleştirilmeyi pek sevmiyoruz. Övülürsek mutlu oluyoruz. Alkışlanırsak keyfimiz yerine geliyor. Ama biri eksiğimizi söylediği an savunmaya geçiyoruz. “Herkes önce kendine baksın…” “O da aynı şeyi yapıyor…” “Sanki kendisi çok mu düzgün?” Ne kadar tanıdık cümleler değil mi? Oysa eleştirinin ilk muhatabı başkaları değil, kendimiz olmalı. Çünkü bizi geliştiren alkış değil, hatırlatmadır. ⸻ Daha acısı ise artık doğrularımızı ölçerken ölçüyü değiştirmiş olmamız. Eskiden ölçü Kur’an’dı. Sünnetti. Vicdandı. Şimdi ise çoğu zaman tuttuğumuz parti… Desteklediğimiz kişi… Bağlı olduğumuz yapı… Hayran olduğumuz lider… Bizim taraf yanlış yapmaz. Bizim adam hata etmez. Bizimkiler ne söylerse doğrudur. İşte asıl tehlike burada başlıyor. Çünkü insanı yanlışa düşüren şey, hata yapmak değil; hatasını kutsamaktır. ⸻ Kalem tutan insanlar da bundan bağımsız değildir. Biz de hata yapıyoruz. Bazen eksik görüyoruz. Bazen yanlış değerlendiriyoruz. Bazen de yazdığımız satırları dönüp yeniden okumamız gerekiyor. Ama kalemin görevi yalnızca övmek değildir. Yeri geldiğinde uyarmaktır. Çünkü dost acı söyler. Acı söylemeyen dost değil, seyircidir. ⸻ Ne zaman bir yazı yazsak… Birileri mutlaka üzerine alınıyor. “Herhâlde bana yazdı…” “Aslında beni kastetti…” Oysa çoğu zaman yazının ilk muhatabı yazanın kendisidir. Ben de birçok satırı önce kendime yazıyorum. Çünkü insan başkasını düzeltmeye çalışmadan önce kendi aynasına bakmalıdır. ⸻ Hayat kusursuz insanların yaşadığı bir yer değil. Hepimiz aynı toprağın çocuklarıyız. Aynı sokaklarda büyüdük. Aynı türkülere hüzünlendik. Aynı dualarda gözyaşı döktük. Aynı sofralarda ekmek bölüştük. Bizi ayakta tutacak olan da birbirimizi alkışlamak değil, gerektiğinde incitmeden uyarabilmektir. Çünkü eleştiri düşmanlık değildir. Samimiyetle yapılmış bir eleştiri, çoğu zaman gizli bir duadır. ⸻ Bugün biri size bir söz söylediğinde hemen kızmayın. Bir an durun. Belki gerçekten size söylüyordur. Belki de Allah, o sözü bir başkasının diliyle size ulaştırıyordur. Unutmayalım… İnsan, kendisine söylenen her sözü üzerine alıyorsa, mesele konuşanın dili değil; vicdanının sesidir. Allah hepimize övülmekten çok nasihat dinleyebilmeyi, eleştirmekten önce kendimizi eleştirebilmeyi ve istikamet üzere yaşamayı nasip etsin.
Ekleme Tarihi: 21 Temmuz 2026 -Salı
Mehmet Ali ÖZTÜRK

Eleştiriden Kaçmak mı, Kendimizden Kaçmak mı?

Adamın biri cuma namazına gitmek istememiş.

Sebebini sorunca da şöyle demiş:

“O camiye gitmeyelim. Hoca vaaz verirken sürekli bana bakıyor, beni eleştiriyor.”

İşin ilginç tarafı şu…

Hoca, o adamı hayatında hiç tanımıyor.

Kim olduğunu bile bilmiyor.

Sadece Kur’an’ın emrettiğini anlatıyor, günahın kötülüğünü, kul hakkını, haramı, kibri, yalanı, israfı, gıybeti hatırlatıyor.

Demek ki adam, anlatılanların bir kısmını kendi hayatında görünce vaazı kendine yazılmış bir mektup gibi okuyor.

Aslında mesele hocanın bakması değil…

Vicdanın insana bakmasıdır.



Biz insanlar eleştirilmeyi pek sevmiyoruz.

Övülürsek mutlu oluyoruz.

Alkışlanırsak keyfimiz yerine geliyor.

Ama biri eksiğimizi söylediği an savunmaya geçiyoruz.

“Herkes önce kendine baksın…”

“O da aynı şeyi yapıyor…”

“Sanki kendisi çok mu düzgün?”

Ne kadar tanıdık cümleler değil mi?

Oysa eleştirinin ilk muhatabı başkaları değil, kendimiz olmalı.

Çünkü bizi geliştiren alkış değil, hatırlatmadır.



Daha acısı ise artık doğrularımızı ölçerken ölçüyü değiştirmiş olmamız.

Eskiden ölçü Kur’an’dı.

Sünnetti.

Vicdandı.

Şimdi ise çoğu zaman tuttuğumuz parti…

Desteklediğimiz kişi…

Bağlı olduğumuz yapı…

Hayran olduğumuz lider…

Bizim taraf yanlış yapmaz.

Bizim adam hata etmez.

Bizimkiler ne söylerse doğrudur.

İşte asıl tehlike burada başlıyor.

Çünkü insanı yanlışa düşüren şey, hata yapmak değil; hatasını kutsamaktır.



Kalem tutan insanlar da bundan bağımsız değildir.

Biz de hata yapıyoruz.

Bazen eksik görüyoruz.

Bazen yanlış değerlendiriyoruz.

Bazen de yazdığımız satırları dönüp yeniden okumamız gerekiyor.

Ama kalemin görevi yalnızca övmek değildir.

Yeri geldiğinde uyarmaktır.

Çünkü dost acı söyler.

Acı söylemeyen dost değil, seyircidir.



Ne zaman bir yazı yazsak…

Birileri mutlaka üzerine alınıyor.

“Herhâlde bana yazdı…”

“Aslında beni kastetti…”

Oysa çoğu zaman yazının ilk muhatabı yazanın kendisidir.

Ben de birçok satırı önce kendime yazıyorum.

Çünkü insan başkasını düzeltmeye çalışmadan önce kendi aynasına bakmalıdır.



Hayat kusursuz insanların yaşadığı bir yer değil.

Hepimiz aynı toprağın çocuklarıyız.

Aynı sokaklarda büyüdük.

Aynı türkülere hüzünlendik.

Aynı dualarda gözyaşı döktük.

Aynı sofralarda ekmek bölüştük.

Bizi ayakta tutacak olan da birbirimizi alkışlamak değil, gerektiğinde incitmeden uyarabilmektir.

Çünkü eleştiri düşmanlık değildir.

Samimiyetle yapılmış bir eleştiri, çoğu zaman gizli bir duadır.



Bugün biri size bir söz söylediğinde hemen kızmayın.

Bir an durun.

Belki gerçekten size söylüyordur.

Belki de Allah, o sözü bir başkasının diliyle size ulaştırıyordur.

Unutmayalım…

İnsan, kendisine söylenen her sözü üzerine alıyorsa, mesele konuşanın dili değil; vicdanının sesidir.

Allah hepimize övülmekten çok nasihat dinleyebilmeyi, eleştirmekten önce kendimizi eleştirebilmeyi ve istikamet üzere yaşamayı nasip etsin.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve marasgunebakis.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.