Ekonomiyi savunacak değilim. Hayat pahalılığını, dar gelirlinin ve emeklinin yaşadığı sıkıntıları da görmezden gelemem. Ancak bu süreçte yalnızca ekonominin değil, bizim de çok değiştiğimizi kabul etmeliyiz.
Eskiden bir şey eskiyince veya gerçekten ihtiyaç olduğunda alınırdı. Acıkınca yemek yenir, misafir gelince hazırlık yapılırdı. Şimdi dolapta beş tane varken iki tane daha alıyor, “Bunları giymekten usandım” diyerek yenisinin peşine düşüyoruz. Lokantalar, son model telefonlar, yüksek model araçlar ve dolup taşan alışveriş sepetleri hayatımızın sıradan parçaları hâline geldi.
Bir zamanlar iki sedir, birkaç minder ve bir kilimle kurulan yuvaların yerini; her odası ayrı döşenen, her köşesi gösteriş için hazırlanan evler aldı. Eskiden aile bir odada ısınır, aynı sofranın etrafında buluşurdu. Şimdi kullanılmayan odaları bile ısıtıyor, sonra da faturaların yüksekliğinden yakınıyoruz.
Çocukların ihtiyaçları da beklentileri de büyüdü. En iyi kıyafet, en pahalı ayakkabı ve en yeni telefon isteniyor. Yüz bin liraya yapılabilecek düğünlere milyonlar yetmiyor. “Başkası yaptı, biz de yapmalıyız” anlayışı yüzünden salonundan kıyafetine, takısından eğlencesine kadar büyük paralar savruluyor.
Cenazelerde bile acıyı paylaşmak yerine yemek telaşına düşüyoruz. Parası olan da olmayan da çevre ne der korkusuyla aynı yükün altına giriyor.
Elbette değişelim, gelişelim ve daha iyi şartlarda yaşayalım. Herkes güzel bir evde oturmayı, iyi bir araca binmeyi ve çocuklarına daha iyi imkânlar sunmayı hak eder. Fakat gelişmek başka, ölçüyü kaybetmek başkadır.
Bugün ayakkabılıklarımız, elbise dolaplarımız, buzdolaplarımız ve ceplerimiz dolu; fakat gözümüz hâlâ aç. Maaşımız arttıkça beklentimiz, imkânımız büyüdükçe şikâyetimiz de büyüyor. Şükür ve kanaat anlayışını hayatımızdan çıkardıkça hiçbir gelir bize yetmiyor.
Geçim sıkıntısı gerçektir; fakat israfımızı, gösteriş merakımızı ve doymazlığımızı da sorgulamak zorundayız. Bütün sorumluluğu ekonomiye yükleyerek kendi tercihlerimizi görmezden gelemeyiz.
Değişelim, zenginleşelim ve her şeyin en güzeline sahip olalım. Ancak nereden geldiğimizi unutmayalım. Varlığımızı paylaşmayı, olmayanı gözetmeyi ve elimizdekine şükretmeyi bilelim.
Allah gördüğümüz güzel günleri aratmasın. Bugünün kıymetini bilmeyi, kazandıklarımızı sağlık ve ağız tadıyla yemeyi, bu dünyada geçici olduğumuzu unutmamayı ve fakir fukarayı gözetmeyi hepimize nasip etsin.
Vesselam…
