Bir belediye başkanının aldığı siyasi karar, eninde sonunda vatandaşın hayatında karşılığını bulmalı.
Mahallesinin yolu yapılacak mı? Altyapı sorunu çözülecek mi? Çocuğunun oynayacağı park, ailesiyle nefes alacağı bir alan olacak mı? Depremin ardından yeniden kurmaya çalıştığı hayatına belediyesi daha güçlü destek verebilecek mi?
Ben, Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Mehmet Akpınar ile Türkoğlu Belediye Başkanı Mehmet Karaca’nın AK Parti’ye katılmasını değerlendirirken önce bu sorulara bakıyorum.
Çünkü Kahramanmaraş’ta siyasetin taşıdığı sorumluluk, gündelik tartışmaların çok ötesinde. Bu şehir, yaralarını sararken aynı zamanda geleceğini kurmak zorunda. Belediye başkanlarının her kararını da bu ağır sorumluluğu dikkate alarak değerlendirmek gerekir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın iki başkana parti rozetlerini taktığı tören, bir süredir konuşulan geçişi resmiyete kavuşturdu.
Şimdi önümüzde yeni bir dönem var.
Ben bu dönemin, Dulkadiroğlu ve Türkoğlu için daha güçlü bir iş birliğine, daha hızlı hizmete ve kalıcı eserlere dönüşmesini önemsiyorum. İki başkanın açıkladığı gerekçeleri de bu bakımdan kıymetli buluyorum.
Milletin iradesine hizmet etmek için atıldığı ifade edilen bu adımın desteklenmeyi ve takdir edilmeyi hak ettiğine inanıyorum.
Önce gazetecilik adına bir kayıt düşelim.
Bu süreci kent gündemine ilk taşıdığımızda henüz rozetler takılmamış, katılım töreni yapılmamıştı. Kamuoyunun merak ettiği gelişmeyi haberleştirdik. İmza attığımız iki haber, sosyal medyada yüzbinlerce görüntülenmeye ulaştı.
Haberlerimizi hiçbir belediye başkanı veya siyasetçi yalanlamadı.
Ancak bir haberin doğruluğunun asıl ölçüsü, yalanlanmamış olması değil. Gerçekleşen gelişmenin, yazdığımız bilgiyi doğrulaması. Ankara’daki katılım töreniyle birlikte bu da oldu.
Okurlarımızın bize duyduğu güvenin temelinde, doğru bilgiyi verme gayretimiz bulunuyor. Bir haberi yazarken kimin hoşuna gideceğinden önce, gerçeği ne kadar doğru aktardığımıza bakıyoruz.
Çünkü gazetecinin en büyük sermayesi, okurunun güveni.
Bugün bu gelişme üzerine değerlendirme yaparken de aynı sorumluluğu taşıyoruz. Haberi doğru vermek kadar, yaşananları serinkanlı biçimde okuyabilmek de mesleğimizin gereği..
Mehmet Akpınar’ın açıklamasında özellikle üzerinde durulması gereken bir cümle var:
“Rozet değişebilir; bizim millete bakışımız değişmez.”
Bu söz, yeni dönemin ölçüsünü de ortaya koyuyor.
Vatandaş belediye başkanını seçerken kendisine bir görev verir. İlçesini yönetmesini, kaynaklarını korumasını, sorunlarını çözmesini ve herkese adil davranmasını bekler. Parti değişikliği, bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz; başkanın aldığı kararı vatandaşına anlatma yükümlülüğünü daha da artırır.
Akpınar, yaklaşık iki buçuk yıllık görev süresinde kendisine oy verenle vermeyeni ayırmadığını söylüyor. Yeni kararını da ülkenin birlik ve beraberliğine katkı sunmak ve Dulkadiroğlu’na daha güçlü hizmet etmek üzerinden açıklıyor.
Ben bu yaklaşımı değerli buluyorum.
Özellikle depremden ağır şekilde etkilenmiş bir ilçenin başında bulunan kişinin, hizmet imkânlarını artırmak için sorumluluk almasını takdir ediyorum. Elbette bu kararın en güçlü karşılığı, önümüzdeki dönemde ortaya çıkacak çalışmalar olacak..
Akpınar’ın Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesinde ilçenin acil ihtiyaçlarını ve öncelikli projelerini gündeme getirdiğini, Çağlayancerit yolunun devamına ilişkin talebini ilettiğini açıklaması da bu nedenle önemli.
Yeni siyasi tercihin, somut hizmet talepleriyle birlikte ortaya konulması, vatandaşın beklediği yaklaşımı gösteriyor.
Türkoğlu Belediye Başkanı Mehmet Karaca’nın açıklamasında ise dikkatimi en çok şu söz çekti:
“Bu karar; dün bize güvenen, bizimle yol yürüyen, bizlere destek veren hiçbir hemşehrimizi geride bırakmak anlamına gelmemektedir.”
Bu cümlede, kendisine verilen desteği unutmama sözü var.
Bir başkanın siyasi yolculuğunda yeni bir karar alırken, dün yanında bulunan insanları incitmemeye özen göstermesi önemli. Çünkü seçim dönemlerinde oluşan bağ, yalnızca sandık sonucundan ibaret değil. İçinde emek, umut, güven ve gönül birliği var.
Karaca’nın eşit, adil ve herkesi kucaklayan hizmet anlayışını sürdüreceğini belirtmesini bu bakımdan kıymetli buluyorum.
Türkoğlu’na duyduğu sorumluluğun değişmediğini ifade ederken, yeni dönemin daha büyük hizmet ve yatırımlara kapı açacağına inandığını da söylüyor.
Bu taahhüdü desteklemek gerekir.
Dulkadiroğlu’nda da Türkoğlu’nda da vatandaşın beklentisi açık: Başkanının kendisine ulaşılabilir olması, verdiği sözü takip etmesi ve ilçesinin ihtiyacını her platformda savunması.
İki başkanın açıklamalarında bu sorumluluğu üstlenen bir irade görüyorum.
Yeniden Refah Partisi ile AK Parti’nin ayrı siyasi kimlikleri ve farklı tercihleri var. Bununla birlikte, bu iki siyasi çevrenin beslendiği muhafazakâr toplumsal zeminde ve siyasi geçmişlerinde ortaklıklar bulunduğunu da görmezden gelemeyiz.
Aynı mahallede yaşayan, aynı camide saf tutan, aynı şehrin geleceğini düşünen insanlar, farklı partilere gönül verebilir.
Bu farklılık, birbirlerinin niyetini peşinen kötü saymalarını gerektirmez.
İki başkanın aldığı kararı eleştirenler olabilir. Kendilerine oy veren bazı vatandaşlar üzülebilir, gerekçeleri yeterli bulmayabilir. Bu duyguları küçümsemek doğru olmaz.
Fakat eleştirinin de bir adaleti olmalı..
Başkanların açıkladığı hizmet hedeflerini dinlemek, yeni dönemde ne yapacaklarını görmek ve ortaya çıkan sonucu değerlendirmek gerek. Siyasi tercihi farklı olan bir insanın şehrine hizmet etme arzusunu teslim edebilmek, olgunluğun göstergesidir.
Benim takdirim de bu noktada: İki başkan, kararlarının gerekçesini kamuoyuna açıklamış, daha güçlü hizmet sorumluluğunu üstlendiklerini ilan etmiştir.
Türkiye’nin çevresindeki gelişmeleri, yerel siyasetten bütünüyle ayrı düşünemeyiz.
Yunanistan’la Ege’de süren anlaşmazlıklar, dış politikamızın önemli meseleleri arasında yer alıyor. İsrail kaynaklı bölgesel gerilimler de gündemdeki yerini koruyor; Dışişleri Bakanlığının Mescid-i Aksa’ya yönelik son baskına ilişkin açıklaması, bu hassasiyeti bir kez daha ortaya koyuyor.
Ben bu tabloya bakınca, Türkiye’nin içeride dayanışmasını güçlendirmesi gerektiğini düşünüyorum.
Birlik duygusu, insanların farklı düşünmesine engel olmaz. Aksine, bütün farklılıklarımızla aynı ülkenin geleceğinden sorumlu olduğumuzu hatırlatır.
Kahramanmaraş’ta da ihtiyacımız olan budur.
Siyasi rekabet devam ederken ortak yatırımların önünü açabilmek, kurumlar arasında iş birliğini artırabilmek ve vatandaşın ihtiyacını birlikte savunabilmek…
Mehmet Akpınar’ın birlik vurgusunu, Mehmet Karaca’nın daha güçlü hizmet iradesini ve Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’in birlikte çalışma mesajını bu çerçevede anlamlı buluyorum.
Fırat Görgel’in iki başkanı tebrik ederken vatandaşların ihtiyaç ve beklentileri doğrultusunda çalışmaya devam edeceklerini belirtmesi, yeni dönemin şehir açısından taşıdığı imkânı gösteriyor.
Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri, milletvekilleri ve merkezi idare arasında kurulacak güçlü koordinasyon; projelerin takibine, kaynakların verimli kullanılmasına ve hizmetlerin hızlanmasına katkı sağlayabilir.
Elbette kamu hizmeti her vatandaşa eşit biçimde ulaşmalı. Devletin imkânları bütün milletindir. Bu temel ilkeyi koruyarak daha güçlü bir iş birliği kurmak, şehrin tamamına kazandırır.
Artık iki başkanın omuzlarındaki sorumluluk daha da büyümüştür.
Daha fazla hizmet beklentisini karşılamak, açıklanan projelerin peşini bırakmamak ve verilen sözleri esere dönüştürmek gerek. Bugün ifade edilen birlik, yarın mahallelerde hissedilmeli.
Yapılan bir yolda, tamamlanan bir altyapıda, açılan bir sosyal tesiste, çözülen bir vatandaş talebinde…
Ben Mehmet Akpınar ile Mehmet Karaca’yı, ilçeleri adına daha güçlü hizmet sorumluluğu üstlendiklerini açıkladıkları bu adım için tebrik ediyorum.
Her siyasi görüşten hemşehrimizin de hizmete dönüşecek çalışmaları gönül rahatlığıyla takdir edebilmesini önemsiyorum. Çünkü Dulkadiroğlu’nun kazancı da Türkoğlu’nun kazancı da Kahramanmaraş’ın kazancıdır.
Milletin iradesine hizmet için atılan bir adım, en büyük alkışı milletin hayatını güzelleştirdiğinde alır.
İki başkanımızın da bu alkışı kalıcı eserlerle hak etmesini diliyorum.
Rabbim niyetlerini hayırlı hizmetlere dönüştürsün. Birliğimizi güçlendirsin, şehrimizin yaralarını sarsın; kendilerine adaletle çalışma ve verdikleri sözleri yerine getirme gücü versin.

