Hacı Ali GÜNEÇIKAN
Köşe Yazarı
Hacı Ali GÜNEÇIKAN
 

Eğer o gol sayılsaydı: Başkan Gülpak ve İstiklalspor gerçeği !

Konu İstiklalspor mali durumu ve oynanan maçların yorumu ise elbette köşe yazısı da uzun olur.. Sıkılmadan okumanızı dilerim. Kahramanmaraş İstiklalspor Başkanı Ahmet Gülpak ve yönetim kurulu üyeleri, Şairler Tepesi’nde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Toplantıda yalnızca oynanan maçlar, kaçırılan goller ya da alınan sonuçlar konuşulmadı. Kulübün kasası, borçları, alacakları, geçmişten devreden yükümlülükleri ve yeni sezonun mali planlaması da açık biçimde masaya yatırıldı. Doğrusu, Türk futbolunda yöneticilerin rakamları kamuoyuyla paylaşması çok sık karşılaştığımız bir durum değil.. Başarı varsa herkes kürsüye çıkar. Transfer yapıldığında fotoğraflar paylaşılır. Galibiyet geldiğinde yönetim sahiplenilir. Ancak borç konuşulacağı zaman kapılar kapanır, cümleler yuvarlanır, rakamların üzeri örtülür. Kahramanmaraş İstiklalspor yönetimi ise kamuoyunun karşısına çıkarak kulübün toplam borcunun yaklaşık 183 milyon TL, tahsil edilmesi beklenen alacaklarının 62 milyon TL, borç-alacak farkının da 121 milyon 500 bin TL olduğunu açıkladı. Bu tablo elbette alkışlanacak bir mali sonuç olamaz. Ancak tablonun saklanmadan açıklanması, alkışlanması gereken bir yönetim anlayışı. Şeffaflık, yalnızca başarıları anlatmak değil. Şeffaflık; borcu da alacağı da, yapılan ödemeyi de yapılandırılan yükümlülüğü de kamuoyunun önüne koyabilmek. Başkan Ahmet Gülpak’ın açıkladığı rakamlar, kulübün önünde hâlâ ciddi bir mali yük bulunduğunu gösteriyor. Fakat aynı açıklamalar, yönetimin bu yükü kontrol altına almak için önemli adımlar attığını da ortaya koyuyor. Yönetim göreve geldiğinde yaklaşık 150 milyon TL’lik bir borçla karşılaştı. Üstelik bu borç yalnızca piyasaya olan yükümlülüklerden ibaret değildi. Oyuncu alacakları vardı. Geçmiş sezonlardan kalan maç başı ücretleri vardı. Personel borçları vardı. SGK ve vergi yükümlülükleri vardı. Bir tur şirketine olan borç nedeniyle banka hesaplarında bloke bulunuyordu. Fenerbahçe Spor Kulübüne faizlerle birlikte yaklaşık 5,5 milyon TL’ye ulaşan bir ödeme yükümlülüğü vardı. Yönetim önce kulübün hareket alanını daraltan dosyalara yöneldi. Kamp organizasyonundan kaynaklanan borç kapatıldı, hesaplardaki engeller kaldırıldı. Fenerbahçe’ye olan borç için yaklaşık 20 gün süren görüşmelerin ardından faiz indirimi ve taksitlendirme konusunda anlaşmaya varıldı, ilk taksit ödendi. Yaklaşık 20-21 milyon TL seviyesindeki SGK ve vergi borçları ise 24, 36 ve 48 aya kadar uzanan vadelerle yapılandırıldı. Açıklamaya göre yapılandırma kapsamındaki üçüncü ödeme de gerçekleştirildi. Bunlar tribünde skor tabelasına yazılmaz. Ancak kulüplerin geleceğini çoğu zaman attıkları gollerden önce, ödedikleri borçlar belirler. Başkan Gülpak’ın paylaştığı ayrıntılı tabloya bakıldığında, geçmiş dönem borçlarının bazı kalemlerinde önemli düşüşler yaşandığı görülüyor. Geçen yıldan kalan futbolcu garanti ücretleri yaklaşık 12 milyon 350 bin TL’den 1 milyon 590 bin TL’ye düşürüldü. Geçmiş dönem maç başı ödemeleri 28 milyon TL’den yaklaşık 12 milyon TL seviyesine çekildi. Yaklaşık 6,5 milyon TL olan personel borcu 690 bin TL seviyesine geriledi. Piyasaya olan yaklaşık 13 milyon TL’lik borcun ise 3 milyon TL civarına indirildiği açıklandı. Burada yalnızca ödeme yapılmadı. Bazı futbolcularla karşılıklı anlaşmaya varıldı, alacaklarda feragat sağlandı ve mevcut yükümlülükler yeniden planlandı. Yani yönetim, bir taraftan geçmişin borçlarını azaltırken diğer taraftan yeni sezonun takımını kurmak zorunda kaldı. Meseleye hakkaniyetle bakacaksak bu gerçeği göz ardı edemeyiz. Geçen sezon yaklaşık 290 milyon TL’ye kurulduğu açıklanan kadronun yerine, bu sezon yaklaşık 153-154 milyon TL maliyetle yeni bir takım oluşturuldu. Neredeyse yarı yarıya düşürülen bir bütçeden söz ediyoruz. Üstelik teknik heyet, sportif direktör, futbolcu grubu ve yönetim yapılanması çok kısa bir zaman içerisinde tamamlandı. Birbirini yeni tanıyan oyuncular aynı soyunma odasına girdi, yeni bir oyun düzeni oluşturulmaya başlandı. Şimdi dürüstçe soralım: Aylarca birlikte çalışmamış, büyük bölümü yeni bir araya gelmiş bir ekipten üçüncü haftada kusursuz futbol beklemek ne kadar gerçekçi? Futbol matematik değildir. Başkan Gülpak’ta matematikçi. Ama o iyi bir başkan.. İyi kadro kurar, top çizgiyi geçmez. Maça iyi hazırlanırsınız, bir kırmızı kart bütün planınızı bozar. Pozisyon üretirsiniz, gol iptal edilir. Rakibiniz iki kez gelir, iki gol bulur. Siz altı kez gelirsiniz, skor tabelası değişmez. Futbolun güzel olduğu kadar nankör tarafı da tam olarak bu. Bizim futbol anlayışımızda sabır ne yazık ki en az bulunan değer. İki maç kaybedildiğinde başkan suçlanır. Üç maç kazanılmadığında teknik direktör tartışmaya açılır. Bir futbolcu pozisyon kaçırdığında transferin yanlış olduğu ilan edilir. Birkaç hafta sonra aynı takım üst üste kazandığında ise herkes şampiyonluk hesabı yapmaya başlar. Oysa kulüp yönetmek, sosyal medyada kadro kurmaya benzemez. Lak lak etmeye hiç. Sosyal medya diyince cesaretinden dolayı Başkan Gülpak’ı alkışlıyorum. Bir futbol takımının sözleşmesi, primi, deplasmanı, konaklaması, personeli, sağlık gideri, vergisi ve geçmişten gelen dosyaları vardır. Sahada gördüğümüz 90 dakikanın arkasında, haftanın yedi günü devam eden ağır bir organizasyon bulunur. Kahramanmaraş İstiklalspor ilk üç karşılaşmasında 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet aldı. Sonuçlar arzu edilen seviyede değil. Bunu görmezden gelmenin anlamı yok. Ancak oynanan futbolu yalnızca puan tablosundan okumak da doğru değil. Erzincan deplasmanında takım iki kez öne geçti ve sahadan 2-2’lik beraberlikle ayrıldı. Sakaryaspor karşısında kırmızı karta kadar oyunun içerisinde kaldı, pozisyonlar üretti ve iptal edilen golle önemli bir kırılma yaşadı. Elbette futbol “Eğer o gol sayılsaydı” cümlesiyle yönetilmez. Ancak takımın ortaya koyduğu mücadele de bir maçın sonucuyla çöpe atılmaz. Takıma zaman tanıyalım derken eleştiriyi tamamen ortadan kaldırmaktan söz etmiyorum. Sabır, kayıtsız şartsız teslimiyet değil. Yönetim mali disiplin konusunda gösterdiği hassasiyeti sezon boyunca sürdürmeli. Açıklanan rakamlar belirli dönemlerde güncellenmeli; tahsil edilen sponsorluk gelirleri, ödenen borçlar ve yeni yükümlülükler kamuoyuyla paylaşılmalı. Toplam borcun ne kadarı kısa vadeli? Alacakların ne kadarı tahsil edildi? Yıl sonuna kadar oluşacak maç başı ücretleri ve primlerle borç ne seviyeye çıkacak? Yönetici katkılarının ne kadarı hibe, ne kadarı kulüp üzerinde borç olarak kalacak? Bu sorulara da belirli aralıklarla cevap verilmesi, bugün ortaya konulan şeffaf yönetim anlayışını daha güçlü hâle getirir. Başkan Gülpak, yönetim kurulunun bu sezon yaklaşık 80 milyon TL katkı sağladığını ifade ediyor. Bu katkının bir kısmı hibe, bir kısmı ise emanet olarak verilen para. Stat panolarından geçen sezon yaklaşık 5 milyon TL gelir elde edilirken bu sezon rakamın 21 milyon TL’ye ulaştığı belirtiliyor. Kombine ve protokol tribünü satışlarından yaklaşık 5 milyon 800 bin TL gelir sağlanmış. Forma, isim ve diğer büyük sponsorluklarda ise yaklaşık 110 milyon TL’lik bir destekten söz ediliyor. Bunlar önemli kazanımlar.. Ancak mali sürdürülebilirlik, birkaç yöneticinin fedakârlığına sürekli bağımlı kalmadan gelir üretebilen bir kulüp yapısı kurmayı gerektirir. İstiklalspor’un asıl hedefi de bu olmalıdır.  Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’in İstiklalspor’a verdiği kurumsal ve manevi destek, yönetime güç, camiaya ise güven veriyor. İstiklalspor’u şehrin ortak değeri olarak gören Sayın Görgel, kulübün kalıcı başarısı için oluşturulan birlikteliğin en güçlü destekçilerinden biri olarak öne çıkıyor. Başkan Ahmet Gülpak ve ekibinin iyi niyetinden, fedakârlığından ve kulübü daha düzenli bir yapıya kavuşturma çabasından şüphe etmek için elimizde bir neden yok. Ancak iyi niyet tek başına yeterli değil. Doğru planlama, denetim ve kurumsallaşma gerekir. Bugün açıklanan mali tablo bir başlangıç olmalı. Kulübün gelir ve giderleri mümkün olduğunca kayıtlı, anlaşılır ve denetlenebilir şekilde yönetilmeli.. Transfer yapılırken yalnızca bugünün değil, sezon sonunun hesabı yapılmalı. Kısa süreli sportif başarı uğruna gelecek sezonların bütçesi ipotek altına alınmamalı. İstiklalspor, başkanların şahsi imkânlarına göre ayakta kalan bir kulüp olmaktan çıkarılmalı; sponsorlukları, taraftar gelirleri, ürün satışları ve kalıcı ekonomik modeliyle yaşayan kurumsal bir yapıya dönüştürülmeli. Şeffaflık konusunda atılan bu adım devam ettirilirse yönetim, eleştirilere karşı en güçlü cevabı yine rakamlarla vermiş olur. Bu şehir yeni kurulan kadroya zaman tanımalı!. Ama futbolcular da giydikleri formanın anlamını bilmeli. Bu arma, yalnızca bir spor kulübünün arması olmadığı; Depremden çıkmış, yaralarını sarmaya çalışan ve yeniden ayağa kalkmak için mücadele eden bir şehrin umudunu taşıdığını anlamalı. Taraftar, her maç kusursuz futbol beklemeyebilir. Ama mücadele bekler. Koşan, formasını terleten, takım arkadaşının açığını kapatan ve son düdüğe kadar vazgeçmeyen bir ekip görmek ister. Teknik heyet de mazeretlerin arkasına sığınmadan takımın eksiklerini gidermeli, yapılan hatalardan ders çıkarmalı ve kadronun gerçek potansiyelini sahaya yansıtmalı.  Sabır talep eden herkes, o sabrı hak edecek mücadeleyi göstermek zorunda. İstiklalspor’un en büyük gücü, yönetim kurulunun verdiği para değil; bu şehrin takıma duyduğu aidiyettir. Taraftarın eleştirmesi en doğal hak. Ancak eleştiriyle yıkıcılık arasındaki sınırı korumamız gerekiyor. Üçüncü haftada takımı gözden çıkarmak kimseye fayda sağlamaz. Sosyal medyada futbolcuları hedef göstermek, teknik heyeti her maçtan sonra istifaya çağırmak ya da yönetimin bütün çabasını birkaç sonuç üzerinden değersizleştirmek İstiklalspor’a zarar verir. Bu takımın tribün desteğine ihtiyacı var. Kahramanmaraş’ın iş insanına, esnafına, kurumlarına ve futbolseverlerine ihtiyacı var. Protokol tribününden kombine alan da değerli, açık tribünde sesini kısana kadar tezahürat yapan da… Kulübe sponsor olan sanayici de değerli, formasını satın alan çocuk da… İstiklalspor ancak şehir kulübü olursa kalıcı başarıya ulaşabilir. Şairler Tepesi’ndeki basın buluşmasından geriye iki önemli mesaj kaldı. Birincisi, İstiklalspor’un ciddi bir borcu vardır fakat yönetim bu borcu saklamamakta. İkincisi, takım henüz yolun başındadır ve yeni kurulan bu yapının zamana ihtiyacı var. Bugün yönetime düşen; şeffaflığı sürdürmek, mali disiplinden taviz vermemek ve günü kurtaran kararlar yerine kulübün yarınını planlamak. Futbolculara düşen; formanın hakkını vermek ve mücadeleyi bir an olsun bırakmamak. Teknik heyete düşen; mazeret değil çözüm üretmek. Taraftara düşen ise eleştirmekten vazgeçmeden, takımına sırtını dönmemektir. Çünkü bu şehirde futbol yalnızca kazanılan ya da kaybedilen bir maç değildir. Bazen yeniden ayağa kalkmanın adı, Bazen aynı renklerin etrafında birleşmenin… Bazen de bütün sıkıntılara rağmen “Biz buradayız” diyebilmenin… İstiklalspor’un şu anda ihtiyacı olan şey ne koşulsuz alkış ne de erken kurulmuş bir idam sehpası, İhtiyacı olan; hakkaniyetli eleştiri, güçlü destek ve biraz zaman. Futbol nankör olabilir. Ama emek, şeffaflık ve samimiyet karşılıksız kalmamalı. Bu yönetim rakamlarıyla konuşmaya devam etsin. Bu takım sahada mücadele etmeyi bırakmasın. Bu taraftar da armasına sahip çıksın. Gerisini zaman ve yeşil saha gösterecek.. Kalın sağlıcakla.
Ekleme Tarihi: 24 Eylül 2026 -Perşembe
Hacı Ali GÜNEÇIKAN

Eğer o gol sayılsaydı: Başkan Gülpak ve İstiklalspor gerçeği !

Konu İstiklalspor mali durumu ve oynanan maçların yorumu ise elbette köşe yazısı da uzun olur..

Sıkılmadan okumanızı dilerim.

Kahramanmaraş İstiklalspor Başkanı Ahmet Gülpak ve yönetim kurulu üyeleri, Şairler Tepesi’nde basın mensuplarıyla bir araya geldi.

Toplantıda yalnızca oynanan maçlar, kaçırılan goller ya da alınan sonuçlar konuşulmadı. Kulübün kasası, borçları, alacakları, geçmişten devreden yükümlülükleri ve yeni sezonun mali planlaması da açık biçimde masaya yatırıldı.

Doğrusu, Türk futbolunda yöneticilerin rakamları kamuoyuyla paylaşması çok sık karşılaştığımız bir durum değil..

Başarı varsa herkes kürsüye çıkar.

Transfer yapıldığında fotoğraflar paylaşılır.

Galibiyet geldiğinde yönetim sahiplenilir.

Ancak borç konuşulacağı zaman kapılar kapanır, cümleler yuvarlanır, rakamların üzeri örtülür.

Kahramanmaraş İstiklalspor yönetimi ise kamuoyunun karşısına çıkarak kulübün toplam borcunun yaklaşık 183 milyon TL, tahsil edilmesi beklenen alacaklarının 62 milyon TL, borç-alacak farkının da 121 milyon 500 bin TL olduğunu açıkladı.

Bu tablo elbette alkışlanacak bir mali sonuç olamaz.

Ancak tablonun saklanmadan açıklanması, alkışlanması gereken bir yönetim anlayışı.

Şeffaflık, yalnızca başarıları anlatmak değil.

Şeffaflık; borcu da alacağı da, yapılan ödemeyi de yapılandırılan yükümlülüğü de kamuoyunun önüne koyabilmek.

Başkan Ahmet Gülpak’ın açıkladığı rakamlar, kulübün önünde hâlâ ciddi bir mali yük bulunduğunu gösteriyor. Fakat aynı açıklamalar, yönetimin bu yükü kontrol altına almak için önemli adımlar attığını da ortaya koyuyor.

Yönetim göreve geldiğinde yaklaşık 150 milyon TL’lik bir borçla karşılaştı. Üstelik bu borç yalnızca piyasaya olan yükümlülüklerden ibaret değildi.

Oyuncu alacakları vardı.

Geçmiş sezonlardan kalan maç başı ücretleri vardı.

Personel borçları vardı.

SGK ve vergi yükümlülükleri vardı.

Bir tur şirketine olan borç nedeniyle banka hesaplarında bloke bulunuyordu.

Fenerbahçe Spor Kulübüne faizlerle birlikte yaklaşık 5,5 milyon TL’ye ulaşan bir ödeme yükümlülüğü vardı.

Yönetim önce kulübün hareket alanını daraltan dosyalara yöneldi. Kamp organizasyonundan kaynaklanan borç kapatıldı, hesaplardaki engeller kaldırıldı. Fenerbahçe’ye olan borç için yaklaşık 20 gün süren görüşmelerin ardından faiz indirimi ve taksitlendirme konusunda anlaşmaya varıldı, ilk taksit ödendi.

Yaklaşık 20-21 milyon TL seviyesindeki SGK ve vergi borçları ise 24, 36 ve 48 aya kadar uzanan vadelerle yapılandırıldı. Açıklamaya göre yapılandırma kapsamındaki üçüncü ödeme de gerçekleştirildi.

Bunlar tribünde skor tabelasına yazılmaz.

Ancak kulüplerin geleceğini çoğu zaman attıkları gollerden önce, ödedikleri borçlar belirler.

Başkan Gülpak’ın paylaştığı ayrıntılı tabloya bakıldığında, geçmiş dönem borçlarının bazı kalemlerinde önemli düşüşler yaşandığı görülüyor.

Geçen yıldan kalan futbolcu garanti ücretleri yaklaşık 12 milyon 350 bin TL’den 1 milyon 590 bin TL’ye düşürüldü.

Geçmiş dönem maç başı ödemeleri 28 milyon TL’den yaklaşık 12 milyon TL seviyesine çekildi.

Yaklaşık 6,5 milyon TL olan personel borcu 690 bin TL seviyesine geriledi.

Piyasaya olan yaklaşık 13 milyon TL’lik borcun ise 3 milyon TL civarına indirildiği açıklandı.

Burada yalnızca ödeme yapılmadı. Bazı futbolcularla karşılıklı anlaşmaya varıldı, alacaklarda feragat sağlandı ve mevcut yükümlülükler yeniden planlandı.

Yani yönetim, bir taraftan geçmişin borçlarını azaltırken diğer taraftan yeni sezonun takımını kurmak zorunda kaldı.

Meseleye hakkaniyetle bakacaksak bu gerçeği göz ardı edemeyiz.

Geçen sezon yaklaşık 290 milyon TL’ye kurulduğu açıklanan kadronun yerine, bu sezon yaklaşık 153-154 milyon TL maliyetle yeni bir takım oluşturuldu.

Neredeyse yarı yarıya düşürülen bir bütçeden söz ediyoruz.

Üstelik teknik heyet, sportif direktör, futbolcu grubu ve yönetim yapılanması çok kısa bir zaman içerisinde tamamlandı. Birbirini yeni tanıyan oyuncular aynı soyunma odasına girdi, yeni bir oyun düzeni oluşturulmaya başlandı.

Şimdi dürüstçe soralım:

Aylarca birlikte çalışmamış, büyük bölümü yeni bir araya gelmiş bir ekipten üçüncü haftada kusursuz futbol beklemek ne kadar gerçekçi?

Futbol matematik değildir. Başkan Gülpak’ta matematikçi. Ama o iyi bir başkan..

İyi kadro kurar, top çizgiyi geçmez.

Maça iyi hazırlanırsınız, bir kırmızı kart bütün planınızı bozar.

Pozisyon üretirsiniz, gol iptal edilir.

Rakibiniz iki kez gelir, iki gol bulur.

Siz altı kez gelirsiniz, skor tabelası değişmez.

Futbolun güzel olduğu kadar nankör tarafı da tam olarak bu.

Bizim futbol anlayışımızda sabır ne yazık ki en az bulunan değer.

İki maç kaybedildiğinde başkan suçlanır.

Üç maç kazanılmadığında teknik direktör tartışmaya açılır.

Bir futbolcu pozisyon kaçırdığında transferin yanlış olduğu ilan edilir.

Birkaç hafta sonra aynı takım üst üste kazandığında ise herkes şampiyonluk hesabı yapmaya başlar.

Oysa kulüp yönetmek, sosyal medyada kadro kurmaya benzemez. Lak lak etmeye hiç. Sosyal medya diyince cesaretinden dolayı Başkan Gülpak’ı alkışlıyorum.

Bir futbol takımının sözleşmesi, primi, deplasmanı, konaklaması, personeli, sağlık gideri, vergisi ve geçmişten gelen dosyaları vardır. Sahada gördüğümüz 90 dakikanın arkasında, haftanın yedi günü devam eden ağır bir organizasyon bulunur.

Kahramanmaraş İstiklalspor ilk üç karşılaşmasında 2 beraberlik ve 1 mağlubiyet aldı. Sonuçlar arzu edilen seviyede değil. Bunu görmezden gelmenin anlamı yok.

Ancak oynanan futbolu yalnızca puan tablosundan okumak da doğru değil.

Erzincan deplasmanında takım iki kez öne geçti ve sahadan 2-2’lik beraberlikle ayrıldı. Sakaryaspor karşısında kırmızı karta kadar oyunun içerisinde kaldı, pozisyonlar üretti ve iptal edilen golle önemli bir kırılma yaşadı.

Elbette futbol “Eğer o gol sayılsaydı” cümlesiyle yönetilmez.

Ancak takımın ortaya koyduğu mücadele de bir maçın sonucuyla çöpe atılmaz.

Takıma zaman tanıyalım derken eleştiriyi tamamen ortadan kaldırmaktan söz etmiyorum.

Sabır, kayıtsız şartsız teslimiyet değil.

Yönetim mali disiplin konusunda gösterdiği hassasiyeti sezon boyunca sürdürmeli. Açıklanan rakamlar belirli dönemlerde güncellenmeli; tahsil edilen sponsorluk gelirleri, ödenen borçlar ve yeni yükümlülükler kamuoyuyla paylaşılmalı.

Toplam borcun ne kadarı kısa vadeli?

Alacakların ne kadarı tahsil edildi?

Yıl sonuna kadar oluşacak maç başı ücretleri ve primlerle borç ne seviyeye çıkacak?

Yönetici katkılarının ne kadarı hibe, ne kadarı kulüp üzerinde borç olarak kalacak?

Bu sorulara da belirli aralıklarla cevap verilmesi, bugün ortaya konulan şeffaf yönetim anlayışını daha güçlü hâle getirir.

Başkan Gülpak, yönetim kurulunun bu sezon yaklaşık 80 milyon TL katkı sağladığını ifade ediyor. Bu katkının bir kısmı hibe, bir kısmı ise emanet olarak verilen para.

Stat panolarından geçen sezon yaklaşık 5 milyon TL gelir elde edilirken bu sezon rakamın 21 milyon TL’ye ulaştığı belirtiliyor.

Kombine ve protokol tribünü satışlarından yaklaşık 5 milyon 800 bin TL gelir sağlanmış.

Forma, isim ve diğer büyük sponsorluklarda ise yaklaşık 110 milyon TL’lik bir destekten söz ediliyor.

Bunlar önemli kazanımlar..

Ancak mali sürdürülebilirlik, birkaç yöneticinin fedakârlığına sürekli bağımlı kalmadan gelir üretebilen bir kulüp yapısı kurmayı gerektirir. İstiklalspor’un asıl hedefi de bu olmalıdır. 

Büyükşehir Belediye Başkanı Fırat Görgel’in İstiklalspor’a verdiği kurumsal ve manevi destek, yönetime güç, camiaya ise güven veriyor.

İstiklalspor’u şehrin ortak değeri olarak gören Sayın Görgel, kulübün kalıcı başarısı için oluşturulan birlikteliğin en güçlü destekçilerinden biri olarak öne çıkıyor.

Başkan Ahmet Gülpak ve ekibinin iyi niyetinden, fedakârlığından ve kulübü daha düzenli bir yapıya kavuşturma çabasından şüphe etmek için elimizde bir neden yok.

Ancak iyi niyet tek başına yeterli değil.

Doğru planlama, denetim ve kurumsallaşma gerekir.

Bugün açıklanan mali tablo bir başlangıç olmalı. Kulübün gelir ve giderleri mümkün olduğunca kayıtlı, anlaşılır ve denetlenebilir şekilde yönetilmeli..

Transfer yapılırken yalnızca bugünün değil, sezon sonunun hesabı yapılmalı.

Kısa süreli sportif başarı uğruna gelecek sezonların bütçesi ipotek altına alınmamalı.

İstiklalspor, başkanların şahsi imkânlarına göre ayakta kalan bir kulüp olmaktan çıkarılmalı; sponsorlukları, taraftar gelirleri, ürün satışları ve kalıcı ekonomik modeliyle yaşayan kurumsal bir yapıya dönüştürülmeli.

Şeffaflık konusunda atılan bu adım devam ettirilirse yönetim, eleştirilere karşı en güçlü cevabı yine rakamlarla vermiş olur.

Bu şehir yeni kurulan kadroya zaman tanımalı!.

Ama futbolcular da giydikleri formanın anlamını bilmeli.

Bu arma, yalnızca bir spor kulübünün arması olmadığı; Depremden çıkmış, yaralarını sarmaya çalışan ve yeniden ayağa kalkmak için mücadele eden bir şehrin umudunu taşıdığını anlamalı.

Taraftar, her maç kusursuz futbol beklemeyebilir.

Ama mücadele bekler.

Koşan, formasını terleten, takım arkadaşının açığını kapatan ve son düdüğe kadar vazgeçmeyen bir ekip görmek ister.

Teknik heyet de mazeretlerin arkasına sığınmadan takımın eksiklerini gidermeli, yapılan hatalardan ders çıkarmalı ve kadronun gerçek potansiyelini sahaya yansıtmalı. 

Sabır talep eden herkes, o sabrı hak edecek mücadeleyi göstermek zorunda.

İstiklalspor’un en büyük gücü, yönetim kurulunun verdiği para değil; bu şehrin takıma duyduğu aidiyettir.

Taraftarın eleştirmesi en doğal hak. Ancak eleştiriyle yıkıcılık arasındaki sınırı korumamız gerekiyor.

Üçüncü haftada takımı gözden çıkarmak kimseye fayda sağlamaz.

Sosyal medyada futbolcuları hedef göstermek, teknik heyeti her maçtan sonra istifaya çağırmak ya da yönetimin bütün çabasını birkaç sonuç üzerinden değersizleştirmek İstiklalspor’a zarar verir.

Bu takımın tribün desteğine ihtiyacı var.

Kahramanmaraş’ın iş insanına, esnafına, kurumlarına ve futbolseverlerine ihtiyacı var.

Protokol tribününden kombine alan da değerli, açık tribünde sesini kısana kadar tezahürat yapan da…

Kulübe sponsor olan sanayici de değerli, formasını satın alan çocuk da…

İstiklalspor ancak şehir kulübü olursa kalıcı başarıya ulaşabilir.

Şairler Tepesi’ndeki basın buluşmasından geriye iki önemli mesaj kaldı.

Birincisi, İstiklalspor’un ciddi bir borcu vardır fakat yönetim bu borcu saklamamakta.

İkincisi, takım henüz yolun başındadır ve yeni kurulan bu yapının zamana ihtiyacı var.

Bugün yönetime düşen; şeffaflığı sürdürmek, mali disiplinden taviz vermemek ve günü kurtaran kararlar yerine kulübün yarınını planlamak.

Futbolculara düşen; formanın hakkını vermek ve mücadeleyi bir an olsun bırakmamak.

Teknik heyete düşen; mazeret değil çözüm üretmek.

Taraftara düşen ise eleştirmekten vazgeçmeden, takımına sırtını dönmemektir.

Çünkü bu şehirde futbol yalnızca kazanılan ya da kaybedilen bir maç değildir.

Bazen yeniden ayağa kalkmanın adı,

Bazen aynı renklerin etrafında birleşmenin…

Bazen de bütün sıkıntılara rağmen “Biz buradayız” diyebilmenin…

İstiklalspor’un şu anda ihtiyacı olan şey ne koşulsuz alkış ne de erken kurulmuş bir idam sehpası,

İhtiyacı olan; hakkaniyetli eleştiri, güçlü destek ve biraz zaman.

Futbol nankör olabilir.

Ama emek, şeffaflık ve samimiyet karşılıksız kalmamalı.

Bu yönetim rakamlarıyla konuşmaya devam etsin.

Bu takım sahada mücadele etmeyi bırakmasın.

Bu taraftar da armasına sahip çıksın.

Gerisini zaman ve yeşil saha gösterecek..

Kalın sağlıcakla.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve marasgunebakis.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.