Bir siyasetçiyi yalnızca söyledikleriyle değerlendirmeyin. Söylerken kendisini nerede durdurabildiğine, itiraz ederken karşısındakine ne kadar insanlık payı bıraktığına da bakın.
Muhammed Aydoğar’ın basın buluşmasından ayrılırken zihnimde kalan cümle, seçim iddiasından çok şuydu:
“Yarın siyaset bitecek. Aynı sokakta, aynı caddede karşılaşacağız, konuşacağız ve muhabbet edeceğiz.”
Kahramanmaraş’ın bugün biraz da bu sözü duymaya ihtiyacı var.
Çünkü burası seçim akşamından sonra birbirimizin yüzünü bir daha görmeyeceğimiz bir şehir değil. Aynı cenazede saf tutuyor, aynı hastane koridorunda bekliyor, aynı yolda yürüyor, aynı esnafın kapısından giriyoruz. Siyasi tartışmalar geçiyor; komşuluk, akrabalık ve hemşehrilik kalıyor.
Mustafa Aydoğar, Kahramanmaraş’ın siyasi hafızasında yeri bulunan bir isim. Refah Partisi İl Başkanlığı döneminden gelen siyasi geçmişi, bu şehirde Millî Görüş çizgisinin konuşulduğu yerde hatırlanır. Erbakan kadar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da yol arkadaşı..
Benim nazarımda o ismin hatırlattığı değerlerden biri de siyasi ahlak.
Ancak bir babanın itibarı, oğlunun yerine siyaset yapmaz. O itibarın devamı için insanın kendi emeğini, bilgisini ve karakterini ortaya koyması gerekir.
Muhammed Aydoğar’da takdir ettiğim taraf burada başlıyor.
İnandığı siyasi çizgiyi açıkça savunuyor. İtirazını saklamıyor. Teşkilatının emeğini, seçmeninin beklentisini anlatırken kendisini sorumlu görüyor. Basın karşısında yaklaşık 25 dakika konuşup ardından soruları cevaplaması da bu sorumluluğun bir parçası.
Hazırlıklı olmak kadar, soruya açık olmak da siyasetçinin donanımını gösterir.
Dulkadiroğlu ve Türkoğlu belediye başkanlarının AK Parti’ye geçmesi, Aydoğar ve teşkilatı açısından kolay karşılanacak bir gelişme değil elbet.
Seçim için çalışanların emeği var. Kapı çalanların, oy isteyenlerin, verilen sözlere kefil olanların beklentisi var. Böyle bir ayrılığın ardından kırgınlık duyulmasını anlamak gerek.
Aydoğar’ın eleştirileri de bu noktada sertleşiyor. Belediye transferiyle vatandaşın güveninin kazanılamayacağını söylüyor, seçmenin verdiği oyun sorumluluğunu hatırlatıyor.
Fakat benim dikkat ettiğim, eleştirisini kişisel aşağılamaya çevirmemeye gösterdiği özen.
Daha önce birlikte çalıştığı başkanların yolsuzluğuna şahit olmadığını söyleyebilmesi de bu açıdan kıymetli. Siyasi ayrılık yaşandığında geçmişteki bütün ilişkileri inkâr etmek kolay. Hakkaniyeti korumak ise karakter ister.
Aydoğar’ın bu ölçüsünü takdir ediyorum.
Buluşmanın en anlamlı bölümlerinden biri, Fırat Görgel’e verdiği desteği anlatması.
Türkiye Belediyeler Birliği adaylığı sırasında destek paylaşımı yapmış. Eleştiri telefonları almış. Paylaşımı kaldırmış; bu kez kaldırdığı için eleştirilmiş.
Şu manzaraya bir bakalım:
Bir siyasetçi, kendi şehrinin belediye başkanına başka bir görev için başarı dilediğinde bile bunun hesabını vermek zorunda hissediyor.
Kutuplaşma dediğimiz şey biraz da bu. İnsanları yalnızca karşı çıkmaya mecbur bırakmak…
Aydoğar’ın “Hâlâ arkasındayım” demesini bu nedenle önemsiyorum. Paylaşımı kaldırmasının hata olabileceğini kabul etmesi de ayrıca değerli.
Siyasetçinin her kararını kusursuz göstermeye çalışmadığı anlar, bazen en inandırıcı olduğu anlardır.
Görgel’in Türk Dünyası Belediyeler Birliği Başkanlığını tebrik ederken şehrin yollarını ve altyapısını eleştirmesi de anlaşılır bir muhalefet tutumu. Bir görevi desteklemek, yerel hizmetler hakkında susmayı gerektirmez.
Şehrin başarısına sevinmekle şehrin eksiklerini söylemek aynı vicdanda buluşabilir.
Vahit Kirişçi’ye yönelik eleştirilerindeki asıl mesajı da burada aramak gerektiğini düşünüyorum.
Aydoğar, Kirişçi’nin 2023 genel seçimlerine bakan olarak girdiğini, Kahramanmaraş milletvekili seçildiğini ancak seçim sonrasında yeni kabinede kendisine bakanlık görevi verilmediğini de hatırlatıyor. Ardından 2024 yerel seçimlerinde Gazze ve İsrail üzerinden kullanıldığını belirttiği söylemleri eleştiriyor.
Benim bu hatırlatmalardan çıkardığım mesaj şu: Makamlar değişse de seçmenin karşısında söylenen sözün sorumluluğu devam edeceği..
Bugünkü itirazının özü şu soruda toplanıyor: Bir belediyenin hangi parti tarafından yönetildiği ile Gazze’deki savaş arasında nasıl bir bağ kurulabilmesi?
Ben bu soruyu önemli buluyorum.
Gazze’nin acısı hepimizin yüreğinde. Tam da bu yüzden o acı üzerinden kurulan her siyasi cümlenin sorumluluğu ağır. Vatandaşın vicdanına seslenirken ona hangi somut imkânın, hangi politikanın ve hangi çözümün sunulduğu da anlatılmalı..
Aydoğar’ın hatırlattığı mesele, seçim meydanında söylenen sözün seçimden sonra da sahibini bağlaması.
Makam değişebilir. Unvan değişebilir. Fakat milletin önünde söylenen söz, hafızada kalır.
Muhammed Aydoğar’ın her görüşüne katılmak zorunda değiliz. İddialarını sorgular, hesaplamalarını tartışır, eksik bulduğumuz yerde sorumuzu sorarız.
Gazeteciliğin gereği budur.
Ama gördüğümüz olumlu bir tavrı yazmaktan da çekinmemeliyiz.
Ben bu buluşmada davasını açıkça savunan, siyasi kırgınlığını ifade eden, soruları cevaplayan ve rakibini tebrik edebilen bir il başkanı gördüm. Muhalefetini sürdürürken hemşehrilik hukukuna yer açmasını değerli buldum.
Kahramanmaraş’ın siyasi hayatında böyle bir dile ihtiyaç var.
Çünkü bir gün seçim kürsüleri toplanacak, afişler indirilecek, mikrofonlar kapanacak.
Biz yine aynı şehirde yaşayacağız.
Aydoğar’ın ilçe başkanlarına söz vermesi de üzerinde durulması gereken bir incelik.
“Buyurun, konuşun, anlatın” diyerek onların ilçelerindeki sorunları kendi ağızlarından aktarmalarına alan açtı.
Teşkilatı yalnızca arkasında oturan bir kalabalık olarak görmediğini hissettirdi. Şahin Us’un, Hilmi Doğru’nun sözünün dinlenmesi, ortak emeğe gösterilen saygıydı. “Biz varız” anlayışı, en çok da mikrofonu paylaşabilmekte kendini gösterir.
Aydoğar, gelecek seçimler konusunda da iddialı: “Kahramanmaraş’ta yine birinci parti olacağız” diyor. Bu, belediye başkanlarının ayrılmasının ardından teşkilatına verdiği bir toparlanma mesajı.
Vahit Kirişçi’ye yönelik eleştirilerinde ise dili keskinleşiyor; “Ata binmeyi bilen insanlar biner” sözleriyle siyasi gösterilere itiraz ediyor.
Siyasetçinin mahareti, meydandaki görüntüsü kadar vatandaşın derdine ürettiği çözümde ve söylediği sözün arkasında durabilmesinde aranması..
Rabbim bu şehre hizmet eden herkese basiret; eleştirene adalet, dinleyene feraset versin. Siyasi rekabetimiz, birbirimizin yüzüne selamla bakabilme hakkını elimizden almasın.
Vesselam..Cumamız mübarek olsun.
