Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Kitap Fuarı
Mehmet AKPINAR
Köşe Yazarı
Mehmet AKPINAR
 

Çınar mı Suçlu, Rüzgâr mı?

Çınar mı Suçlu, Rüzgâr mı? Bazı insanlar kaybolduklarını bile bilmezler… Çünkü pusulaları yoktur ama yolları vardır… Kılavuzları yoktur ama iddiaları vardır… Ve bu yüzden, en çok da doğru yolda olduklarını zannettikleri yerde yanılırlar… İnsanoğlu çoğu zaman yanlış yolda yürüdüğünü fark etmez… Çünkü bilmediği bir konuda kendini en doğru yerde zanneder… Bilgisi yoktur ama savunması vardır… Tecrübesi yoktur ama iddiası vardır… Ve çoğu zaman, hatalı bir yol üzerinde ilerlerken bile kendisini haklı görür… Kur’an bu gerçeği çok açık bir şekilde haber verir: “Kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse, Biz ona bir şeytanı arkadaş ederiz; o da onun yakın dostu olur.” (Zuhruf Suresi, 36. Ayet)… Ve devamında şöyle buyurur: “Şüphesiz o şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar; fakat onlar doğru yolda olduklarını zannederler.” (Zuhruf Suresi, 37. Ayet)… İşte en tehlikeli sapma budur… Yanlış yolda yürüyüp, doğru yolda olduğunu sanmak… Şeytan insanı açıkça “yanlıştasın” diye çağırmaz… Aksine yaptığı yanlışı ona doğru gibi gösterir… Yanlış düşünceyi hikmet gibi, hatalı yolu istikamet gibi, nefsani tercihi dava gibi sunar… İnsan da gerçekten doğru bir yolda yürüdüğünü zanneder… Ta ki Allah’ın huzuruna varıncaya kadar… Kur’an o sahneyi de anlatır… İnsan, dünyada kendisini yönlendiren şeytana dönerek şöyle der: “Keşke seninle aramda doğu ile batı kadar mesafe olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!” (Zuhruf Suresi, 38. Ayet)… Şeytan ise kendini şöyle savunur: “Ben sadece vesvese verdim… Seni zorlayan ben değildim…” Ve hüküm verilir: Azapta ikisi de ortaktır… İslam âlimleri bu hakikati çok hikmetli bir benzetmeyle açıklar… İçten içe çürümüş bir çınar düşünün… Sert bir rüzgâr estiğinde çınar devrilir… Peki suç rüzgârın mıdır, çınarın mı?… Elbette çınarındır… Çünkü çınar sağlam olsaydı, rüzgâr onu yıkamazdı… Şeytan rüzgârdır… İnsan çınardır… İnsan sağlam değilse savrulur… İman sağlam değilse devrilir… Bilgi sağlam değilse yönünü kaybeder… Demek ki mesele sadece şeytan değildir… Asıl mesele insanın iç yapısıdır… Kur’an’la beslenmeyen bir kalp, Peygamber’in ahlakıyla şekillenmeyen bir hayat, ilimle güçlenmeyen bir akıl; şeytanın vesvesesine karşı direnemez… Kur’an bu ölçüyü de çok net koyar: “Andolsun ki Resulullah’ta sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça ananlar için en güzel örnek vardır.” (Ahzâb Suresi, 21. Ayet)… İşte bu yüzden Peygamber’i örnek almak bir tercih değil, bir ölçüdür… Onu tanımadan yol çizmek, pusulasız yürümektir… Onun ahlakını bilmeden istikamet iddiasında bulunmak, karanlıkta yön aramaktır… Bugün en büyük hata burada yapılmaktadır… İnsanlar, yapılar, düşünce grupları önce yolu seçiyor… Sonra o yolu haklı gösterecek ayet ve hadis arıyor… Yani yol belirleniyor, delil sonradan bulunmaya çalışılıyor… Oysa olması gereken tam tersidir… Önce Kur’an öğrenilir… Önce Peygamber’in hayatı tanınır… Önce ölçü, ahlak ve istikamet inşa edilir… Sonra yol çizilir… Yola çıkmadan önce kılavuz hazırlanır… Azık hazırlanır… Pusula hazırlanır… Kılavuzu olmayan yolcu, pusulasız gemi gibidir… Nereye gittiğini bilmeden ilerler, ama ilerlediğini zanneder… Mehmet Akif’in sözü bu yüzden hâlâ canlıdır: “Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı, Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı…” Ama Kur’an’dan ilham almak için önce Kur’an’ı bilmek gerekir… Peygamber’i örnek almak için önce onu tanımak gerekir… Bugün nice insan, yanlış yolda yürürken doğru yolda olduğunu zannediyor… Nice insan, savrulurken istikamet üzere olduğunu düşünüyor… Nice insan, şeytanın telkinleriyle yaşarken kendini hak üzere sanıyor… Ve en büyük tehlike şudur… İnsan yanlışta olduğunu fark etmediği sürece, doğruyu aramaz… Şeytan sadece rüzgârdır… Ama çınar çürükse yıkılır… İnsan sağlam olsaydı… Bilgili olsaydı… İstikamet sahibi olsaydı… Önceden önlemini hazırlasaydı… Şeytanın vesvesesi ona zarar veremezdi… Bu yüzden mesele rüzgâr değildir… Mesele çınarın içidir… Ve insan, sağlamlığını ancak Kur’an’la, Peygamber’le, ilimle ve ahlakla kazanır… Aksi hâlde doğru yolda yürüdüğünü zannederken, yanlış istikamette yol alır… Ve gerçeği, çoğu zaman iş işten geçtikten sonra anlar… Selam ve dua ile kalınız… Mehmet AKPINAR 19.01.2026
Ekleme Tarihi: 19 Ocak 2026 -Pazartesi
Mehmet AKPINAR

Çınar mı Suçlu, Rüzgâr mı?

Çınar mı Suçlu, Rüzgâr mı?

Bazı insanlar kaybolduklarını bile bilmezler… Çünkü pusulaları yoktur ama yolları vardır… Kılavuzları yoktur ama iddiaları vardır… Ve bu yüzden, en çok da doğru yolda olduklarını zannettikleri yerde yanılırlar…

İnsanoğlu çoğu zaman yanlış yolda yürüdüğünü fark etmez… Çünkü bilmediği bir konuda kendini en doğru yerde zanneder… Bilgisi yoktur ama savunması vardır… Tecrübesi yoktur ama iddiası vardır… Ve çoğu zaman, hatalı bir yol üzerinde ilerlerken bile kendisini haklı görür…

Kur’an bu gerçeği çok açık bir şekilde haber verir:

“Kim Rahmân’ın zikrinden yüz çevirirse, Biz ona bir şeytanı arkadaş ederiz; o da onun yakın dostu olur.”
(Zuhruf Suresi, 36. Ayet)…

Ve devamında şöyle buyurur:

“Şüphesiz o şeytanlar onları doğru yoldan saptırırlar; fakat onlar doğru yolda olduklarını zannederler.”
(Zuhruf Suresi, 37. Ayet)…

İşte en tehlikeli sapma budur… Yanlış yolda yürüyüp, doğru yolda olduğunu sanmak…

Şeytan insanı açıkça “yanlıştasın” diye çağırmaz… Aksine yaptığı yanlışı ona doğru gibi gösterir… Yanlış düşünceyi hikmet gibi, hatalı yolu istikamet gibi, nefsani tercihi dava gibi sunar… İnsan da gerçekten doğru bir yolda yürüdüğünü zanneder…

Ta ki Allah’ın huzuruna varıncaya kadar…

Kur’an o sahneyi de anlatır… İnsan, dünyada kendisini yönlendiren şeytana dönerek şöyle der:

“Keşke seninle aramda doğu ile batı kadar mesafe olsaydı! Ne kötü arkadaşmışsın!”
(Zuhruf Suresi, 38. Ayet)…

Şeytan ise kendini şöyle savunur:
“Ben sadece vesvese verdim… Seni zorlayan ben değildim…”

Ve hüküm verilir: Azapta ikisi de ortaktır…

İslam âlimleri bu hakikati çok hikmetli bir benzetmeyle açıklar… İçten içe çürümüş bir çınar düşünün… Sert bir rüzgâr estiğinde çınar devrilir… Peki suç rüzgârın mıdır, çınarın mı?… Elbette çınarındır… Çünkü çınar sağlam olsaydı, rüzgâr onu yıkamazdı…

Şeytan rüzgârdır…
İnsan çınardır…

İnsan sağlam değilse savrulur… İman sağlam değilse devrilir… Bilgi sağlam değilse yönünü kaybeder…

Demek ki mesele sadece şeytan değildir… Asıl mesele insanın iç yapısıdır… Kur’an’la beslenmeyen bir kalp, Peygamber’in ahlakıyla şekillenmeyen bir hayat, ilimle güçlenmeyen bir akıl; şeytanın vesvesesine karşı direnemez…

Kur’an bu ölçüyü de çok net koyar:

“Andolsun ki Resulullah’ta sizin için, Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah’ı çokça ananlar için en güzel örnek vardır.”
(Ahzâb Suresi, 21. Ayet)…

İşte bu yüzden Peygamber’i örnek almak bir tercih değil, bir ölçüdür… Onu tanımadan yol çizmek, pusulasız yürümektir… Onun ahlakını bilmeden istikamet iddiasında bulunmak, karanlıkta yön aramaktır…

Bugün en büyük hata burada yapılmaktadır… İnsanlar, yapılar, düşünce grupları önce yolu seçiyor… Sonra o yolu haklı gösterecek ayet ve hadis arıyor… Yani yol belirleniyor, delil sonradan bulunmaya çalışılıyor…

Oysa olması gereken tam tersidir…

Önce Kur’an öğrenilir…
Önce Peygamber’in hayatı tanınır…
Önce ölçü, ahlak ve istikamet inşa edilir…
Sonra yol çizilir…

Yola çıkmadan önce kılavuz hazırlanır… Azık hazırlanır… Pusula hazırlanır… Kılavuzu olmayan yolcu, pusulasız gemi gibidir… Nereye gittiğini bilmeden ilerler, ama ilerlediğini zanneder…

Mehmet Akif’in sözü bu yüzden hâlâ canlıdır:

“Doğrudan doğruya Kur’an’dan alıp ilhamı,
Asrın idrakine söyletmeliyiz İslam’ı…”

Ama Kur’an’dan ilham almak için önce Kur’an’ı bilmek gerekir… Peygamber’i örnek almak için önce onu tanımak gerekir…

Bugün nice insan, yanlış yolda yürürken doğru yolda olduğunu zannediyor… Nice insan, savrulurken istikamet üzere olduğunu düşünüyor… Nice insan, şeytanın telkinleriyle yaşarken kendini hak üzere sanıyor…

Ve en büyük tehlike şudur…
İnsan yanlışta olduğunu fark etmediği sürece, doğruyu aramaz…

Şeytan sadece rüzgârdır…
Ama çınar çürükse yıkılır…

İnsan sağlam olsaydı…
Bilgili olsaydı…
İstikamet sahibi olsaydı…
Önceden önlemini hazırlasaydı…
Şeytanın vesvesesi ona zarar veremezdi…

Bu yüzden mesele rüzgâr değildir…
Mesele çınarın içidir…

Ve insan, sağlamlığını ancak Kur’an’la, Peygamber’le, ilimle ve ahlakla kazanır…

Aksi hâlde doğru yolda yürüdüğünü zannederken, yanlış istikamette yol alır…
Ve gerçeği, çoğu zaman iş işten geçtikten sonra anlar…

Selam ve dua ile kalınız…

Mehmet AKPINAR
19.01.2026

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve marasgunebakis.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.