Mehmet AKPINAR
Köşe Yazarı
Mehmet AKPINAR
 

04.17 — TANIKLIK

04.17… Bu bir saat değil sadece… Bu, binlerce hayatın aynı anda durduğu bir andır… 6 Şubat sabahı, Bir şehir uyandı… Ama eski hayatına değil… O gece uyuyamayanlar vardı… İçine sıkıntı düşüp sebebini bilmeyenler… Kalbi durmadan atanlar… Ve saat 04.17’de Yer sarsıldı… Evler değil sadece, hayatlar yıkıldı… İnsanlar pijamalarıyla sokaklara çıktı… Kar yağıyordu… Hava soğuktu… Ama asıl üşüten, belirsizlikti… O gün telefonlar sustu… Sesler kesildi… Kimse kimseye ulaşamadı… Bir ekmek… Bir yudum su… Bir battaniye… Dünyanın en büyük nimetleri hâline geldi… O gün paranın hükmü kalmadı… Cebi dolu olan da eli boş olan da aynı çorba kuyruğundaydı… Çünkü yoktu… Satın alınacak bir şey yoktu… Ulaşılamıyordu… O gün dünya bize şunu gösterdi: İnsan, en çok muhtaçken insan olduğunu hatırlıyor… Enkazların başında sesler vardı… “Buradayım” diyen sesler… Ama kazma yoktu… Kürek yoktu… Sadece çıplak eller ve dualar vardı… Tek katlı evler sığınak oldu… Okullar, camiler, bahçeler… Hayat oralara taşındı… Ve sonra… Sonra bir şey oldu… Türkiye ayağa kalktı… Doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine insanlar yola çıktı… Arayanlar… Soranlar… Dua edenler… Yardım gönderenler… Bir millet, acının etrafında kenetlendi… Din sormadan… Mezhep sormadan… Kimlik sormadan… Sadece “insan” olarak… Ve sadece Türkiye değil… Dünya da buradaydı… Rusya’dan Amerika’ya… Azerbaycan’dan Avrupa’ya… Sahra hastaneleri kuruldu… Yardım tırları geldi… Eller uzandı… İşte tam burada insanın aklına şu soru geliyor: Madem bir depremde bütün dünya bir araya gelebiliyor… Madem acı karşısında insanlık bu kadar hızlı birleşebiliyor… O hâlde savaşlar niye? Ölümler niye? Bir dakikanın içinde resmî rakamlarla elli sekiz bin insanı toprağa verdik… Kahramanmaraş’ta on altı bin can… Her biri bir ev… Her biri bir hayat… Her biri yarım kalan bir hikâye… Biz hayatta kaldık… Ve bu, sadece bir şans değil… Ağır bir sorumluluktur… Çünkü kalanlar, unutmamak zorundadır… Çünkü kalanlar, şükretmek zorundadır… Çünkü kalanlar, bu acının tekrar yaşanmaması için ders çıkarmak zorundadır… Bugün bakıyoruz… Yıkılanın yerine yapılıyor… Çürüyen altyapılar yenileniyor… İnsanlar evlerine dönmeye başlıyor… Bu kolay bir şey değil… Böylesine büyük bir felaketin ardından toparlanabilmek Allah’ın bir yardımıdır… Ama asıl mucize şudur: İnsanların birbirini unutmaması… O gün ekmeğini paylaşanlar… “Benim ihtiyacım yok” diyenler… Sırf başkası alsın diye geri duranlar… İşte onlar, bu toprakların gerçek gücüdür… Bugün burada, sessizce saygıyla duruyorsak… Bu, kaybettiklerimize bir borçtur… Rabbim, şehit olanlarımıza rahmet eylesin… Geride kalanlara sabır versin… Ve bize, insan kalmayı hiç unutturmasın… Mehmet AKPINAR  2 ŞUBAT 2026
Ekleme Tarihi: 02 Şubat 2026 -Pazartesi
Mehmet AKPINAR

04.17 — TANIKLIK

04.17…
Bu bir saat değil sadece…
Bu, binlerce hayatın aynı anda durduğu bir andır…

6 Şubat sabahı,
Bir şehir uyandı…
Ama eski hayatına değil…

O gece uyuyamayanlar vardı…
İçine sıkıntı düşüp sebebini bilmeyenler…
Kalbi durmadan atanlar…

Ve saat 04.17’de
Yer sarsıldı…
Evler değil sadece,
hayatlar yıkıldı…

İnsanlar pijamalarıyla sokaklara çıktı…
Kar yağıyordu…
Hava soğuktu…
Ama asıl üşüten, belirsizlikti…

O gün telefonlar sustu…
Sesler kesildi…
Kimse kimseye ulaşamadı…

Bir ekmek…
Bir yudum su…
Bir battaniye…

Dünyanın en büyük nimetleri hâline geldi…

O gün paranın hükmü kalmadı…
Cebi dolu olan da
eli boş olan da
aynı çorba kuyruğundaydı…

Çünkü yoktu…
Satın alınacak bir şey yoktu…
Ulaşılamıyordu…

O gün dünya bize şunu gösterdi:
İnsan, en çok muhtaçken insan olduğunu hatırlıyor…

Enkazların başında sesler vardı…
“Buradayım” diyen sesler…
Ama kazma yoktu…
Kürek yoktu…
Sadece çıplak eller ve dualar vardı…

Tek katlı evler sığınak oldu…
Okullar, camiler, bahçeler…
Hayat oralara taşındı…

Ve sonra…
Sonra bir şey oldu…

Türkiye ayağa kalktı…

Doğusundan batısına,
kuzeyinden güneyine
insanlar yola çıktı…

Arayanlar…
Soranlar…
Dua edenler…
Yardım gönderenler…

Bir millet,
acının etrafında kenetlendi…

Din sormadan…
Mezhep sormadan…
Kimlik sormadan…

Sadece “insan” olarak…

Ve sadece Türkiye değil…
Dünya da buradaydı…

Rusya’dan Amerika’ya…
Azerbaycan’dan Avrupa’ya…

Sahra hastaneleri kuruldu…
Yardım tırları geldi…
Eller uzandı…

İşte tam burada insanın aklına şu soru geliyor:

Madem bir depremde
bütün dünya bir araya gelebiliyor…
Madem acı karşısında
insanlık bu kadar hızlı birleşebiliyor…

O hâlde savaşlar niye?
Ölümler niye?

Bir dakikanın içinde
resmî rakamlarla
elli sekiz bin insanı toprağa verdik…

Kahramanmaraş’ta
on altı bin can…

Her biri bir ev…
Her biri bir hayat…
Her biri yarım kalan bir hikâye…

Biz hayatta kaldık…

Ve bu,
sadece bir şans değil…
Ağır bir sorumluluktur…

Çünkü kalanlar,
unutmamak zorundadır…

Çünkü kalanlar,
şükretmek zorundadır…

Çünkü kalanlar,
bu acının tekrar yaşanmaması için
ders çıkarmak zorundadır…

Bugün bakıyoruz…
Yıkılanın yerine yapılıyor…
Çürüyen altyapılar yenileniyor…
İnsanlar evlerine dönmeye başlıyor…

Bu kolay bir şey değil…

Böylesine büyük bir felaketin ardından
toparlanabilmek
Allah’ın bir yardımıdır…

Ama asıl mucize şudur:
İnsanların birbirini unutmaması…

O gün ekmeğini paylaşanlar…
“Benim ihtiyacım yok” diyenler…
Sırf başkası alsın diye geri duranlar…

İşte onlar,
bu toprakların gerçek gücüdür…

Bugün burada,
sessizce saygıyla duruyorsak…
Bu, kaybettiklerimize bir borçtur…

Rabbim,
şehit olanlarımıza rahmet eylesin…
Geride kalanlara sabır versin…

Ve bize,
insan kalmayı
hiç unutturmasın…

Mehmet AKPINAR 
2 ŞUBAT 2026

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve marasgunebakis.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.