İbrahim GÜLSU
Köşe Yazarı
İbrahim GÜLSU
 

‘’KALEM’’E DOST OLMAK

    Dünyada yazılı metinleri olan medeniyetler, kültürler, önemli olaylar bugün varlığını devam ettiriyor.     Araştırmacıların sezgilerine göre medeniyet ve kültür açısından çok kıymetli dönemler yaşayan bazı coğrafyaların, medeniyetlerin yazılı kayıtları olmadığı için bugün onlardan söz edemiyoruz.     Sözgelimi Türklerin Mu Medeniyeti , beş bin yıllık tarihi veya yakın tarihe kadar olan sözlü kültürü, edebiyatı gibi.    Öyle ki Anadolu’da üretilen sözlü kültür, kayıt altına alınmadığı için, üretenle ölüp gitmiştir.    Anadolu’nun her coğrafyası, her zaman bir Yunus, bir Nasrettin Hoca, bir Karacaoğlan, bir Dede Korkut çıkarmıştır. Ama yakın zamanda bile bu kişilerin eserleri derlenmediği, kayıt altına alınmadığı için nice kıymetli ürünler zayi olmuştur.     Yerleşik hayata geç geçildiği, ortak yazılı Türkçe oluşturulamadığı için Türk kültürünün değişik coğrafyalardaki ilk dönem yazılı kayıtları tutulmamış dolayısıyla Türkçe de çok çeşitlilik göstermiş; geniş coğrafyalara dağılan boyların birbiriyle irtibatı kesilmiş ve boylar adeta ayrı millet kimliği kazanmıştır. Bu izler yeni yeni bulunup birleştirilmeye çalışılıyor.     İşte bu değişim yazılı kayıtların olmamasından, Türklerin göçebe hayatı yaşamasından kaynaklanıyor. Yoksa Türk medeniyeti bir çadır medeniyeti değildir.     Sözün uçmaması için kayıt gereklidir. Çünkü kalem kelamı kalıcı kılar.     Kalemi önemseyen milletler okulludur, mekteplidir, edeplidir, maârifetlidir.     Kalem, kelamı, dolayısıyla toplumu terbiye eder. Her şeyden önce aklı, sezgiyi harekete geçirir.     Kaleme dost ol; çünkü kelam kaleme dost olmazsa uçar gider.     Kelam, kalemle güzelleşir, derinleşir, tefekküre dönüşür.     Kaleme dost olmayan nice kıymetli hatıralar, düşünceler, olaylar, hikâyeler, duygular, bilgiler, şiirler uçup gitmiştir.     Kalem, benim kültürümde, değerlerimde kutsaldır. Dolayısıyla yazmak, okumak kutsaldır.     Kalemle tefekkür, kelamla tefekkürden daha kıymetlidir. Kalem daha üretkendir. Kalemin hayalleri vardır.     Kalemdir ki İslâm Medeniyeti’ ne sekizinci yüz yıldan on beşinci yüzyıla kadar ilimde, teffekürde, teknolojide altın çağ yaşatmıştır. İşte ne zaman ki ‘’kalem’’i bıraktık, medeniyetimiz Fetret Dönemine girdi ve bu Fetret çok uzadı. Altı asırdır halâ bir İslam Rönesans’ı dönemine geçemedik.     Kalem; akıldır, sezgidir, medeniyettir, ilimdir, bilgidir, kültürdür, tefekkürdür, gelişmedir, teknolojidir, icattır, imardır, estetiktir…     Dünyada mürekkep, geçer akçe olmazsa coğrafyalarda kan akar.     Maalesef Dünya bugün bu dönemi yaşıyor.      Kalemin, mürekkebin öncelikle ahlâkı; insanlık ve merhamet gibi kaygısı, derdi olmalı. Yoksa ahlâksız, sorumsuz kalem, mürekkep insanlığa kıyameti yaşatır.     Bilginin kıyamete dönüşmemesi için kalem ve mürekkebin ahlâkı İslamlaşmalı; kalemin helâli, haramı olmalı. Kalem, doğru mizana, yörüngeye oturtulmalı ki insanlık huzur bulsun.     Bundan dolayı da insanlığın kurtuluşu için ‘’kalem’’ de İslam Rönesans’ı başlamalı, kalem İslâm’la terbiye edilmeli.     Hülâsa; ‘’kalemle dost olmak’’ akla, sezgiye, tefekküre, bilgiye, merhamete, gelişmeye, huzura dost olmaktır.                                                                                                                                      İBRAHİM GÜLSU/0532 357 80 14
Ekleme Tarihi: 24 Haziran 2026 -Çarşamba
İbrahim GÜLSU

‘’KALEM’’E DOST OLMAK

    Dünyada yazılı metinleri olan medeniyetler, kültürler, önemli olaylar bugün varlığını devam ettiriyor.
    Araştırmacıların sezgilerine göre medeniyet ve kültür açısından çok kıymetli dönemler yaşayan bazı coğrafyaların, medeniyetlerin yazılı kayıtları olmadığı için bugün onlardan söz edemiyoruz.
    Sözgelimi Türklerin Mu Medeniyeti , beş bin yıllık tarihi veya yakın tarihe kadar olan sözlü kültürü, edebiyatı gibi.
   Öyle ki Anadolu’da üretilen sözlü kültür, kayıt altına alınmadığı için, üretenle ölüp gitmiştir.
   Anadolu’nun her coğrafyası, her zaman bir Yunus, bir Nasrettin Hoca, bir Karacaoğlan, bir Dede Korkut çıkarmıştır. Ama yakın zamanda bile bu kişilerin eserleri derlenmediği, kayıt altına alınmadığı için nice kıymetli ürünler zayi olmuştur.
    Yerleşik hayata geç geçildiği, ortak yazılı Türkçe oluşturulamadığı için Türk kültürünün değişik coğrafyalardaki ilk dönem yazılı kayıtları tutulmamış dolayısıyla Türkçe de çok çeşitlilik göstermiş; geniş coğrafyalara dağılan boyların birbiriyle irtibatı kesilmiş ve boylar adeta ayrı millet kimliği kazanmıştır. Bu izler yeni yeni bulunup birleştirilmeye çalışılıyor.
    İşte bu değişim yazılı kayıtların olmamasından, Türklerin göçebe hayatı yaşamasından kaynaklanıyor. Yoksa Türk medeniyeti bir çadır medeniyeti değildir.
    Sözün uçmaması için kayıt gereklidir. Çünkü kalem kelamı kalıcı kılar.
    Kalemi önemseyen milletler okulludur, mekteplidir, edeplidir, maârifetlidir.
    Kalem, kelamı, dolayısıyla toplumu terbiye eder. Her şeyden önce aklı, sezgiyi harekete geçirir.
    Kaleme dost ol; çünkü kelam kaleme dost olmazsa uçar gider.
    Kelam, kalemle güzelleşir, derinleşir, tefekküre dönüşür.
    Kaleme dost olmayan nice kıymetli hatıralar, düşünceler, olaylar, hikâyeler, duygular, bilgiler, şiirler uçup gitmiştir.
    Kalem, benim kültürümde, değerlerimde kutsaldır. Dolayısıyla yazmak, okumak kutsaldır.
    Kalemle tefekkür, kelamla tefekkürden daha kıymetlidir. Kalem daha üretkendir. Kalemin hayalleri vardır.
    Kalemdir ki İslâm Medeniyeti’ ne sekizinci yüz yıldan on beşinci yüzyıla kadar ilimde, teffekürde, teknolojide altın çağ yaşatmıştır. İşte ne zaman ki ‘’kalem’’i bıraktık, medeniyetimiz Fetret Dönemine girdi ve bu Fetret çok uzadı. Altı asırdır halâ bir İslam Rönesans’ı dönemine geçemedik.
    Kalem; akıldır, sezgidir, medeniyettir, ilimdir, bilgidir, kültürdür, tefekkürdür, gelişmedir, teknolojidir, icattır, imardır, estetiktir…
    Dünyada mürekkep, geçer akçe olmazsa coğrafyalarda kan akar.
    Maalesef Dünya bugün bu dönemi yaşıyor. 
    Kalemin, mürekkebin öncelikle ahlâkı; insanlık ve merhamet gibi kaygısı, derdi olmalı. Yoksa ahlâksız, sorumsuz kalem, mürekkep insanlığa kıyameti yaşatır.
    Bilginin kıyamete dönüşmemesi için kalem ve mürekkebin ahlâkı İslamlaşmalı; kalemin helâli, haramı olmalı. Kalem, doğru mizana, yörüngeye oturtulmalı ki insanlık huzur bulsun.
    Bundan dolayı da insanlığın kurtuluşu için ‘’kalem’’ de İslam Rönesans’ı başlamalı, kalem İslâm’la terbiye edilmeli.
    Hülâsa; ‘’kalemle dost olmak’’ akla, sezgiye, tefekküre, bilgiye, merhamete, gelişmeye, huzura dost olmaktır.
                                                                                                                                     İBRAHİM GÜLSU/0532 357 80 14

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve marasgunebakis.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.