"Sözün Tamamı Deliye Söylenir."
Bu milletin idrak kabiliyeti, toprağa saygısı çok yüksek ki toprağı ‘’ana’’ ya benzetmiştir.
Çünkü ‘’ana’’ üretkendir, vefalıdır, candandır, merhametlidir. Toprak, emeği karşılıksız bırakmaz.
Bakın Âşık Veysel ne diyor:
‘’Dost dost diye nicesine sarıldım
Benim sadık yârim kara topraktır.’’
Bu duygusallık ve toprak sevgisi bu milletin vazgeçilmezidir.
Onun içindir ki hiçbir zaman ovaları mesken tutmamış, toprağı incitmemiştir.
Cumhuriyet dönemi ile başlamış toprak ve ova işgalleri. Son elli yılda işgaller katliama dönüşmüştür.
Bağdat harap olduktan sonra, toprağın ölümü gerçekleştikten sonra devlet nihayet toprağı hatırladı ve tarım arazileri üzerindeki bağ ve hobi evleri yıkılacak, dedi.
Bu durum Türk işi. İşgalle toprağa zulüm, yıkarken insana zulüm.
Peki, yüzlerce ovadaki yerleşim alanları, fabrikalar, işletmeler ne olacak ? Hadi bunları da yıkalım. Mümkün mü?
Ayrıca ovaların, sanayi tesislerinin atıklarıyla ve kimyasallarıyla zehirlenmesi; yer altı sularının , derelerin, ırmakların, körfezlerin kirletilmesi işin daha vahim boyutu.
Yirmi beş yıllık siyasi irade nihayet toprağı bugün hatırladı.
Ömrünün sonuna doğru toprağa sığınan, onunla zaman geçirmek isteyen emekli, bir avuç topraktan koparılmak isteniyor.
Bağlardaki ev ve hobi bahçelerini kaldırmak yerine, buraları ıslah etmek daha doğru bir yaklaşım.
Toprağa basmak, toprağa bakmak sağlıktır, mutluluktur. Yaşlılar için toprak rehabilite yerleridir. Bu durum devletin sağlık giderlerini de azaltır.
Asıl hata, ihanet ovaların yerleşime ve sanayi bölgelerine açılmasıdır. Hobi bahçeleri ve bağlar işgal edilen ovaların yanında devede kulaktır.
KONUYA ÖRNEK İLLERDEN BİRİ:MARAŞ
Maraş, iki metresinden su çıkan alüvyonlu toprağa briketçi, mermerci, oduncu siteleri kurmuş; toprak bağırdıkça da toprağın ağzına kum, çimento, odun doldurmuş bir şehir.
Sözgelimi şuan otobüs terminalinin arkasında bu olay aynen yaşanıyor.
Yine ‘’ küçük’’ sanayi adına aynı özellikteki ovayı sanayi sitesine dönüştürmüş. Yetmemiş bu dönüşümü bugüne kadar getirmiş. Ve halâ ovayı katletmeye de devam ediyoruz.
Sırtımızı dayadığımız Ahır Dağı’ndan faydalanmamız gerekirken, yeni Devlet Hastanesini de en verimli araziye yaptık. Kararın da halâ şaibeli olduğu konuşuluyor.
Göz göre göre toprak katliamı devam ediyor.
Maraş’ın sanayi teşviklerinin değerlendirilmesinde en iyi il olmasını alkışlıyoruz. Ama bunu, ovayı katlederek, yer altı ve baraj sularını, Aksu ırmağını kirleterek, ovanın taban suyunu çekerek yapmasını alkışlamıyoruz. Bilakis hiddetle ve şiddetle kınıyoruz, yuhalıyoruz.
1985’li yıllarda bu katliama tepkimi belediyeye gidip sesli olarak göstermiştim. Oradaki görevli bana ‘’Hocam elimizde araç gereç yok. Ovada alt yapı hizmetleri, kanal açma çok kolay oluyor… ‘’ demişti. Bu akıl ‘’alkışlanır’’ !!! Yazıklar olsun.
Ayrıca bu ‘’kolaylık’’, depremde canlarımızı da çok kolay aldı.
Maraş gibi birçok deprem ilinde yerleşime açılan ovalar bizden intikamını aldı. Yine birçok konuda olduğu gibi depremin sonuçları konusunda da çok pişkiniz: Ölen ölür, kalan sağlar bizimdir.
Evet, bir şairimiz yüz yıl önce şöyle demişti: ‘’Yiyin Efendiler yiyin!! Aksırıncaya, tıksırıncaya, çatlayıncaya kadar yiyin !! Bu iştaha sizin, bu mal mülk sizin!!…’’
Beyler, bu topraklar, bu ovalar bizim değil; bin yıl sonra gelecek neslin de bu topraklarda hakkı var. Onların ekmek kapısına kilit vurduğumuzun farkında mıyız?
Binlerce yıl sırtımızı dayadığımız Ahır Dağı’nın verimli yüzey toprağını, ovaya taşıyan yağmur ve sel suları; ovayı elli yılda katledelim diye mi getirdi? Gelelim bugünlerde dolaşan habere:
‘’Duyduk duymadık demeyin! Artık bağlara, bahçelere, tarım arazilerine ev yapılmayacak.!! Beş dönüm toprağa, ancak otuz metre kare ev yapılabilecek ! Kurala uymayanların evleri yıkılacak!…’’
. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Günaydın Türkiye!
Hülâsa ‘’Sözün tamamı deliye söylenir.’’
İbrahim GÜLSU
05323578014
