Pazar günü Dereköy’de er meydanı yine doluydu.
454 pehlivan kispet giydi.
Davullar çaldı.
Dualar edildi.
Başkanlar konuştu.
Altınlar takıldı.
Kazananlar alkışlandı.
Kısacası, 23 yıllık gelenek yine devam etti.
Ama kabul edelim…
O gün güreşlerden daha çok konuşulan bir isim vardı.
Şeref Eroğlu…
Kimileri, “Federasyon Başkanı oldu da memleketine ne yaptı?” diye sordu.
Bu soruya cevap vermeden önce başka bir soru sormak gerekiyor.
Siz ne istediniz de yapmadı?
Ankara’ya yolu düşen kaç hemşehrisinin elinden tuttu?
Kaç öğrencinin, kaç sporcunun, kaç hastanın, kaç ailenin işine sessiz sedasız koştu?
Bunların çoğu ne kameraların önünde yapıldı ne de sosyal medyada paylaşıldı.
Çünkü bazı iyilikler alkış için yapılmaz.
Ama diyelim ki…
Hiçbirini yapmadı.
Yine de ortada inkâr edilemeyecek bir gerçek var.
Kahramanmaraş denildiğinde, dünya güreş camiasında akla gelen birkaç isimden biri Şeref Eroğlu’dur.
Bir insan, doğduğu şehrin adını dünyanın dört bir yanındaki minderlere taşıyorsa…
O artık sadece kendi adına madalya kazanmıyordur.
Şehrine de itibar kazandırıyordur.
İşte bazen en büyük hizmet budur.
Şehirler, yalnızca yollarıyla, parklarıyla, binalarıyla büyümez.
Şehirler, yetiştirdiği insanlarla büyür.
Bir dünya şampiyonunun adı, o şehrin çocuklarına “Ben de başarabilirim.” dedirten en büyük motivasyon..
İsimler tabelaya yazıldığı için değerli değil.
Tabelalar, o isimler sayesinde anlam kazanır.
Başkan Mehmet Akpınar konuşmasında çok güzel bir cümle kurdu.
“Güreş; mertliğin, kardeşliğin, saygının ve ahlakın simgesidir.”
Bu sözün altına imzamı atarım.
İşte tam da bu yüzden…
Mertlik sadece rakibini sırt üstü getirmek değildir.
Mertlik, emek verene hakkını teslim edebilmektir.
Kardeşlik, aynı sofraya oturabilmektir.
Saygı ise, dün alkışladığın değeri bugün unutmamaktır.
Belki belediyenin bu konuda kendince gerekçeleri var.
Belki isim değişikliğinin arkasında farklı düşünceler vardır.
Bir gün tabela değişir, bir gün yönetimler değişir, bir gün makamlar değişir… Ama dünya şampiyonluğu değişmez. Çünkü onu ne belediye verir ne siyaset alır. Onu; alın teri, yıllar ve milletin hafızası yazar.
Ama bazı kararlar sadece yönetmeliklerle değil, toplumun vicdanıyla da tartılır.
Dereköy Güreşleri yapıldı…
Pehlivanlar kazandı…
Altınlar sahiplerini buldu…
Fakat geriye dönüp baktığımızda, insanların hafızasında en çok kalan müsabakalar değil, eksik kalan bir fotoğraf oldu.
Keşke o gün er meydanında sadece pehlivanlar güreşseydi…
Vefa ile kırgınlık aynı meydana çıkmasaydı.
Çünkü dünya şampiyonları kolay yetişmiyor.
Onları alkışlamak da, isimlerini yaşatmak da…
Aslında bir şehrin kendisine duyduğu saygının göstergesi.
Neyse dostlar… Şimdi gündemi biraz bırakalım, Hasancıklı yolundaki meşhur izdihama karışalım. Rabbim yolumuzu da, gönlümüzü de açık etsin. Vefanın eksik olmadığı, kazasız belasız, güzel bir hafta diliyorum.
Kalın sağlıcakla…
Vefayı kaybetmeyelim, sabrı da Hasancıklı yolundaki trafiğe saklayalım.
Vesselam..
