Bazen bir programın asıl mesajı kürsüden verilmez.
Bazen protokol konuşmaları, rakamlar, projeler sadece zemindir.
Asıl yönü; kapıdan girişte kimle tokalaşıldığında, kiminle ayakta durulup hangi cümlenin kulağa fısıldandığında aramak gerekir.
Kahramanmaraş’ta Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır’ın katıldığı programda tam olarak böyle bir rüzgar esti.
Salon doluydu.
Projeler büyüktü.
Rakamlar iddialıydı.
Ama şehir adına asıl dikkat çekici olan, salonun atmosferiydi.
Açık söyleyelim:
Bu ölçekte, bu kadar sanayi ve teknoloji vurgusunun yapıldığı bir buluşma; sanayicilerle, iş dünyasıyla daha iç içe, daha temaslı bir zeminde yapılabilirdi. O olmadı.
Ancak şunu da görmezden gelmek haksızlık olur:
Salona giriş anı…
Bakan Kacır’ın, ön protokolde Mustafa Buluntu ve Mustafa Narlı ile tek tek tokalaşması…
Ayaküstü değil; aceleyle hiç değil…
Göz temasıyla, kısa ama dikkatli bir sohbet…
İşte orası önemli.
Çünkü şehirlerin kaderi bazen resmî konuşmalar kadar, gayriresmî temaslarla şekillenir.
Bir ara Mustafa Narlı’nın Bakan’ın kulağına eğilip birkaç cümle fısıldadığı o an…
Salondaki çoğu kişi fark etmedi belki.
Ama o sahne, Kahramanmaraş’ın sanayi geleceği adına en kritik karelerden biriydi.
Ne söylendi, bilmiyoruz.
Ama şunu biliyoruz:
O fısıltı; bir şikâyet değil, bir serzeniş hiç değildi.
Daha çok “şehir ne istiyor”, “sanayi ne bekliyor”, “bundan sonra yön nereye dönmeli” sorularının cevabını arayan bir dildi.
Ve Bakan’ın tavrı…
Abi abi der gibi, ne aşırı samimi, ne mesafeli.
Devlet ciddiyeti içinde ama şehrin nabzını tutmaya çalışan bir duruş.
Bu bile tek başına şunu söylüyor:
Kahramanmaraş artık dinlenen bir şehir.
Konuşmalar elbette önemli.
18 proje, milyarlarca liralık yatırımlar, OSB’ler, sanayi siteleri, TUSAŞ temeli, gençlere yönelik teknoloji hamleleri…
Bunların hepsi kayda geçti.
Ama şehirler sadece yatırımlarla büyümez.
Doğru kulaklara, doğru cümleleri fısıldayabildiği ölçüde büyür.
O gün salonda belki eksik olan şey, sanayiciyle daha geniş bir masa etrafında kurulacak samimi bir ortamdı.
Ama eksik olmayan şey şu:
Şehrin iki önemli isminin, doğru zamanda doğru kulağa ulaşabilmesi.
Bazen bir toplantı çok iyi organize edilir ama iz bırakmaz.
Bazen de küçük bir an, uzun vadeli bir yön tayin eder.
Kahramanmaraş adına umut veren şey;
o fısıltının ciddiyetle dinlenmiş olmasıydı.
Bir de işin oturma düzeni meselesi vardı ki, bu tür programlarda bazen söylenen her sözden daha çok şey anlatır.
Sanayi ve teknoloji temalı bir program…
Şehrin üretim aklını, ticari hafızasını ve sanayi nabzını temsil eden iki isim orada: iki Mustafa.
Biri Ticaret Borsası, diğeri Ticaret ve Sanayi Odası…
Yani bu kentin “üreten dili”.
Ama ne oldu?
Bakan kürsüde güçlü mesajlar verirken, salon düzeni sanayiyi temsil etmekten ziyade klasik protokol refleksiyle şekillendi.
Oysa şık olan şuydu:
Bakanın hemen yanında, bu kentin sanayi aklını temsil eden iki ismin oturması…
Bu bir ayrıcalık değil, bir mesaj olurdu.
“Bu şehirde muhatabım kim?” sorusunun sessiz cevabı…
Burada kimse kusura bakmasın ama şunu da söylemek gerekiyor:
Bizim vekiller, ne yazık ki bu tür inceliklere pek basmıyor.
Protokol tamam, yerimiz Bakan’ın yanı olsun yeter mantığı..
Oysa siyaset sadece kürsüden konuşmak değil, mekânı doğru okumaktır.
Bakın, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan bile zaman zaman salonun ortasında oturur.
Ama yanına mutlaka bir muhatap alır.
Bazen bir iş insanı, bazen bir kanaat önderi, bazen bir esnaf…
Çünkü devlet aklı, mesajı bazen oturma düzeniyle verir.
O gün Kahramanmaraş’ta bu estetik dokunuş eksik kaldı.
Ama eksik kalan her şey kayıp değildir.
İki Mustafa’nın birbiriyle olan uyumu, samimiyeti ve kente olan bağlılığı zaten bilinen bir gerçek.
Bu tutkunluk koltuk için değil; şehir için.
O yüzden fısıltılar da sahici oldu, duruş da.
Başkan Fırat Görgel bu toplantının her yerindeydi. “Bilim otobüsüne” Bakan Kacır’ın övgüsü yeterde artar. İşi zor, Allah yardımcısı olsun..
Bir parantez de Hanifi Toptaş Başkan için açmak gerekiyor.
ONİKAD Kadın Emeği Çarşısı protokolü, belki de günün en sessiz ama en uzun soluklu imzasıydı.
Kürsüde alkış getiren cümlelerden çok, masada atılan imzalar şehirleri değiştirir.
Kadın emeğini merkeze alan bir kalkınma modelinin, Sanayi ve Teknoloji Bakanı’nın huzurunda resmiyet kazanması küçümsenecek bir detay değil.
Toptaş’ın oradaki varlığı;
“Bu şehirde kalkınma sadece betonla değil, insanla olur” diyen bir çizginin ifadesiydi.
Özetle…
Evet, salon daha sanayi odaklı kurgulanabilirdi.
Evet, iki Mustafa bakanın yanında oturmalıydı.
Evet, bu daha şık olurdu.
Ama yine de şehrin kulağı o gün doğru yere eğildi.
Ve bazen bir şehrin kaderi, protokol sırasından değil;
kulağa fısıldanan doğru cümleden şekillenir.
Bu yazıyı bir kez daha okuyan olursa, şu cümleyi hatırlasın isterim:
Kahramanmaraş artık sadece dinleyen değil,
dinlenmesi gereken bir şehir.
Ve bu, küçümsenecek bir eşik değil.
Berat Gecemiz mübarek olsun..
Sağlıcakla kalalım.
