Bazı toplantılar vardır…
Takvim yaprağında sıradan görünür kar kış demez, ama siyasetin hafızasında iz bırakır.
Bazı konuşmalar vardır…
Alkış için değil, tarih için yapılır.
Ve bazı duruşlar vardır…
Günü kurtarmaya değil, devleti ayakta tutmaya yöneliktir.
Milliyetçi Hareket Partisi Kahramanmaraş İl Başkanlığı’nın gerçekleştirdiği 2025 Faaliyet Değerlendirme Toplantısı, işte tam da böyle bir eşikti.
Ne vitrin toplantısıydı…
Ne de “yaptıklarımız, yapacaklarımızın teminatıdır” kolaycılığı.
Bu toplantı; hesap süsleme değil, hesap verme iradesiydi.
Ve kürsüde konuşan Mansur Metehan’ın cümleleri, bir il başkanının rutin sözlerinden çok daha fazlasını içeriyordu. O kürsüde bir siyasetçi değil; sorumluluğunun ağırlığını taşıyan bir ülkü adamı vardı.
“Terörsüz Türkiye”yi yumuşama sananlara tavrı sertti.. Bugün Türkiye’de en çok çarpıtılan kavramlardan biri “Terörsüz Türkiye” ifadesidir.
Kimi bunu geri adım sanır.
Kimi sessiz pazarlık.
Kimi de bulanık bir yumuşama süreci…
Oysa Mansur Metehan’ın altını kalın kalın çizdiği şey şuydu:
Bu bir geri çekilme değil, tasfiye.
Teslimiyet değil, egemenlik.
Belirsizlik değil, devlet iradesi.
Bu ayrım çok kıymetli.
Çünkü terörle mücadelede mesele sadece silah değil; devletin duruşudur.
Ve MHP’nin durduğu yer, dün neredeyse bugün de oradadır:
Net, tavizsiz ve hesaplı.
Bu söylem, günübirlik siyasi kazanç peşinde koşanların dili değil.
Bu, Devlet Bahçeli çizgisinin taşrada yankı bulan devlet aklı.
Metehan’ın konuşmasında beni en çok etkileyen nokta şuydu:
“Kürsüler, ülkücü harekete gönül veren herkese hesap verilen yerlerdir.”
Bu cümle; siyaseti makam sananlarla, emaneti omuzlarında hissedenler arasındaki farkı anlatıyor.
Çünkü MHP geleneğinde siyaset;
Koltuk meselesi değil,
Konfor alanı hiç değil,
Bir “emanet” meselesi.
Ve emaneti taşıyan adamın dili de duruşu da farklı olur.
Sahaya inmiş bir teşkilat gerçeği var, tanık oldum. Orada da konuştuk.
“Hayırlı Günler Komşum” ziyaretleri…
Bir slogandan ibaret değil.
Bir fotoğraf çalışması hiç değil.
Kapı çalmak cesaret ister.
Dinlemek sabır ister.
Ve en önemlisi, hesap verecek yüz ister.
Metehan’ın çizdiği teşkilat profili, tam da bunu gösteriyor:
Hizip değil hiza.
İkilik değil dirlik.
Gizli ajanda değil, açık duruş.
Bugün siyasette en zor şey nedir biliyor musunuz?
Fitneye mesafe koymak.
İşte bu, lafla değil, iradeyle olur.
Evet, eleştirdiğim zamanlar oldu.
Evet, katılmadığım anlar da…
Ama siyaset, kör alkış işi değildir.
Ve doğruya doğru demek de kalemin namusu..
Bugün şunu net söyleyebilirim:
Mansur Metehan, terörsüz Türkiye meselesinde elini taşın altına koyanlardan.
Konjonktüre göre konuşanlardan değil.
Rüzgâra göre yön alanlardan hiç değil.
Haksızlığa tahammülü yok.
Duruşunda hesap var, korku yok.
Ve bu şehir için en kıymetli şeylerden biri de bu.
Bu toplantı bize şunu gösterdi:
Milliyetçi Hareket Partisi Kahramanmaraş’ta sadece ayakta değil, istikamet üzere olduğu.
Terörsüz Türkiye;
Bir slogan değil,
Bir temenni değil,
Bir pazarlık hiç değil…
Bu, devlet olmanın zorunlu sonucu..
Ve bazı adamlar var..
Bu yükü taşımaya gönüllü.
Mansur Metehan, bugün o adamlardan biri olarak kayda geçti.
Kalem de bunu yazmakla mükelleftir.
Toplantının bir diğer dikkat çeken anı ise, mesajı salonda okunan ve alkışlarla karşılanan MHP Kahramanmaraş Milletvekili Zuhal Karakoç’un vurgularıydı. Bence Karakoç’un mesajı, klasik bir “tebrik” ya da “selamlama” metninin çok ötesindeydi; satır aralarında dava ahlakı, sadakat, omurga ve bedel kavramları vardı. Siyasetin zor kavramları yani.. “Bağ makamla değil inançla kurulur, duruş koltukla değil omurgayla ölçülür” ifadesi, salonda sadece alkış değil, zihinsel bir karşılık da bulmuştur, diye düşünüyorum.
Bu cümleler; teşkilatı basamak, davayı araç gören anlayışlara karşı net bir duruş. Karakoç’un mesajı, Mansur Metehan’ın çizdiği disiplinli teşkilat fotoğrafını tamamlayan bir çerçeve: Lider-Teşkilat-Doktrin..
Ne mutlu; hesap yapan değil hesabını vermeye hazır bir siyasetçi anlayışına..
Vesselam..
