AKEDAŞ
Hacı Ali GÜNEÇIKAN
Köşe Yazarı
Hacı Ali GÜNEÇIKAN
 

Kuyumcu Adayları Birbirine Düştü Dedirtmeyin..

Kar yağıyor… Öyle böyle değil; lapa lapa kar yağıyor. Sokaklar bembeyaz, kapılar kapalı, yollar suskun. Evden çıkamıyoruz ama düşünceden kaçamıyoruz. Kar, şehri örttükçe sesleri bastırıyor; gürültüyü susturuyor ama hakikati gizlemiyor. İşte tam da böyle bir havada, bu şehir yine kendi meselesini konuşuyor. Oda seçimlerini.. Kahramanmaraş Kuyumcular Odası sıradan bir meslek örgütü değil. Bu oda; altının ayarını, esnafın itibarını, şehrin ticari namusunu temsil ediyor. 1958’de Vahit Demiröz’ün başkanlığında kurulan ilk meclisten bugüne kadar bu oda; kriz gördü, deprem gördü, ayrılık gördü ama dağılmadı. Tam 20 yıl ortak akıl olarak rahmetli Azmi Becerikli ağabey yönetti.. Çünkü kuyumculuk; sadece bilezik satmak değil, güven satmaktı. Bugün seçimlere günler kala yaşanan tablo şunu açıkça gösteriyor: Aday çok, söylem bol, vaatler parlak… Ama esas soru şu: Kim kuyumcu esnafının yarınını inşa edecek? Bu yarış; Kim kiminle küstü, Kim kimden ayrıldı, Kim hangi masadan kalktı yarışı değil. Bu yarış; plan, proje, tecrübe ve güven yarışıdır. Adaylar, Abdullah Küçükönder ile Hacı Gülpak arasındaki ayrılığın gerekçesi kamuoyuna açıklandı: “Şahsi menfaatlerin ön plana çıkması…” Burada kim haklı, kim haksız tartışmasına girmek bu köşenin işi değil. Ama şunu sormak bu şehrin hakkıdır: Bu ayrılık esnafa mı yaradı? Yoksa sadece söylentiye mi alan açtı? Şunu herkes bilir: Oda seçimlerinde en çok kazanan, birbirine düşenler değil; en sakin kalanlardır. Bu şehir şunu çok iyi bilir: Planı olan konuşmaz, konuşanı olanın planı yoktur. Bugün Hacı Mustafa Öz ismi etrafında şekillenen tabloya baktığınızda; Altınşehir, Ayar laboratuvarları, Üniversite iş birlikleri, Emniyetle güven protokolleri, Deprem sürecindeki fiilî sahiplenme, Enerji indirimleri, Mesleki eğitim anlaşmaları… Bunların hiçbiri slogan değil. Bunlar deftere yazılmış icraatlar. Eleştirilebilir mi? Elbette. Ama inkâr edilebilir mi? Asla. Hacı Gülpak’ın ortaya koyduğu dilde; gençlik, dinamizm, şeffaflık ve sahada olma vurgusu var. Bu önemli. Bu, odanın geleceği adına değerli. Ama unutulmaması gereken bir şey var: Enerji direksiz olursa akım kesilir. O yüzden bu seçim; Gençlik mi tecrübe mi, Değişim mi devamlılık mı kavgası değil; Gençlikle tecrübenin hangi dengede buluşacağı meselesidir. Peki bu seçimde kazan kim olur? Bu seçimde kazanan; Dedikodu yapmayan, Esnafı ayrıştırmayan, “Ben” değil “biz” diyen, Odayı sosyal medya sahnesi değil, meslek çatısı gören, Hesabı kişisel değil kurumsal yapan olur. Kaybeden ise şudur: Altının değerini, sözün ağırlığını hafife alan. Bakın… Altının ayarı bir kez bozulursa, onu tekrar tutturmak zordur. Odanın ayarı bozulursa, esnafın güveni kırılır. İmzalanmış bir metni, arkasına dönüp yok sayan anlayış; yarın hangi kararı, hangi protokolü, hangi sözü neye göre bozmayacak? İşte asıl mesele budur. Bu şehirde kuyumcu esnafı aptal değildir. Kim neyi niçin istediğini bilir. “Birleşin” diyen esnafın beklentisi; makam pazarlığı değil, güçlü bir odadır. Bu köşe ne bir adayı yüceltir ne bir adayı mahkûm eder. Ama şunu net söyler: İmza atılan yerde oyun olmaz. Söz verilen yerde kaçış olmaz. Oda, kişisel hesap defteri değildir. Kuyumculuk; terazi işidir. Ayar işidir. Denge işidir. Altının ayarı bozulursa, ustası toparlar. Ve bu şehir şunu iyi bilir: Ayarı bozulan altın parlamaz. Ayarı bozulan oda da büyümez. Seçim sandığı gelir geçer… Ama esnafın hafızası kalır. Cumamız mübarek olsun.
Ekleme Tarihi: 02 Ocak 2026 -Cuma
Hacı Ali GÜNEÇIKAN

Kuyumcu Adayları Birbirine Düştü Dedirtmeyin..

Kar yağıyor…
Öyle böyle değil; lapa lapa kar yağıyor. Sokaklar bembeyaz, kapılar kapalı, yollar suskun. Evden çıkamıyoruz ama düşünceden kaçamıyoruz. Kar, şehri örttükçe sesleri bastırıyor; gürültüyü susturuyor ama hakikati gizlemiyor.

İşte tam da böyle bir havada, bu şehir yine kendi meselesini konuşuyor. Oda seçimlerini..

Kahramanmaraş Kuyumcular Odası sıradan bir meslek örgütü değil.
Bu oda; altının ayarını, esnafın itibarını, şehrin ticari namusunu temsil ediyor.

1958’de Vahit Demiröz’ün başkanlığında kurulan ilk meclisten bugüne kadar bu oda;
kriz gördü, deprem gördü, ayrılık gördü ama dağılmadı.

Tam 20 yıl ortak akıl olarak rahmetli Azmi Becerikli ağabey yönetti..

Çünkü kuyumculuk;
sadece bilezik satmak değil,
güven satmaktı.

Bugün seçimlere günler kala yaşanan tablo şunu açıkça gösteriyor:
Aday çok, söylem bol, vaatler parlak…
Ama esas soru şu:

Kim kuyumcu esnafının yarınını inşa edecek?

Bu yarış;
Kim kiminle küstü,
Kim kimden ayrıldı,
Kim hangi masadan kalktı yarışı değil.

Bu yarış;
plan, proje, tecrübe ve güven yarışıdır.

Adaylar, Abdullah Küçükönder ile Hacı Gülpak arasındaki ayrılığın gerekçesi kamuoyuna açıklandı:
“Şahsi menfaatlerin ön plana çıkması…”

Burada kim haklı, kim haksız tartışmasına girmek bu köşenin işi değil.
Ama şunu sormak bu şehrin hakkıdır:

Bu ayrılık esnafa mı yaradı?
Yoksa sadece söylentiye mi alan açtı?

Şunu herkes bilir:
Oda seçimlerinde en çok kazanan, birbirine düşenler değil;
en sakin kalanlardır.

Bu şehir şunu çok iyi bilir:
Planı olan konuşmaz,
konuşanı olanın planı yoktur.

Bugün Hacı Mustafa Öz ismi etrafında şekillenen tabloya baktığınızda;
Altınşehir,
Ayar laboratuvarları,
Üniversite iş birlikleri,
Emniyetle güven protokolleri,
Deprem sürecindeki fiilî sahiplenme,
Enerji indirimleri,
Mesleki eğitim anlaşmaları…

Bunların hiçbiri slogan değil.
Bunlar deftere yazılmış icraatlar.

Eleştirilebilir mi? Elbette.
Ama inkâr edilebilir mi? Asla.

Hacı Gülpak’ın ortaya koyduğu dilde;
gençlik, dinamizm, şeffaflık ve sahada olma vurgusu var.
Bu önemli.
Bu, odanın geleceği adına değerli.

Ama unutulmaması gereken bir şey var:
Enerji direksiz olursa akım kesilir.

O yüzden bu seçim;
Gençlik mi tecrübe mi,
Değişim mi devamlılık mı kavgası değil;

Gençlikle tecrübenin hangi dengede buluşacağı meselesidir.

Peki bu seçimde kazan kim olur? Bu seçimde kazanan;

Dedikodu yapmayan,
Esnafı ayrıştırmayan,
“Ben” değil “biz” diyen,
Odayı sosyal medya sahnesi değil, meslek çatısı gören,
Hesabı kişisel değil kurumsal yapan olur.

Kaybeden ise şudur:
Altının değerini, sözün ağırlığını hafife alan.

Bakın…
Altının ayarı bir kez bozulursa,
onu tekrar tutturmak zordur.

Odanın ayarı bozulursa,
esnafın güveni kırılır.

İmzalanmış bir metni,
arkasına dönüp yok sayan anlayış;

yarın
hangi kararı,
hangi protokolü,
hangi sözü neye göre bozmayacak?

İşte asıl mesele budur.

Bu şehirde kuyumcu esnafı aptal değildir.
Kim neyi niçin istediğini bilir.

“Birleşin” diyen esnafın beklentisi;
makam pazarlığı değil,
güçlü bir odadır.

Bu köşe ne bir adayı yüceltir
ne bir adayı mahkûm eder.

Ama şunu net söyler:

İmza atılan yerde oyun olmaz.
Söz verilen yerde kaçış olmaz.
Oda, kişisel hesap defteri değildir.

Kuyumculuk;
terazi işidir.
Ayar işidir.
Denge işidir.

Altının ayarı bozulursa, ustası toparlar.

Ve bu şehir şunu iyi bilir:
Ayarı bozulan altın parlamaz.
Ayarı bozulan oda da büyümez.

Seçim sandığı gelir geçer…
Ama esnafın hafızası kalır.

Cumamız mübarek olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve marasgunebakis.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.