Bir şehrin içinde yaşamak, o şehri anlamaya her zaman yetmiyor.
Bazen aynı sokaktan geçiyoruz ama birbirimizin acısına uğramıyoruz. Aynı havayı soluyoruz ama komşumuzun hangi hatırayla nefes almakta zorlandığını düşünmüyoruz.
Kahramanmaraş’ta düzenlenen Cadılar Bayramı partisine ait görüntülere bakarken aklımdan geçen buydu:
Bu organizasyonu hazırlayanlardan biri çıkıp “Arkadaşlar, biz hangi şehirdeyiz?” diye sormadı mı?
Depremde çocuklarını kaybetmiş ailelerin yaşadığı, okul saldırısının acısını taşıyan bir şehirde, küvet içerisinde kanlı görünüm verilmiş çocuk maketinin kalbine inmiş hançeri eğlence dekoruna dönüştürmek…
Hazırlık sırasında bu görüntünün kimi incitebileceğini hiç mi düşünmediniz?
Artık elimizde yalnızca etkinlikten paylaşılan fotoğraflar bulunmuyor. Bir tanıtım afişi de var.
Afişte Kahramanmaraş Bisiklet ve Doğa Sporları Kulübünün logosu ile PİAR Event markası birlikte yer alıyor. Altlarında “sunar” yazıyor. Mekân olarak İnci Garden Deluxe belirtiliyor.
Tarih, 31 Ekim 2026. Saat, 19.00–01.00.
DJ performansı, dans şovları, özel makyaj deneyimi, korku oyunları ve ödüller duyurulmuş. Normal bilet bedeli 1.250 lira; MARBİDOSK koduyla giriş 700 lira olarak ilan edilmiş.
Demek ki program düşünülmüş. Tanıtım hazırlanmış. Bilet bedeli belirlenmiş. Ulaşım için üniversiteye servis ayrıntısına kadar yer verilmiş.
Peki, bütün bu hazırlığın içinde toplumsal duyarlılık hangi aşamada konuşuldu?
Afişte adı ve logosu bulunan tarafların görevlerini açıklamasını beklemek, kamuoyunun hakkı.
Kim organizasyonu yürüttü? Kim mekânı sağladı? Dekoru kim hazırladı? Çocuk maketinin bu biçimde kullanılmasına kim karar verdi?
Afiş, bu soruların bütün cevaplarını vermiyor. Dolayısıyla herkese aynı sorumluluğu yükleyemeyiz. Ancak isimleri tanıtımda birlikte bulunanların, kendi rollerini açıklamalarını bekleyebiliriz.
“Alt tarafı maket” denilerek bu tartışma kapatılamaz.
Elbette görüntüdekinin bir maket olduğunu biliyoruz.
Eleştirdiğimiz tercih de budur zaten: Kalbinde hançer olan çocuk görünümündeki bir nesnenin, kanı çağrıştıran sıvıyla birlikte eğlence sahnesine yerleştirilmesi.
Bir eşyanın plastik olması, insanda uyandırdığı duyguyu plastik hâle getirmiyor.
O görüntüye bakan bir annenin hatırası gerçek. Bir babanın evlat hasreti gerçek. Çocuklarının güvenliği için kaygılanan ailelerin endişesi gerçek.
Bir organizasyon hazırlarken seyircinin yalnızca neye güleceğini düşünemezsiniz. Neye incinebileceğini de hesaba katarsınız.
Empati, etkinlik bittikten sonra hatırlanacak bir ayrıntı değil. Hazırlığın başında bulunması gereken sorumluluk.
Bu şehir, Sütçü İmam’ın cesaretini hafızasında taşıyor. Tarihine, bağımsızlık mücadelesine ve manevi değerlerine bağlılığını kuşaktan kuşağa aktarıyor.
O mirası anmak, bugün birbirimizin onuruna ve acısına karşı daha dikkatli olmayı da gerektirir.
Kahramanmaraş’ın hafızasında kahramanlık kadar kayıplar da var.
Boş kalan çocuk odaları var. Bir fotoğrafın önünde susan anneler, evladının adını duyduğunda sesi değişen babalar var.
Okulun güvenle, çocuğun umutla anılmasını isteyen insanlar var.
Kahramanmaraş bu görüntüleri kaldıramaz derken anlatmak istediğimiz budur.
Bu şehirde hayat devam etsin, insanlar buluşsun, gençler sevinsin, müzik çalsın. Fakat bütün bunlar yapılırken şehrin yaraları da görülsün.
Neşeyi büyütmek için bir başkasının acısını hatırlatan dekorlara ihtiyacımız olmamalı.
İnsan ister istemez soruyor:
“Neden Maraş’ta böyle bir görüntü?”
Elimizde bu şehrin özellikle hedef seçildiğini gösteren bir kanıt yok. Bir plan veya gizli amaç varmış gibi konuşamam.
Fakat niyeti bilmememiz, yapılan tercihi eleştirmemize engel olmamalı.
Soruyu somut biçimde soralım:
Kahramanmaraş’ta etkinlik hazırlayanlar, Kahramanmaraş’ın yaşadıklarını neden yeterince gözetmedi?
Bir organizasyonun profesyonelliği, yalnızca afişinin kalitesiyle ve salonunun doluluğuyla ölçülmez. Bulunduğu toplumu tanıması, eleştiriyi dinlemesi ve gerektiğinde hatasını düzeltebilmesiyle de ölçülür.
Zeynep Özbaş Arıkan’ın başkanlığındaki Kahramanmaraş Kadın Platformunun çocukların masumiyetine dikkat çeken tepkisini destekliyorum.
Diyanet-Sen Kahramanmaraş Şube Başkanı Abdülaziz Yenice’nin şehrin hafızasına ve ailelerin acısına saygı isteyen yaklaşımını da önemsiyorum.
Uzman fizyoterapist Ayşe Palabıyık’ın çocuk figürlerinin şiddet ve korkunun parçası yapılmasına karşı çıkan açıklaması, aynı duyarlılığın başka bir ifadesi..
UCİM Derneği Kahramanmaraş Avukatı Fatma Nur Us imzasıyla yayımlanan açıklamada hukuki girişimde bulunulacağının belirtilmesi de konunun takip edilmesi yönünde bir irade ortaya koydu.
İnsan ve Medeniyet Hareketi (İMH) Kahramanmaraş Şubesinin dikkat çeken açıklaması oldu.
Bu seslerin ortak çağrısı duyulmalı!
Çocuklara dair sorumluluk, hayatın her alanında geçerli.
Duyarlılık gösterenleri alkışlıyorum. Şimdi aynı sorumluluğu organizasyonun taraflarından bekliyorum.
Dinî kimlikleri temsil ettiği belirtilen figürlere yönelik itirazlar da bulunuyor.
Bir fotoğraftan hareketle herkesin niyetini bildiğimizi söyleyemeyiz. Ancak insanların neden rahatsız olduğunu dinleyebilir, açıklama isteyebiliriz.
Organizasyonun tarafları, bu figürlerin hangi amaçla kullanıldığını anlatmalı.
İnsanların inançlarını ve manevi hassasiyetlerini önemsemek, birlikte yaşamanın gereği. Eleştirileri küçümsemek yerine anlamaya çalışmak da bu gereğin parçası.
Konuya ilişkin soruşturma başlatıldı. Adli sürecin kapsamını ve ulaştığı aşamayı yetkili makamların açıklamalarından takip etmek gerekir.
Bir şikâyetin yapılmasıyla soruşturma açılması, soruşturmayla hüküm verilmesi aynı şey değil.
Biz gazeteciler de öğrendiğimiz bilgiyi kaynağıyla aktarmak, bilmediğimiz yerde kesin konuşmamak zorundayız.
Ancak kamuoyunun açıklama beklediği de ortada..
İlgili kurumlar, görev alanlarına giren hususları değerlendirmeli; paylaşılabilecek bilgileri kamuoyuna duyurmalı.
Organizasyonun tarafları da kendi görevlerini, dekorun nasıl seçildiğini ve tepkiler üzerine ne yaptıklarını açıklamalı.
Fotoğrafta görünen herkesi hedef göstermek doğru değil. Sorumluluk, kişinin görevi ve yaptığı işle belirlenir. Bizim aradığımız da bu açıklıktır.
Kahramanmaraş yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor.
Yollarıyla, binalarıyla, okullarıyla birlikte insanların güven duygusunun da güçlenmesi gerekiyor. Bunun yolu, birbirimizin yarasına özen göstermekten geçiyor.
Bir şehrin adını afişe yazmak kolay.
O şehrin acısını hesaba katmak ise vicdan ister.
Ve bu şehrin acısı, sizin eğlence dekorunuz olamaz!
Not: Yetkililere açık çağrımızdır: Tarafımıza iletilen 7 Kasım 2026 tarihli etkinlik afişinin “Konsept ve kurallar” bölümünde kostüm veya makyajın zorunlu olduğu, korku temalı dekorlar, kostüm yarışması ve sürpriz gösteriler bulunacağı belirtilirken “yaş sınırı yoktur” ifadesi dikkat çekiyor. Afişte “ilk kokteyl bizden” duyurusu da var; ancak içeceğin içeriği açıklanmıyor. Görsele eşlik eden mesajlarda Begoviç içindeki bir kafe, DG Kafe, Hayal Kahvesi, Lotus Bungalov ve NS Cafe adları geçiyor; bu işletmelerin söz konusu etkinlikle bağlantıları henüz doğrulanmış değil. Valiliğimiz ve ilgili kurumlarımız, duyurunun kaynağını, organizatörünü ve yapılacağı mekânı açıklığa kavuşturarak özellikle çocukların katılımı, sunulacak içerikler ve güvenlik koşulları bakımından gerekli incelemeleri yapmalıdır.
