Kahramanmaraş’ta yaşanan olay, yalnızca bir şehri değil, koskoca bir ülkenin yüreğine ateş düşürdü. Bir okulda meydana gelen bu vahşi durum, vicdan sahibi herkesin tüylerini diken diken etti. Çünkü söz konusu olan, hayatlarının baharında, daha yolun başında olan o masum çocuklardı.
Küçücük körpe kuzular, güvenli olması gereken bir ortamda, eğitim yuvasında hayattan koparıldı. Oysa okul; umut demekti, gelecek demekti, hayatın en masum başlangıç noktasındaydı. Ama şimdi o duvarların içinde yankılanan şey ne kahkaha ne de umut…
Sadece tarifsiz bir acı, derin bir sessizlik…
Bu acı sadece Maraş’ın değil. Bu acı, bu ülkenin her bir ferdinin yüreğine dokundu. Çünkü bir çocuğun kaybı, insanlığın kaybıdır. Her birimizin evinde, kalbinde, hayallerinde bir parça eksildi.
Peki, şimdi ne olacak?
Sadece yas tutmak mı? Sadece birkaç gün konuşup unutmak mı? Yoksa bu acının arkasındaki ihmalleri, eksiklikleri, sorumlulukları sorgulamak mı?
Çocuklarımızı emanet ettiğimiz yerlerin gerçekten güvenli olup olmadığını sorgulamak zorundayız. Eğitim sadece bilgi vermek değildir; aynı zamanda hayatı korumaktır. Ve bu sorumluluk, herkesin omuzlarındadır.
Bugün Maraş ağlıyor… Ama aslında Türkiye ağlıyor.
Ve bu gözyaşları, eğer ders alınmazsa, “Allah korusun” yarın başka şehirlerde de akmaya devam edecek. Artık susma değil, sorgulama zamanı. Artık unutma değil, yaşanan hatalardan ders çıkarma zamanı.
Çünkü kaybedilen her çocuk, geleceğimizden koparılan bir parçadır.
Bu nedenledir ki; özellikle ebeveynlerde yani anne ve babalarda sorumluluk kavramı ön planda olmalı. Aslında aile içi bir sosyal sorumluluk projesi olduğunun farkında olmalı aileler. Yoksa topluma kazandıracakları her bir birey davranışları olumlu ve sağlıklı bir şekilde, bilinçli yetiştirilmezse bu tür olumsuzluklar yaşanmaya devam eder maalesef.
Memleketim Kahramanmaraş’ta yaşanan bu vahim durum hepimizi derinden üzmüştür. İnşallah bir daha hiçbir yerde bu tür olaylar yaşanmasın dileğimle.
Benden Yazması…
