Akın OZAN
Köşe Yazarı
Akın OZAN
 

DÜĞÜNDEN SONRA YAŞANAN GARABETLER VE ‘EL NE DER’ PUTUMUZ…

Geçtiğimiz hafta yazdığım ‘Düğün mü yapıyoruz yoksa kadınlar günü mü?’ başlıklı yazım o kadar ses getirdi ki bana yazılan mesajlardan ve bizzat arayanların sözlerinden anladım ki bu dert gerçekten milletin kanayan yarası ama bizim ‘EL NE DER’ adında ki PUT’umuz yüzünden kimse sesini çıkaramıyor. Konuşulanlardan anladım ki yazımın birazını eksik yazmışım onun için bu yazımda not aldığım eksikliklerden bahsedeceğim. Değerli dostlar daha öncede yazdığım gibi; Türk kültüründe düğünler, mutluluğun paylaşıldığı, toplumsal dayanışmanın ve yardımlaşmanın en güçlü sergilendiği etkinliklerdir. Yardımlaşma çeyiz hazırlığından başlar, komşu kadınlarımızın düğün evinde İMCE usulü yemek hazırlaması, komşularımızın ve yakınlarımızın gelenlere hizmet etmesi, hatta dışarıdan gelen misafirleri yatırmak için evlerine götürmesi ile devam eder ve genellikle yine komşuların ve yakınların hep birlikte düğün evini temizlemesi ile biter. Düğüne davet edilenlerde düğün sahibine DESTEK OLMAK için altın, para veya ev eşyası hediye ederler (ki burada herhangi bir zorunluluk veya şu kadar meblağ diye bir şey yoktur sadece gelip ‘Hayırlı olsun’ denilmesi bile düğün sahibini memnun edecektir) buradaki amaç düğün evinin masraflarına katkı sağlamak ve yeni yuva kuran çifte destek olmaktır. Dedikten sonra gelelim eksik yazdığımız ve yazımızı okuyanların bizlere hatırlattıklarına; MESELE 1- Düğüne getirilen para, altın veya eşya hediye olup hiçbir zaman istenmez, Gelin ve Damat ‘Banka mı’ ki siz yatırım yapar gibi ‘Evde duracağına onlarda dursun diyerek’ getirip takıyorsunuz. Hediye istenmez, istenecekse hediye olmaz hediye değilse, senden de borç istenmemişse koska koska sanki hediyeymiş gibi anons ettirerek hiçbir şey takılmaz. Ya da şöyle yapalım (bu bir öneridir) taktığı şeyi anons ettiren veya bir yerlere yazdıran kişi borç mu, hediye mi? onu da söylesin yani anons eden ‘falancadan borç olarak bir çeyrek altın’ veya ‘falancadan hediye olarak bir çeyrek altın’ desin veya not defterine yazdırsın, Bu işin içinden ancak böyle çıkabiliriz. MESELE 2- Adam düğün yapmış, düğün yatırımcıları da(!) getirmiş bir şeyler takmış sonra gelin damat almış altınları gitmiş başka bir memlekete işine gücüne bakmaya, o yatırım yapanlar (altın takanlar) başlamışlar kendi çocuklarını evlendirmeye ve bekliyorlar altın taktıkları kişiler getirsin de kendi çocuklarına altın taksın. İyide kardeşim senin altın taktığın gelin ve damat çoktan altınları alarak ADDAYA gitti. Eee size bana borç altın takın demeyen kişi, yani baba ne oldu? sizin gözünüzde size borçlandı yahu iyide bu adam mı dedi gelin benim çocuğuma borç altın takın diye? Şimdi sorarım size çocuğunu evlendiren kişi taksitle aldığı çeyizin paralarını mı ödesin, Tuttuğu düğün salonunun parasını mı ödesin, düğün için bankadan çektiği krediyi mi ödesin yoksa sizin kafanıza göre getirip taktığınız borç altınlarınızı mı ödesin. Söyleyin ne yapsın? MESELE 3- Peri Padişahlarının kızını bile kıskandırıp, gölgede bırakacak şatafatta yapılan düğünler. Biliyor musunuz bilmem ama son yıllarda maalesef boşanmalar evliliklerin önüne geçti. (İnanmayan açsın TÜİK verilerine baksın) Peki bunun sebebi nedir? Mahkeme kararlarına bakılırsa çoğunluğu ‘Şiddetli Geçimsizlik’. Peki kaynağı nedir? İşte bu boşanmaların çoğunluk sebebi düğünlerimizin düğün olmaktan çıkarılıp, etine buduna bakmadan gösteriş yapacağım diyerek, birileri ‘Ay ne kadar muhteşem bir düğün’ desin diye gırtlağa kadar gelen borçlar, bu borçlardan mütevellit kavgalar ve sonrasında da aile mahkemelerinde yaşanan boşanmalar ve ortada kalmış çocuklar. Yahu arkadaş düğünden amaç kıyılan nikahın dostlar tarafından da bilinmesi ve mutluluğa ortak olunması ama yok, biz birileri eğlensin ve ne güzel düğünmüş desin diye düğün yapıyoruz, dostlarımızda mutluluğumuzu paylaşmak için değil de borç vermek için gelince ortaya da böyle olumsuzluklar ve istenmeyen durumlar çıkıyor. MESELE 4- Geçenlerde bir sokak röportajında gördüm bizim gençlerimiz Kızlarımızda erkeklerimizde ‘EVLENMEKTEN’ korkuyor. Sebebi sorulduğunda da ‘Abi bugün düğün yapmak için neredeyse 1 Milyon lira harcamak lazım biz nereden bulalım o kadar parayı’ diyorlar. Aslında çocuklarımız yerden göğe kadar haklıda şu ‘Gösteriş budalası, el ne der putuna tapan ebeveynlerini’ bir türlü ikna edemiyorlar. Ebeveyniler birbirlerini yani erkek tarafı kız tarafını, kız tarafı erkek tarafını nasıl iflas ettirelim derdine düşünce yavruların diyecek bir sözü kalmıyor. … Hasılı dostlar aslında yazacak daha çok şey varda biz sadece şu 4 maddeyi düzeltsek inanın düze çıkarız. Ama nerde??? Bizler dinimizin emrettiği gibi yaşamadığımız için, yaşadıklarımızı dinimiz emretmiş gibi yapıyoruz. Oysa dinimizde gösteriş, şatafat, israf, kibir ve riya kesinlikle ve kesinlikle yasaklanmıştır. İslam dini, gösteriş amaçlı harcamalardan ve aşırı lüksten uzak durmayı, bunun yerine sade, kanaatkâr ve ölçülü bir yaşam sürmeyi emreder ve insanlara da ‘Kolaylaştırın zorlaştırmayın’ der. (NOT: Bunlar Müslümanlar için, inanmayanlara bir şey demiyoruz) Kısacası dostlar gösterişli düğünler ve abartılar, yeni evlenecek çiftleri ve aileleri ağır borç yükü altına sokmakta ve bu durum aile huzurunu daha başlangıçta olumsuz etkilemektedir. Buna birde ‘Hediye’ gibi getirilip ‘Borç verilmiş’ gibi tekrar istenenleri de eklerseniz ucu nerelere varır siz düşünün. Düğün yapmakta esas olan ise gösterişli eğlenceler değil, nikahın duyurulması ve hayır dualarının alınmasıdır ve bunu yapmanın en güzel yolu da Peygamber (s.a.v.) efendimizin ‘evliliklerde mütevazı bir yemek verilmesini isteyen’ tavsiyesine uymaktır.   Görüşmek umuduyla Akın OZAN.    
Ekleme Tarihi: 14 Temmuz 2026 -Salı
Akın OZAN

DÜĞÜNDEN SONRA YAŞANAN GARABETLER VE ‘EL NE DER’ PUTUMUZ…

Geçtiğimiz hafta yazdığım ‘Düğün mü yapıyoruz yoksa kadınlar günü mü?’ başlıklı yazım o kadar ses getirdi ki bana yazılan mesajlardan ve bizzat arayanların sözlerinden anladım ki bu dert gerçekten milletin kanayan yarası ama bizim ‘EL NE DER’ adında ki PUT’umuz yüzünden kimse sesini çıkaramıyor.

Konuşulanlardan anladım ki yazımın birazını eksik yazmışım onun için bu yazımda not aldığım eksikliklerden bahsedeceğim.

Değerli dostlar daha öncede yazdığım gibi; Türk kültüründe düğünler, mutluluğun paylaşıldığı, toplumsal dayanışmanın ve yardımlaşmanın en güçlü sergilendiği etkinliklerdir.

Yardımlaşma çeyiz hazırlığından başlar, komşu kadınlarımızın düğün evinde İMCE usulü yemek hazırlaması, komşularımızın ve yakınlarımızın gelenlere hizmet etmesi, hatta dışarıdan gelen misafirleri yatırmak için evlerine götürmesi ile devam eder ve genellikle yine komşuların ve yakınların hep birlikte düğün evini temizlemesi ile biter.

Düğüne davet edilenlerde düğün sahibine DESTEK OLMAK için altın, para veya ev eşyası hediye ederler (ki burada herhangi bir zorunluluk veya şu kadar meblağ diye bir şey yoktur sadece gelip ‘Hayırlı olsun’ denilmesi bile düğün sahibini memnun edecektir) buradaki amaç düğün evinin masraflarına katkı sağlamak ve yeni yuva kuran çifte destek olmaktır.

Dedikten sonra gelelim eksik yazdığımız ve yazımızı okuyanların bizlere hatırlattıklarına;

MESELE 1- Düğüne getirilen para, altın veya eşya hediye olup hiçbir zaman istenmez, Gelin ve Damat ‘Banka mı’ ki siz yatırım yapar gibi ‘Evde duracağına onlarda dursun diyerek’ getirip takıyorsunuz. Hediye istenmez, istenecekse hediye olmaz hediye değilse, senden de borç istenmemişse koska koska sanki hediyeymiş gibi anons ettirerek hiçbir şey takılmaz.

Ya da şöyle yapalım (bu bir öneridir) taktığı şeyi anons ettiren veya bir yerlere yazdıran kişi borç mu, hediye mi? onu da söylesin yani anons eden ‘falancadan borç olarak bir çeyrek altın’ veya ‘falancadan hediye olarak bir çeyrek altın’ desin veya not defterine yazdırsın, Bu işin içinden ancak böyle çıkabiliriz.

MESELE 2- Adam düğün yapmış, düğün yatırımcıları da(!) getirmiş bir şeyler takmış sonra gelin damat almış altınları gitmiş başka bir memlekete işine gücüne bakmaya, o yatırım yapanlar (altın takanlar) başlamışlar kendi çocuklarını evlendirmeye ve bekliyorlar altın taktıkları kişiler getirsin de kendi çocuklarına altın taksın.

İyide kardeşim senin altın taktığın gelin ve damat çoktan altınları alarak ADDAYA gitti. Eee size bana borç altın takın demeyen kişi, yani baba ne oldu? sizin gözünüzde size borçlandı yahu iyide bu adam mı dedi gelin benim çocuğuma borç altın takın diye?

Şimdi sorarım size çocuğunu evlendiren kişi taksitle aldığı çeyizin paralarını mı ödesin, Tuttuğu düğün salonunun parasını mı ödesin, düğün için bankadan çektiği krediyi mi ödesin yoksa sizin kafanıza göre getirip taktığınız borç altınlarınızı mı ödesin. Söyleyin ne yapsın?

MESELE 3- Peri Padişahlarının kızını bile kıskandırıp, gölgede bırakacak şatafatta yapılan düğünler. Biliyor musunuz bilmem ama son yıllarda maalesef boşanmalar evliliklerin önüne geçti. (İnanmayan açsın TÜİK verilerine baksın)

Peki bunun sebebi nedir? Mahkeme kararlarına bakılırsa çoğunluğu ‘Şiddetli Geçimsizlik’. Peki kaynağı nedir? İşte bu boşanmaların çoğunluk sebebi düğünlerimizin düğün olmaktan çıkarılıp, etine buduna bakmadan gösteriş yapacağım diyerek, birileri ‘Ay ne kadar muhteşem bir düğün’ desin diye gırtlağa kadar gelen borçlar, bu borçlardan mütevellit kavgalar ve sonrasında da aile mahkemelerinde yaşanan boşanmalar ve ortada kalmış çocuklar.

Yahu arkadaş düğünden amaç kıyılan nikahın dostlar tarafından da bilinmesi ve mutluluğa ortak olunması ama yok, biz birileri eğlensin ve ne güzel düğünmüş desin diye düğün yapıyoruz, dostlarımızda mutluluğumuzu paylaşmak için değil de borç vermek için gelince ortaya da böyle olumsuzluklar ve istenmeyen durumlar çıkıyor.

MESELE 4- Geçenlerde bir sokak röportajında gördüm bizim gençlerimiz Kızlarımızda erkeklerimizde ‘EVLENMEKTEN’ korkuyor.

Sebebi sorulduğunda da ‘Abi bugün düğün yapmak için neredeyse 1 Milyon lira harcamak lazım biz nereden bulalım o kadar parayı’ diyorlar.

Aslında çocuklarımız yerden göğe kadar haklıda şu ‘Gösteriş budalası, el ne der putuna tapan ebeveynlerini’ bir türlü ikna edemiyorlar.

Ebeveyniler birbirlerini yani erkek tarafı kız tarafını, kız tarafı erkek tarafını nasıl iflas ettirelim derdine düşünce yavruların diyecek bir sözü kalmıyor.

Hasılı dostlar aslında yazacak daha çok şey varda biz sadece şu 4 maddeyi düzeltsek inanın düze çıkarız.

Ama nerde???

Bizler dinimizin emrettiği gibi yaşamadığımız için, yaşadıklarımızı dinimiz emretmiş gibi yapıyoruz.

Oysa dinimizde gösteriş, şatafat, israf, kibir ve riya kesinlikle ve kesinlikle yasaklanmıştır. İslam dini, gösteriş amaçlı harcamalardan ve aşırı lüksten uzak durmayı, bunun yerine sade, kanaatkâr ve ölçülü bir yaşam sürmeyi emreder ve insanlara da ‘Kolaylaştırın zorlaştırmayın’ der. (NOT: Bunlar Müslümanlar için, inanmayanlara bir şey demiyoruz)

Kısacası dostlar gösterişli düğünler ve abartılar, yeni evlenecek çiftleri ve aileleri ağır borç yükü altına sokmakta ve bu durum aile huzurunu daha başlangıçta olumsuz etkilemektedir. Buna birde ‘Hediye’ gibi getirilip ‘Borç verilmiş’ gibi tekrar istenenleri de eklerseniz ucu nerelere varır siz düşünün.

Düğün yapmakta esas olan ise gösterişli eğlenceler değil, nikahın duyurulması ve hayır dualarının alınmasıdır ve bunu yapmanın en güzel yolu da Peygamber (s.a.v.) efendimizin ‘evliliklerde mütevazı bir yemek verilmesini isteyen’ tavsiyesine uymaktır.

 

Görüşmek umuduyla

Akın OZAN.

 

 

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve marasgunebakis.com.tr sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.