Sevgili dostlar uzun bir aranın ardından toplumun kanayan yarası haline gelen ama ne hikmetse kimsenin sesini dahi çıkarmaya cesaret edemediği bazı meseleler üzerine sizlerle dertleşmek istedim.
İşte ilki; DÜĞÜNLER VE SONRASINDA YAŞANAN GARABET.
Bizim gençliğimizde ki düğünler (ki yaşım 56) ile şimdiki düğünleri kıyasladığın zaman elma ile armut gibi değil, bildiğin elma ile muz gibi keskin çizgiler ile birbirinden ayrılıyor ve işin garip tarafı bizde bunu normal karşılıyoruz veya karşılamak zorunda kalıyoruz sanki.
Bir araya gelip bu sorunları konuştuğumuzda herkes hak veriyor ama toplumun içine girince o hak verdiklerimizi neredeyse tu kaka ilan ediyoruz.
Neyse gelelim asıl meseleye.
Şimdi sizden ricam girin Google’a sorun Türk düğünlerini.
Yahu elin gavuru bile bakın bizim düğünler için ne diyor; “Türk kültüründe düğünler, toplumsal dayanışmanın ve birlikteliğin en güçlü sergilendiği etkinliklerdir. YARDIMLAŞMA genellikle hazırlık (çeyiz, yemek pişirme, temizlik) aşamasında başlar. Düğün sahibine DESTEK OLMAK İÇİN altın, para veya ev eşyası hediye edilir.
Düğün evinin masraflarına katkı sağlamak ve yeni yuva kuran çifte destek olmak amacıyla para veya altın takılır.”
Evet şimdi gelelim meseleye şu yukarıda ki tanım da, yani elin gavurunun yaptığı tanım da siz hiç ‘DÜĞÜN SAHİBİNE DESTEK OLMAK İÇİN BORÇ ALTIN TAKILIR VEYA BORÇ PARA VERİLİR’ diye bir tanımlama okudunuz mu? Hayır
Okuyamazsınız çünkü bu bizim gelenek, görenek, adet, anane, töre ne derseniz deyin hepsine ama hepsine aykırı.
Eskiden düğüne gelenler ‘Hayırlı olsun’ diyerek düğün sahibine yardım için gönlünden ne koparsa, kimisi zarf içine koyar (ama asla zarfın üzerine isim yazmaz), kimisi avucunun içinden kimseye göstermeden ‘Azımızı çoğa say’ diyerek cebine sokar, düğün sahibi kimin kaç para verdiğini bile bilmezdi çünkü bu para kişinin gönlünden koparak gelen ve düğün sahibine yardım için verilen destek parasıydı.
Bazen de (bizim oralarda) toplu yemek verilir, yemek anında yemek masasında bir sini gezer ve insanlar siniye attıkları paralar ile düğün sahibine desteklerini gösterirlerdi. Kimin kaç para attığını kimse bilmez, en sonunda o sinide kaç para toplanmışsa paranın toplamı söylenerek gelen misafirlere teşekkür edilirdi.
Sonra ne oldu? Nasıl oldu bilinmez bizim bu güzel hasletlerimiz değişmeye başladı, takılan altınlar ve paralar isim söyleyerek anons edilmeye başlandı, sonra o takılan paralar ve altınlar liste yapılmaya….
Neden liste yapıyorsunuz dediğimizde de o bize şunu takmış bende karşılığında taktığını takacağım işte onun için liste yapıyorum dendi.
İşin daha da kötü tarafı düğüne davet edildiği için bir şeyler takan kişide bir beklenti içine girdi (Ben çeyrek taktım oda taksın gibi) iyide kardeşim o adam seni düğününe davet ederken ‘BORÇ ALTIN YA DA PARA MI İSTEDİ’ hayır.
Sen getirdin cebine hayırlı olsun diyerek 500 TL soktun da düğün sahibi sana ‘Bana nasıl bu kadarcık para getirirsin mi’ dedi? Hayır.
Peki sen bu adama neden altın taktın veya para verdin ve neden onun birebir karşılığını istiyorsun?
Sen kadınların günü gibi düğünü gün mü sandın ki getirdiğin şeyi aynen ve bire bir istiyorsun?
Eeee şimdi nerede kaldı şu yukarıda bahsettiğim düğün sahibine destek, sen bunu yaparak düğün sahibine yani seni en mutlu gününde yanında görmek isteyip ‘Mutluluğumuzu paylaşır mısın’ diyen dostuna mutlu gününde borç para ya da altın vermekten başka ne yapmış oldun?
Soruyorum Onun mutluluğunu mu paylaştın, ona borç mu verdin?
Ya da o senden borç mu istedi?
Bunu şunun gibi düşünüyorum varlıklısın evine misafir davet ediyorsun ve pirzolalar, kebaplar havada uçuşuyor ve günün sonunda sende bir beklenti içine giriyorsun ‘Ben onu evimde ağırladım oda beni ağırlamak zorunda’ gibi haydi tamam buna da evet dedik ve o senin kadar varlıklı olmayan dostun seni yemeğe davet etti bir gittin ki o senin gibi yapmayıp evinde olan Bulgur ile pilav yapmış, yanına da salata ve cacık.
Şimdi sen bu dostuna ‘yahu ben sana pirzola yedirdim bunu kabul etmiyorum’ mu dersin? Yoksa misafir umduğunu değil bulduğunu yer deyip sofranın tadını mı çıkarırsın.
Bana göre ikincisi daha makbul ama maalesef insanlarımız utanmayı bir tarafa bıraktığı için pirzolaya pirzola isteme pişkinliği gösteriyor, sanki misafiri çağırırken bunu konuşmuş gibi.
Bu olayı birde şöyle düşünelim ben zenginim davet edildiğim düğüne farz edelim bilezik götürmüşüm ve yine aynı ben bu kez bilezik götürdüğüm gariban dostumdan aynı bileziği getirmesini bekliyorum yahu adam onu alacak parayı nereden bulsun, kaldı ki adam seni düğününe borç altın takasın diye değil mutluluğuna ortak olasın diye çağırmış.
Hasılı dostlar bunları duydukça o kadar utanıyorum ki sormayın gitsin.
Yahu ben dostumun düğününe beni davet ettiği için gidiyorum, o anki durumuma göre de hediyemi alıp götürüyorum ve hiçbir beklenti içine girmeden de o desteğimi anamın ak sütü gibi helal ediyorum.
Götürdüğü hediyeyi tekrar bekleyen bu görgüsüz utanmazlar ile bunu savunan ve buna çanak tutan kim varsa onları da kınım kınım kınıyorum.
Arkadaş ben düğünüme mutluluğumu paylaşacak, gönlünden kopanı getirecek, hiçbir şey getirmese dahi davetime icabet ederek sevincime ortak olacak dostlar istiyorum, düğünümde bana (sözüm ona hava atarak) getirdiği hediyeyi sanki ben ondan borç istemişim gibi bekleyen dostlar değil.
Yazımın ağır olduğunu düşünen ve bana hak vermeyen arkadaşlarıma da saygı duyuyor, eğer istiyorlarsa beni arkadaşlıktan çıkarma tavsiyesi ile herkese selam ve saygılar sunuyorum.
Görüşmek umuduyla…
Akın OZAN
